1. YAZARLAR

  2. Zeynep ABBASOĞLU

  3. GENÇ ÇİFTİ DANSA DAVET EDİYORUZ
Zeynep ABBASOĞLU

Zeynep ABBASOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

GENÇ ÇİFTİ DANSA DAVET EDİYORUZ

A+A-

 

 

Haziran ayının düğün ayı olduğunu biliyordum ama en yakın arkadaşlarımdan birinin aniden bu haziran ayında bekârlığa veda edeceğini hiç aklıma getirmemiştim. Benim yakın arkadaşlarımın çoğu kronik bekârdır ya da ben yakın arkadaşlarımı daha çok bekârlardan seçiyor olabilirim. Bunu bilinçli bir şekilde yaptığımı zannetmiyorum ama evli arkadaşlarım bile, klasik evli çiftler gibi değillerdir. Bir plan, program yaptığımızda arıza çıkarmayacak eşlere sahiplerdir ve bence olması gereken de bu. İnsanın ailesinin yeri başka dostlarının yeri başka. İkisi de ayrı ayrı özen gerektiriyor.

Konu nerden mi buralara geldi? Merak ediyorum, haftaya pazar gününden sonra arkadaşımda nasıl bir değişiklik olacak ya da her şey eskisi gibi devam edebilecek mi?

Öncelikle şunu söylemeliyim, onu ilk tanıdığımda, yaklaşık yedi sene evvel, evlilik hazırlığı yapıyordu hatta çok kısa süre içinde nikâh masasına oturmayı düşünüyordu. Aklımda kalan, Beyrut’un gece hayatını görmek için gittikleri ve dönüşte nişanın bozulduğu idi. Ben bu hikâyede oğlan tarafı olduğum için “Gelin ata binmiş, ya nasip demiş” diyemeyeceğim.

Bunu takip eden zamanlarda arkadaşımın yakışıklı ve bekâr bir hukuk profesörü olmasının avantajlarını ben ve arkadaşlarım sonuna kadar kullandık. Bir yere gitmek istiyoruz ama kadın başımıza gitmek istemiyorsak hemen “Alo Hakan Yetiş” hattını arardık. Hakan bizim gece gezmelerimizin “Jokeri” gibi bir pozisyondaydı. Arada sırada kız arkadaşlarını da getirirdi ama çoğunlukla yalnız katılırdı bu gezmelere.

Gel zaman, git zaman tekrar nişanlandı ve ben artık “bu sefer oldu bu iş” diye düşünmeye başladım. Beni arayıp düzenli olarak gelişmeleri bildiriyordu. Koltuk takımlarının fotoğrafını atıyor, sence nasıl diye fikrimi soruyordu. Ben de artık kendime düğün için giyecek bir şeyler planlamalıydım. Derken bir cumartesi günü beni aradı ve hemen buluşmalıyız, dedi. Aklıma hiç gelmemişti yine vazgeçtiği, ta ki masada yüzüne bakana kadar... Yaramaz çocuk gibiydi ve esas bombayı henüz patlatmamıştı. Düğün için seçilen gelinlik gelinin ölçülerine göre ufak tefek tadilat gördüğü için iade kabul etmiyorlardı ve o gün yüklü miktardaki ödemeyi yapıp alması gerekiyordu markalı gelinliği. Beraber mağazaya gidip aldık kocaman gelinliği ve arabaya kadar zor taşıdık. Her şeyi düşünmüştü, “Ne olacak bu gelinlik?” dediğimde belediyeye hibe edeceğini söylemişti.

Bu dalga da böyle geldi geçti ve Allah’ın hakkı üçtür, sözündeki gibi üçüncüde turnayı gözünden vurdu sevgili arkadaşım. Bu kadar emin yazıyorum, çünkü geçen hafta nikâh kıyıldı ve artık bu pazar düğün derneği yağmur dışında hiç bir şey bozmasın, diye diliyorum.

Allah’ın hakkı üç derken, bazen, duruma göre artış da gösterebiliyor tabi ki. Babası beş kere evlenmiş birisi olarak bu sayıların öneminin olmadığını, mutluluk arayışının uzun bir yol olduğunu ve kaçıncı denemede “Bingo” denebileceğinin, denemeden bilinemeyeceğini düşünüyorum.

Çok evlilik yapmış insanların hikâyeleri de çok oluyor. Temmuz ayının ilk günü güzel ve yeni bir hikâyeye tanıklık etmek için Makedonya’ya gidiyoruz. Arkadaşımız dördünce kez evet ve nihayetinde “Bingo” diyecek gibi gözüküyor.

             Dostlarım da bana çekmiş galiba, ya hiç evlenmiyorlar, ya da hep evleniyorlar. Ortada makul bir yerde duran pek yok gibi. Bunları yazarken doksanlı yıllarda izlediğim romantik film kuşağının en sempatik örneklerinden olan “Dört nikâh, bir cenaze” filmini hatırlayıverdim. Hep düğünlerde buluşalım...

Bu yazı toplam 2570 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.