1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Fikret Otyam için
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Fikret Otyam için

A+A-

 

  

Ölümü yazmak ne kadar zor.

Hele de bir arkadaşınızın, bir dostunuzun ardından.

Bu duyguyu ilk, yıllar önce bir 16 Şubat günü Ankara-Adana yolunda geçirdiği bir trafik kazasında ölen candan arkadaşım, şair Sezai Yılmaz’ın haberini aldığımda yaşamıştım.

O gün;

“Ne yaşına ne gözyaşına bakar,

Mevsimi değilmiş, ne çıkar.

Ecel dost bağına hasar hasada girdi…” demişim.

Sonra diğer dostlar öldüğünde.

Şair Necip Başak, şair Tahsin Hevedanlı, Gazeteci Aziz Korkmaz, Araştırmacı Adil Tekin, Ecz. Zeyyat Cizreli, Gazeteci Ziya Aksoy, Av. Şevket Beysanoğlu, Dr. Ekrem Ersöz,  Gazeteci Ertan Yurttaş, Prof. Dr. Mebrure Değer, Edebiyatçı Şair Av. İhsan F.Biçici, Dr. Muzaffer Karadede ve başkaları…

Her birinin acısı ayrı yaktı yüreğimi.

………..

Fikret Otyam’la Cumhuriyet’e geldiği  1962 yılında tanıştık.

Hoş daha önceden de bilirdim Otyam’ı.

Dünya Gazetesi’nde yayımlanan Güneydoğu röportajlarından.

1950’lı yıllarda İstanbul gazetelerinde Doğu-Güneydoğu röportajları modası başlamıştı.

1953 yılı Temmuzunda Diyarbakır’a gelen Yaşar Kemal, kent  merkezini ve bazı köyleri dolaşmış, tespit edebildiği tarikat şeyhleriyle tanışmış, bazı mahallelerde faaliyet gösteren yasadışı Kur’an kurslarına girmiş, bazı tarikatların ayinlerine katılmış, bunları Cumhuriyet Gazetesinde yayımlatmıştı…        

Denilebilir ki, Yaşar Kemal “Kent Röportajları”nı o yıllarda başlatan ilk gazetecidir. Yaşar Kemal’in böylesi “Kent Röportajları” geniş yankı bulunca sonraki yıllarda başka İstanbul  ve Ankara gazeteleri de yazarlarını Anadolu’ya saldılar. Böylece Doğu ve Güneydoğu ağırlıklı Anadolu Röportajları sıklıkla gazetelerde yayımlanır oldu.

Ankara Zafer Gazetesi’nden Metin Toker, Dünya Gazetesi’nden Fikret Otyam, Milliyet Gazetesi’nden Necmi Onur, Ümit Deniz, Vatan Gazetesi’nden Kemal Aydar, Akşam Gazetesi’nden Mete Akyol, Doğu ve Güneydoğu röportajlarıyla ünlendiler…

O yıllarda yabancı ajanslar da Suriye ve Irak olayları nedeniyle bölgeye ilgilerini yoğunlaştırmışlardı. Bu ajansların temsilcileri de sıklıkla bölgeye geliyor, Diyarbakır’ı mesken tutarak çalışmalarını yürütüyorlardı.  Amerikan Assocıated Press Ajansı İstanbul Temsilcisi dostum Firuz Makulu da sık sık Diyarbakır’a geliyor, bölgedeki olayları, en çok da Suriye ve Irak’taki gelişmeleri dünyaya duyuran haberler yapıyordu…

Fikret Otyam da 1962 yılında Cumhuriyet Gazetesi’ne geçtikten sonra sıkça Diyarbakır’a gelir oldu. Her gelişinde Cumhuriyet’in Diyarbakır Bürosu’nda kalıyor, bazen beraber, bazen de yalnız bölgeyi geziyor olayları izliyor, röportajlar yapıyordu. O yıllarda Karayolları, Toprak Su ve DSİ Bölge Müdürleri, gazetecilere çok yardımcı oluyor, sağladıkları araçlarla bölgeyi gezmemiz mümkün oluyordu…

Fikret Otyam, 1963 yılı ortalarında Diyarbakır’a geldiğinde, tesadüf, Çermik’in Musikan Köyü’nde iki aile arasında kan davası sonucu insanlar öldürülmüş, her iki taraftan da dağa insanlar çıkmıştı.

