1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. GERÇEĞİN MASALCISI-SENNUR SEZER
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

GERÇEĞİN MASALCISI-SENNUR SEZER

A+A-

O diyor ki bana: 
— Sen kendi sesinle kül olursun ey! 
Kerem  gibi yana yana...

Ben diyorum ki ona: 
— Kül olayım 
Kerem gibi yana yana. 

 

 

       'Şiirin ve Umudun Yorulmaz İğnesi'  olarak nitelenen Sennur Sezer'i 7 Ekim 2015 tarihinde apansız yitirmiş bulunuyoruz. Sennur Sezer; emekçilerin, hayatı üreten ve yaratanların en büyük şairlerinden biriydi. Sennur Sezer, konuşacak çok sözü olan ama az, öz sözle anlatan bir yazı ve söz ustasıydı.

       Sennur Sezer'in şiiri ve tüm yazdıkları; toplumsal içerikli, yalın bir anlatıma sahip,  bilgi birikimini yansıtan, coşku ve umut dolu, kendine özgü bir şiir dili olan, yaratıcı, yeni ufuklar açan bir şiir ve anlatıdır.

 

     Sennur Sezer edebiyatın çeşitli türlerine olduğu kadar, halk hikayelerine ve çocuk masallarına da emek vermiş bir yazardı. 

 

      İnsanın varoluşuyla başlayan, yüzyıllardır anlatılan, halk kültüründe, sözlü ve yazılı anlatımda önemli yer tutan halk hikayelerini, çağdaş bir yorumla ve yeni bir dille yeniden yazan Sennur Sezer, her anlatılışında bir başka güzellik eklenen halk hikayelerinden üçünü, Şahmaran, Kerem İle Aslı ve Tahir İle Zühre'yi anlatmış bize. 

 

      Yaşadığımız coğrafyanın dününü, bugününü çok iyi bilen bir ozan, yüzyıllar öncesinden sözlü ve yazılı olarak günümüze kalan söylencelerden, masallardan , insanların insanlara yaptığı zulmü, aşkı, sevdayı, özlemi, dostluğu, kavuşamamayı anlatıyor.  Şiirlerinde kendisi de söylenceler yaratmış bir ozanın anlatısı ile yeniden yazılmış hikayeler.

 

 

     Şahmaran, başı insan gövdesi yılan olan bir söylence yaratığıdır.  Eskiden uğur getirmesi için Anadolu'da duvarlara  Şahmaran resimleri, Şahmaran'ın işlendiği duvar halıları asılırmış. Şahmaran, farsça yılanların şahı demek. Söylencelere göre, Şahmaran, Çukurova'da yaşamış bir yaratık. Bazı söylencelerde Tarsus'ta, bazılarında Misis'te yaşadığı anlatılmış. 

 

       Sennur Sezer anlatısında, Şahmaran'ın Misis'te yaşadığına ilişkin bir hikaye anlatıyor.  Günümüzün en iyi korunmuş kalelerinden olan Yılankale,  yöre halkı tarafından Şahmaran kalesi olarak da adlandırılmaktadır. Antik çağlardan kalan bir yerleşim merkezi olan Misis'te, Lokman Hekim'in Misis Köprüsü'nden geçerken ölümsüzlük ilacını kaybettiği rivayet edilmektedir. Sennur Sezer, " Gerçeğin Masalcısı" olarak  Lokman Hekim'i de söylencenin parçası yapan, gerçeğe en yakın söylenceyi yorumlayan bir anlatıyla kurmuş hikayesini.

   Sennur Sezer, İhanet, dost için kendini feda etme, ahde vefa, verdiği söze sadık kalma, yaşadığı ülkenin başka ülkelerle olan sınırlarına saygı göstermek gibi günümüzde de anlamlı pek çok değeri ustalıkla yerleştirdiği bir solukta okunacak bir masal anlatıyor.

 

                                             &&&

   Halk hikayeleri, halkların töreleri, gelenekleri, sahip oldukları insani zenginlikleri ile gelişen, değişen hikayeler.  Farklı din, farklı mezhep ve farklı sosyal statüdeki insanların birbirlerine aşık olabileceğini mümkün kılan, hükümdarın kızını kendinin tedavisine katkı sunan yoksulun oğluna vermesi gibi, halkın gönlünde mümkün olanı hikayede de gerçekleştiren hikayeler. 

 

  Halk hikayelerinin kurgusunda benzerlikler  vardır. Bunun nedeni, halk hikayelerinin; masallara, söylencelere dayanmış olmasıdır. Sennur Sezer'in yazdığı halk hikayelerinde bilinen  benzerlikleri görüyoruz:  Aşk, kavuşamama, sevdiğine kavuşabilmek için mücadele, zalim hükümdarlar,  sevdaya engel çıkaran anne-babalar, sevenleri ayırmak için tuzak kuranlar, sevenlere yardım elini uzatanlar, gerçek dostlar, iyi insanlar, melekler, Hızır, v.b.

 

Sennur Sezer, Kerem İle Aslı hikayesinde, aşkından yanarak kül olan Kerem'i, Aslı'nın peşinden şehir şehir dolaştırır. Kerem ve arkadaşı Sofu'nun yolu Kars'a düştüğünde Kars'ın insan zenginliği şöyle hikaye edilir:

 

"...Türkmen, Azeri, Terekeme de denilen Karapapak, Rum, Ermeni, bir arada yaşardı bu şehirde. Savaşa ve insan öldürmeye karşı Malakan denen Hıristiyanlar Rusya'dan gelmişti. Halklar ve dinler, inançlar yan yanaydı. Müslüman'ın Hıristiyan ile dostluğu doğaldı ama dinlerin farklı inançta olanları da iyi geçinirdi birbirleriyle. Hıristiyan'ın Ortodosu Katolik'le Müslüman'ın Sünnisi Şii ile dosttu..."

 

   Sennur Sezer, Tahir İle Zühre hikayesini anlatmaya, bu hikayeyi unutulmaz kılan Nazım Hikmet şiirinden bir bölümle başlamış:

"Tahir olmak da ayıp değil 

Zühre olmakta 
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil 
Bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte 

yani yürekte..."

  Tahir ile Zühre ve Kerem ile Aslı hikayelerinde; yüzyıllar önceki Anadolu kentlerine yapılan yolculukları, bu kentleri tanıtmak için araç olarak kullanıyor, Sennur Sezer. Tahir İle Zühre'de Mardin şehri öne çıkarken, Kerem ile Aslı'da Doğu Anadolu bölgesinin  şehirlerine  Sivas ve Kayseri'de ekleniyor. 

 

Sennur Sezer, üç anlatısında da, hikayelerin aslına sadık kalarak, yalın, akıcı, şiirsel bir dille, okurlara günümüze ilişkin mesajlar veren, çağdaş bir yorum sunmaktadır. Usta işi, sürükleyici bir anlatım.Yakan, yok eden, kahreden, uğruna dert, mihnet çekilen aşklar, sevdalar, hayatlar... 

 

Bu yazı toplam 783 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.