1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Eyyam-i Bahur günleri
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Eyyam-i Bahur günleri

A+A-

                       Eyyam-i Bahur günleri

 

Diyarbakır’ın  insanlara “Of” çektiren sıcakları yetmezmiş gibi, bu günlerden başlayarak, bir hafta boyunca eskilerin “Eyyam-i Bahur” dedikleri daha sıcak günleri yaşamaya başladık.

Asırlardır hükmünü sürdüren, insanları bunaltan, “Eyyam-i Bahur”  ağustos’ta başlayan mevsimin en sıcak günleridir.

Bu geleneksel sıcak günlerle ilgili hemen her toplumda çeşitli inanışlar vardır.

Eski Roma döneminde, Hıristiyanlık öncesinde  bu günler uğursuz sayılırdı. Bu uğursuzluğu defetmek için de tapınaklarda düzenlenen törenlerde tanrılara “kırmızı köpek” kurban edilirmiş.

Romalılar bu batıl inançlarını  Hıristiyanlığı kabul edinceye kadar devam ettirmişler…

,,,,,,,,,,,,,

Bu yıl  bazı yörelerimiz sıcaktan kavrulurken,  bazı yerler günler süren aşırı yağışlara teslim oldu…

Her şeye rağmen bunaltıcı sıcaklar yüksek nemle bunaltmaya devam ediyor.

Yüksek nem oranı, mevcut sıcaklığı en az 4-5 derece fazla hissettirdiğini söylüyor uzmanlar.

Bu da kuşkusuz  insan yaşamı için ciddi bir tehlike oluşturuyor.

Hastanelerimiz sıcaktan bayılanlarla, yüksek tansiyon hastaları ve kalp krizi geçirenlerle dolup taşıyor.

Uzmanlarımız sıcaklığın en üst düzeyde olduğu öğle saatlerinde insanların dışarı çıkmamasını, hele de yüksek tansiyon ve kalp hastalarının kesinlikle güneşte dolaşmamalarını salık veriyorlar ..

Kuşkusuz sıcaklar bu yıla mahsus değil.

Eskiden de sıcaklar vardı. Hem de ünlü sıcaklar. Ve Diyarbakır, sıcakları ile ünlü bir ilimizdir.

Eskiden Diyarbakır’da sıcaklar gerçekten zorlu geçerdi.

Sur içine sıkışmış evlerde, dükkanlarda temmuz, ağustos sıcaklarında insanlar dışarıda gezemez, doğru, dürüst çalışamazdı.

Büyüklerimiz, Diyarbakır’daki sıcağın şiddetini anlatabilmek için “Cehennem her halde bizim Diyarbekir’in altına kurulmuş” derlerdi...

Sıcağın şiddetini arttırdığı öğle saatlerinde belediye hoparlörlerinden sürekli olarak anonslar yapılır, insanların güneşte gezmemesi istenirdi. Hele de Ağustos ayındaki Eyyam-i Bahur günlerinde belediyenin maaşlı münadileri (yani tellalları) çarşıları pazarları gezer esnaf ve tüccarı aşırı sıcağın hüküm sürdüğü saatlerde açıkta uyumamaları konusunda uyarırlardı.

İşyerlerinde iple örülmüş kürsülerde oturan esnaf, bir yanda maşrapalarla serinlesin diye dükkanlarının önünü sularken, bir yandan da ellerine geçirdikleri karton parçasını sallaya sallaya serinlemeye çabalarlardı...

Sıcak saatlerde insanlar kendilerini kentin çeşitli semtlerindeki havuzlara atardı...

Tatil günlerinde de Dicle kıyıları mahşer yerine dönerdi. 

Sur içi Diyarbakır’da özellikle yaz geceleri çok sıcak geçerdi.

Halk geceleri damlarda kurulan, etrafı SITARA dediğimiz beyaz capon beziyle sarılı tahtlarda yatardı.

Ayrıca da halkın bir bölümü bağlara, bir bölümü Mardinkapı dışındaki köşklere giderken, bir bölümü de Dicle kıyısında bostanlarda, yani karpuz tarlalarında kamıştan yapılma  hüllelerde geçirirdi gecelerini.

Yazlıkların çoğu Bağlar semtindeydi. Kentte yaşayan ailelerin çoğunun yazlık köşkleri de buradaydı.

Bağlarda köşkü olan her ailenin mutlaka bir eşeği vardı. Eşeğin üzerindeki süslü heybelere günlük sebze, meyve, et, ekmek gibi ihtiyaç maddeleri yüklenir sonra da üzerine binilir yola çıkılırdı.

Akşama yakın saatlerde bağlara giden İstasyon yolu eşekli insanlarla dolardı. 

Gençler yol boyunca eşeklerini yarıştırır, bu da ayrı bir eğlence olurdu.

Ailenin çalışan erkekleri sabah erken saatlerde yine eşeklerine binerek kent merkezine dönerdi.

Bu arada eşekler gün boyu işyerlerine yakın hanlarda bekletilirdi.

Kentin zengin ailelerinin bağlardan başka Gazi Köşkü yakınlarındaki sırtlarda köşkleri vardı.

Bunların bazıları köşklerine yaylı arabalarla ya da faytonla giderlerdi.

Bağlarda aileler arasında çok sıcak ilişkiler vardı. Yemekten sonraki saatlerde köşklerin avlularında toplanılır, çeşitli eğlenceler düzenlenirdi.

Kısaca, bunaltıcı sıcaklara karşın Diyarbakır’da sosyal yaşam çok renkli ve canlıydı…

 

 

 

 

Bu yazı toplam 750 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.