Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

HACI MURAT

A+A-

      

 

Tolstoy'un son romanı ölümünden sonra yayınlanan "Hacı Murat" tır. Tolstoy, 'Hacı Murat' romanında, kendisinin de Rus ordusunda yer aldığı Kafkasya'da yaşanan savaşı anlatır. Bu savaş sırasında Avar komutanı Hacı Murat'ın, Çeçen lider Şeyh Şamil anlaşmazlığa düşüp Rusların tarafına geçmesini, sonra ihanet ettikleri tarafından öldürülmesini anlatır. 

 

 Romanda olaylar 1850 yıllarında geçer. Tolstoy, romanına kahraman yaptığı Hacı Murat'ı bütün özellikleriyle hikaye eder; cesaret sembolüdür Hacı Murat.  Şeyh Şamil'e duyduğu nefretten dolayı halkına ihanet ederek Rusların yanında yer alır. Hem zalimdir hem de saf bir dürüstlüğü vardır.  

 

 Hacı Murat, gerçekte Ruslara karşıdır. Rusların Kafkas halklarına uyguladığı zulme karşı mücadele eden bir kahramandır ama hayat onu Rusların yanında yer almak zorunda bırakır. Şamil tarafından esir alınan ailesini kurtarmak için kazanamayacağını çok iyi bildiği bir mücadeleye atılmaktan çekinmez.  

 

 Tolstoy, Kafkaslarda tanık olduğu, savaşın bilgileriyle yetinmez. Hikayenin gerçekliğini güçlendirmek için sayısız okuma yapar, Kafkaslarda cephede bulunan eski askerlerle görüşmeler yapar. Hacı Murat'ın ve yardımcısının bindikleri atların rengini öğrenmeye çalışır ve hayal gücüyle yarattığı hikayeyi gerçekçi kılar. Romanı belli bölümlerini tekrar tekrar yazarak sekiz yılda tamamlar. 

 

 

Tolstoy, asalet, gurur ve dehşetle dolu bir hikayeyi anlattığı romanında, giriş bölümünde; araba tekerleği tarafından ezilmesine karşın ayağa kalkan bir devedikeni ile direnerek ölen Hacı Murat'ın ölümünün kendisinde aynı duyguları yaşattığını anlatır. 

 

  Tarlalardan geçerek eve döndüğü bir gün, kır çiçeklerinden bir demet yapmak istediğini anlatan Tolstoy, bir hendekte,  olağanüstü güzel, mor renkte bir devedikeni gördüğünde, bu devedikenini kopararak çiçek demetinin ortasına koymak istediğini söyler. Çiçeği koparmak istediğinde, dikenlerinin parmağına battığını, çiçeğin saplarının sağlamlığından dolayı, kopardığı zaman çiçeğin çiçek olmaktan çıktığını anlatır ve çiçeğin kopmamak için verdiği mücadeleye hayranlığını dile getirir: " Ne kadar büyük bir gücü, ne kadar büyük bir yaşama isteği vardı!..Canını kurtarmak için nasıl da çabalıyordu!.. Hayatını ne kadar pahalıya mal etti!"  

 

Tarlada yoluna devam eden Tolstoy, yolun sağında, biraz önce koparıp heba ettiği  "Tatar çiçeği" gibi bir devedikeni gördüğünü  söyler. 

Bu devedikeni öbeğinin üzerinden bir araba tekerleği geçtiğini belirttikten sonra, "toprağın çamuruna saplanmış, bir zamanlar koyu kırmızı olan rengi şimdi kara toprağın rengine bürünmüştü ama gene de dimdik duruyordu..." der.

  "...Çiğnenen bitki öbeği yeniden doğrulmuştu; belki biraz yan duruyordu, ama ne olursa olsun duruyordu ya!..Sanki vücudundan bir parça koparmış, elini kırmış, gözünü oymuşlardı da , o gene çevresindeki bütün canlı kardeşlerini yok eden insana teslim olmamıştı !..Ona karşı hâlâ dimdik ayakta duruyordu..." 

 Tolstoy bu sahneden çok etkilendiğini ve bunun 'müthiş bir direnme' olduğunu düşündüğünü söyler. "...İnsan buradaki her şeyi kendisine boyun eğdirmiş, hepsini yenmiş!..Milyonlarca bitkiyi yok etmiş; yine de, işte bu devedikeni ona teslim olmamış..."

 

Bu yazı toplam 1575 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.