Jandarma Komutanı Yarbay Kadri Ergünhan’ın köye gideceği haberini alınca o sırada Cizre yolunda olan Fikret’i  geri döndürerek Musikan’a yönlendirdim.

Fikret, vardığında yüzlerce jandarmanın köyü adeta işgal ettiğini, küçük, büyük

demeden tüm köylülerin jandarma zoru ile bir meydanda toplandığını, yaşlı

genç herkesin falakadan geçirildiğini görür.

Meydanda toplanmış kadınların çocukların karşısında falakaya yatırılan köylülerin ayakları mavzerin askılarından geçiriliyor, iki er mavzeri birer ucundan tutarken bir üçüncüsü de elindeki kalın sopa ile habire vuruyordu. Köylülerin yürek yakan feryadı dağlarda yankılanıyordu…

Ne garip, kimse Fikret Otyam’ın bu acı veren manzaranın fotoğraflarını çekmesine aldırmıyordu bile . Hatta bir ara Komutan Ergünhan da adeta poz verircesine falakaya bizzat katılmış o da yerde yatan köylünün yalvarmalarına aldırmadan vurmuştu.

Fikret Otyam, köyden büroya döndüğünde hala olayın şokunu yaşıyordu.  Fotoğrafları acele ile gazeteye (Uçakla) kargo olarak gönderdik.

Olay ertesi gün Cumhuriyet’te tam sayfa yayımlanınca, Türkiye adeta sallandı. Jandarma Komutanı görevden alındı, hakkında soruşturma açıldı… Fikret’in röportajı ve çekilen falaka fotoğrafları diğer gazetelerin köşe yazarları tarafından  günlerce konu edildi. Bu konu vesilesiyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki devlet baskısı, antidemokratik uygulamalar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşındı…

Fikret’le sonraki yıllarda da sık sık bir arada olduk, beraber çalıştık.

Son olarak 11 Haziran 1973 günü Kızıltepe’de Türk ailesi ile Kahraman ailesi arasındaki kan davası sonucu meydana gelen ve 12 kişinin öldürüldüğü silahlı çatışmayı izledik…

Olay, vefat eden Kızıltepeli hakim stajyeri Emin Gezen’nin taziyesinden çıkan Türk ailesi mensupları, aynı anda taziyeye gelmekte olan ilçe Belediye Başkanı Abdurrahman Kahraman ile Babası AP İlçe Başkanı Şeyh Ömer Kahraman ve adamları ile karşılaşmaları sonucu meydana gelmişti. Birbirine hasım iki grup karşılaşınca silahlarını çekip çatışmışlardı.

Sonuçta her iki taraftan 12 kişi hayatını kaybetti ve 5 kişi de yaralandı…

Biz, rahmetli Aziz Korkmaz’la olayı izlerken, Fikret Otyam o sırada kızıyla birlikte Mardin Valisi Ergun Gökdeniz’in davetlisi olarak Mardin’e gidiyorken Kızıltepe’ye uğramıştı… 

……..

İyi bir gazeteci, iyi bir dost, iyi bir “CAN” dı Fikret Otyam…

Sevgili dostum, Fikret Otyam’ın ölüm haberi de bu ağustos sıcağında  beter bir kor oldu, yüreğimi yaktı.

Son görüşmemiz Adana’da oldu. Eşi Filiz hanımla sergiye gelmişti. Bol bol sohbet ettik. Geçmişi andık.

Işıklar içinde yatsın...

 

Bu yazı toplam 9552 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.