• Diyarbakır10 °C
  • Batman11 °C
  • Mardin14 °C
  • Bingöl7 °C
  • Bitlis6 °C
  • Elazığ10 °C
  • Erzincan5 °C
  • Şanlıurfa15 °C
  • Erzurum3 °C
  • Ağrı1 °C
  • Gaziantep13 °C
  • Hakkari6 °C
  • Muş2 °C
  • Siirt12 °C
  • Van1 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Gül: Biz çözmezsek, başkaları kendi çözümünü dayatır
20 Kasım 2013 Çarşamba 11:51

Gül: Biz çözmezsek, başkaları kendi çözümünü dayatır

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Suriye’de süren sorunun çözümü için İslam ülkelerini daha fazla sorumluluk almaya çağırdı.

İSTANBUL -Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 29. Bakanlar Toplantısı’na katıldı.
Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Gül, dünyanın siyasi ve ekonomik çalkantıların sürdüğü zor bir dönemden geçtiğine işaret ederek, “İslam âlemi, bu zorluklardan ziyadesiyle etkilenmektedir. Bir yandan, küresel ekonomik krizin beraberinde getirdiği durgunluk, işsizlik ve yoksulluk gibi sorunlarla karşı karşıyayız. Kriz, zengin ile fakir arasındaki makasın giderek açılmasına yol açmaktadır. Bunun, toplumsal etkileriyle baş etmek zorundayız. Diğer yandan, İslam âleminin bir kısmı alevler içindedir ve her gün yüreklerimizi dağlayan görüntülerle karşı karşıyayız” dedi.
Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmeleri değerlendiren Cumhurbaşkanı Gül, “Yanı başımızda, Suriye’deki iç savaş bir milletin kendi kendini tüketmesine yol açmaktadır. Yaklaşık üç yıldan bu yana devam eden Suriye’deki iç savaş sonucunda 100 binden fazla insan hayatını kaybetmiştir. Milyonlarca insan evlerini, yurtlarını ve yakınlarını terk ederek komşu ülkelere göç etmiştir. Tüm bu gelişmeleri hüzünle, yüreklerimiz burkularak takip etmekteyiz. Çatışma ortamında nefretle yetişen nesiller, şimdiden gelecekteki çatışmaların tarafı haline getirilmekte ve kısır bir döngünün parçası olmaktadır. Bu tür sorunların çözümü için üye ülkelerimize daha fazla sorumluluk düşmektedir. Şayet İslam alemini ilgilendiren sorunlara biz çözüm arayıp getirmezsek, başkaları kendi çözümlerini dayatacaktır. Evimizi düzene koymak, herkesten önce bizim sorumluluğumuzdur. Yangın evimizdeyse, komşumuzdaysa; söndürmek herkesten önce bizim meselemizdir. Aksi halde yaşanacakların maliyeti, hepimiz için çok büyük olacaktır. Bu yüzden, tüm üye ülkeleri bizim sorumlarımıza, bize ait çözümler getirilmesi için çabalarını arttırmaya davet ediyorum” diye konuştu.
İSEDAK’ın son dönemdeki ekonomik ve sosyal sıkıntılarnı aşılmasına yardımcı olacak yeni enstrümanların geliştirilmesi için en doğru adres olduğunu söyleyen Gül, “Bu yöndeki çalışmalarımızı kamu kuruluşlarıyla sınırlı tutma lüksüne sahip değiliz. Sermayenin sınır tanımadığı çağımızda, özel sektörü de çözüm reçetelerine dahil etmek zorundayız. Zira, sürdürülebilir kalkınma ve ilerlemenin yolu, doğrudan yatırımların arttırılmasından geçmektedir. Bu yılki İSEDAK toplantısının temasının ‘İİT Üyesi Ülkelere Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Akışının Arttırılması’ olarak belirlenmesi, bu açıdan son derece isabetlidir. Geniş bir coğrafyaya yayılan İSEDAK ülkeleri, farklı sermaye birikimlerine, tasarruf düzeylerine ve yatırım ihtiyaçlarına sahiptir. Birçok zengin İslam ülkesi, ciddi ölçüde ticaret fazlası vermektedir. Bu ülkelerde sermaye birikimi hayli yüksektir. Bu çerçevede, 2009’da 101 milyar Dolar olan İİT ekonomilerinin cari işlem fazlasının, 2012’de 350 milyar Dolar’a yükselmesi elbette sevindiricidir. Ancak tablo, her ülke açısından bu kadar olumlu değildir. Kantarın öteki ucunda, genç ve dinamik nüfuslarıyla, üretim ve istihdam arayışında olan Müslüman ülkeler yer almaktadır” şeklinde konuştu.
İSEDAK ülkeleri arasındaki sermaye hareketliliğinin arttırılması gerektiğinin altını çizen
Gül, şunları söyledi;
“Daha yalın bir ifadeyle, sermayedarlar ile yeni iş, üretim ve yatırımlar için sermayeye ihtiyaç duyanları bir araya getirmektir. Bu doğrultudaki gayretlerimizin neden yoğunlaştırılması gerektiğini, bazı istatistiki verilere dayanarak anlatmak istiyorum. Halihazırda İSEDAK ülkeleri, dünya genelindeki Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının sadece yüzde 10’unu cezbedebilmektedir. Bu oran, gelişmiş ülkelerde yüzde 42’dir. Ayrıca İSEDAK üyelerine yapılan doğrudan sermaye yatırımlarının yüzde 71’i, sadece 10 ülkeye odaklanmış durumdadır. Bu itibarla, üye ülkeler arasındaki sermaye hareketliliğini arttırmak kadar, diğer küresel aktörlerden sermaye akışını hızlandıracak adımları da atmak zorundayız.
Kendi tasarrufları, kalkınmalarının sağlanması için yeterli olmayan ülkelerin, yabancı sermayeyi ülkelerine çekmek için gerekli şartları hazırlamaları gerektiğinin bilincine varmaları şarttır. Bunun yöntemi, siyasi istikrar ve kamu düzenini sağlayacak kapsamlı yapısal reformlardır. Hukuki altyapıların, sermayeyi cezbedecek şekilde hazırlanması elzemdir”
Hiçbir yatırım şirketinin bir ülkeye gözü kapalı yönelemeyeceğini söyleyen Gül, “Sermaye sahiplerinin yatırım kararı alırken en fazla dikkat ettiği husus güvendir. Güven sağlamanın yolu ise siyasi istikrar, hukuki güvence, öngörülebilirlik ve şeffaflıktan geçmektedir” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Gül konuşmasının sonunda “Ülkelerimiz ve halklarımız için teknoloji transferi, istihdam, büyüme, kalkınma ve refah peşindeysek, kısa vadeli reçetesi ne kadar ağır olursa olsun, yapısal reformları kararlılıkla hayata geçirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının ardından İran heyetine söz veren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Dün İran safahatine yapıla saldırıyla ilgili üzüntülerimi dile getiriyorum. Hayatını kaybedenlere baş sağlığı diliyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Aralık ayında görev süresi sona erecek olan İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeneddinİhsanoğlu’na da teşekkür ederek, “İİT’i çok etkin bir hale getirdi. Çok değerli çalışmalar yaptı. Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.

