1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Günlerin getirdiği
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Günlerin getirdiği

A+A-

                

Bu günlerde gündemde IŞİD var ya. Herkes konunun uzmanı kesildi.

Eline kalemi alan IŞİD’i yazıyor.

Televizyonlarda IŞİD birinci haber. Yorumlarda, tartışmalarda  IŞİD var.

Siyasi parti liderleri, politikacılar IŞİD üzerinden birbirlerine “el-ense” çekiyorlar.

Usuldendir, böylesi günlerde eski diplomatlar, eski bürokratlar  da gardroplardan çıkarılıp tartışmaların içine sokulur.

Ve tartışmalar bu minhval üzere sürüp gidiyor.

Herkes, IŞİD’i büyütüp, besleyen, sonra da Ortadoğu’nun başına musallat edenin peşinde. Sanki bu bilinirse, her şey çözülecek…

Ve günler geçiyor…

Ortalık toz duman. Ortadoğu kan-revan içinde.

Aslında böylesi tartışmaları hiç sevmem.

İçine de girmem. Sonuç vermeyeceğini bilirim çünkü.

Çünkü, bilirim ki; dış politikalar da ekonomik politikalar da bizim gibi az gelişmiş ülkelerin dışında hazırlanır ve servis edilir.

Bizlere buna uymak düşer. Ve bizim görevimiz hazırlanan, servis edilen programdaki figüranlık görevimizi eksiksiz yerine getirmek.

Otur, derler otururuz. Yürü, derler yürürüz. Bağır derler bağırırız. Hastalan, derler hastalanırız. Öl, derler ölürüz.

Bizim başkaca şansımız yok çünkü.

Yıllar ve yıllardır bu böyledir.

Onun için ne söylesek boş.

Yola dizilen kervan yürüyecek.

Okyanus ötelerinden hazırlanıp servis edilen ORTADOĞU PROJESİ işleyecek.

Ve IŞİD de, başka örgütler de figüranlık görevlerini yerine getirecekler.

Yok, başka çaresi…

“Peki, ne olacak bizim halimiz?” demeye kalkmayın sakın. Bilesiniz ki, “Bizden iyiler” mutlaka, ama mutlaka bunu da düşünmüşlerdir merak etmeyin…

………

Ben aslında bu gün size başka konuda bir şeyler anlatmak istiyordum. Ama neyleyim ki istemesem de gündemin havası beni alıp başka mecralara sürükledi…

Ne diyecektim?

Geçtiğimiz günlerde okullarımız tatile girdi.   

Milyonlarca öğrenci bir eğitim ve öğretim yılını daha geride bırakmanın sevinci ve karne almanın heyecanı içindeler.

Kuşkusuz, alınan karnelerden öğrenciler de veliler de etkilenirler.

Kimi sevinir, kimi üzülür...

Bence üzülmek, bunu hayati bir sorun gibi görmek yersiz.

Sonuçta karneler, yıl içinde öğretmenlerin, öğrenciler hakkındaki değerlendirmeleridir.

Üstelik, bir karnede KIRIK NOT olması o öğrencinin BECERİKSİZ olduğunu göstermez.

Bilesiniz ki, karnesi en kötü olan bile eğitimden az da olsa nasibini almıştır.

Yine bilesiniz ki, dünyaca ünlü pek çok bilim adamının, mucidin, ünlü kumandanın, başarılı bürokrat ve sanayicinin pek parlak olmayan öğrencilik dönemleri olmuştur.

Hepimiz, bazı ünlülerin anılarında öğrencilik dönemlerinin pek parlak geçmediğini okumuşuzdur.

Kuşkusuz, bununla eğitim ve öğretimin önemsiz olduğunu  söylemek istemiyorum.

Elbette eğitim ve öğretim çağımız insanı için vazgeçilmez bir koşuldur ve tartışılamaz...

Amacım, derslerde kırık not almakla, her şeyin bitmediğini, bitmeyeceğini anlatmak.

Kısaca, pek çok uzmanın da dediği gibi karnelerde KIRIK NOT olması dünyanın sonu değildir.

Bu yüzden de karamsar olmanın hiç mi hiç gereği yok.

Azimli bir öğrenci için kırık notu düzeltmek her zaman için mümkündür.

Önemli olan; bu konuda kararlı olmak, kendine inanmak ve güvenmek... 

……..

Bir başka konumuz da; bu günlerde “Dünya Gönüllü Kan Bağışlama Haftası” ile ilgili.

Şu anda, en önemli konu bu bence.

Çünkü, hepimize, herkese her an lazım olabilecek hayati bir sıvı KAN.

Bu itibarla, “kan bağışlamanın önemini anlatmaya gerek yok” diyorum.

Ve unutmayalım ki; verdiğiniz, verdiğimiz kan bir gün döner size, bize ya da bir yakınımıza lazım olur

 

Bu yazı toplam 529 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.