‘İslam'da teröre yer yoktur’

Toplantıda yaptığı konuşmada İslam aleminin geleceğini etkileyebilecek hususları sıralayan Cumhurbaşkanı Gül, "İlk olarak, Yüce Dinimiz ve Müslümanlarla ilgili temelsiz önyargıları körükleyen islamofobi ciddi bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Bu sorunun devamında, kasıtlı kara propaganda faaliyetleri kadar, maalesef bir kısım karanlık ruhlu şahıs ve mahfillerin, mukaddes İslami değerlerimizi, kendi emellerine alet ederek yürüttükleri şiddet ve terör eylemlerinin payı da büyüktür. Sevgi, hoşgörü ve uzlaşma dini olan İslam ile, maşeri vicdanda mahkum edilen terörü yan yana getirenlere malzeme veren her türlü sapkınlığa karşı mücadele etmeliyiz. Bizim dinimiz, bir kişiyi haksız yere öldürmekle, bütün insanları öldürmeyi birbirine eş tutmaktadır. Şunu mutlaka zihinlere ve yüreklere kazımalıyız. İslam’da teröre yer yoktur. Eğitimsizlik, manevi boşluk, fakirlik ve gelir adaletsizliği gibi sıkıntıların, bu tür akımları beslediğini göz ardı etmemeli, bu sorunların üzerine kararlılıkla gitmeliyiz. İslamofobi ile mücadelede kalplerin ve zihinlerin kazanılmasını sağlayacak bir diğer önemli husus, İslam ahlakını en iyi şekilde ekonomik faaliyetlerimize yansıtmaktır. Üretirken, alırken ve satarken, işimizi en düzgün ve en iyi şekilde yapmak, Müslümanlarla ilgili menfi algılamaların izalesine şüphesiz katkı sağlayacaktır" şeklinde konuştu.

Küresel sorunları çözümü için birlikte gayret sarf edilmesinin önemine değinen Gül, "İklim değişikliği, fakirlik ve örgütlü suçlarla mücadele, göç, radikalizm, narkotik ve insan kaçakçılığı gibi küresel sorunlar karşısında daha aktif bir rol oynamamız, hiç şüphesiz İslam ülkelerinin önünde yeni ekonomik ve ticari fırsatlar açacaktır.
Dünyanın her köşesinde, teknolojideki baş döndürücü değişime en çabuk ayak uyduranlar gençlerdir. Gençlerimizi çağımızın rekabetçi şartlarına hazırlarken, kendi değerlerimizin pekiştirilmesine de özen göstermek zorundayız. Bu kapsamda çok yönlü ekonomik, sosyal ve kültürel programlara ihtiyaç vardır. Gençlerimizi küresel gelişmelerin ve akımların pasif takipçileri olarak yetiştiremeyiz. Kendi topraklarının hamuruyla yoğurulmuş, yüksek ideallere sahip, yenilikçiliğin peşinde koşan, sadece tüketen değil, araştıran, üreten ve yeni buluşlar geliştiren nesiller yetiştirmeliyiz. Tüm bu alanlarda ülkelerimiz arasında ortak bir anlayış geliştirilmesinin önemine bir kez daha işaret etmek istiyorum" diye konuştu.

 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim