1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. Halide Edip Adıvar
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Halide Edip Adıvar

A+A-

 

 

         Roman, hikaye, anı, tiyatro oyunu, inceleme türünde eserler veren Halide Edib Adıvar  (1884-9 Ocak 1964), en çok Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Handan  ve Sinekli Bakkal  adlı romanlarıyla tanınmıştır.  Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Yalın bir dille yazdığı eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri; şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları.

    Halide Edip Adıvar, Türkçenin büyük bir edebiyatçısı olmanın yanısıra önemli bir siyasetçi ve eğitimcidir. Kurtuluş Savaşı'na katılarak cephede Kurmay Heyeti'nin yanında yer almış,  günlük çeviriler yaparak önemli katkıda bulunmuştur. İlk kocasının üstüne kuma getirmesi üzerine, iki çocuğunun babası olan Prof. Salih Zeki beyden boşanmıştır. İkinci eşi, Kurtuluş Savaşı Meclisi'nin ikinci başkanlığını da yapan yazar ve düşünür Adnan Adıvar'dır.

    Kadın mücadelesinin ülkemizdeki önderlerindendir.  1925'te Kocası ile birlikte ülkeyi terk ederek İngiltere ve Fransa'da 14 yıl yaşadı.

Hindistan, İngiltere ve ABD de dersler, konferanslar verdi, araştırma kitapları yazdı. Türkiye'ye döndükten sonra İ.Ü. edebiyat Fakültesi'nde İngiliz dili ve edebiyatı bölümünü yıllarca yönetti. 1950''de bir dönem milletvekilliği yaptı. 9 Ocak 1964'de yaşamını yitirdi.

                                                               &&&

          Halide Edip Adıvar, çocukluk günlerinden 1918'e kadarki hatıralarını 'Mor Salkımlı Ev" başlığıyla yayınlanan kitabında anlatmıştır. 20. Yüzyılın başında neredeyse tek başına edebiyatımızı temsil edecek eserler veren Adıvar, 1918'den 1923'e kadar olan anılarını  da   "Türk'ün Ateşle İmtihanı"nda anlatır.

        Kurtuluş Savaşının içinde kurmay heyetinin yanında, çevirmen ve " Mezalim Komisyonu" üyesi olarak görev yapan Halide Edip Adıvar, Sultanahmet Mitingi'nde " Hükümetler Düşman, milletler dostumuz" diye haykırmıştır. Türkün Ateşle İmtihanı adını verdiği anılarını ingilizce yazıp 1926 yılında yayınlamış, sonra 1959'da Türkçe yazmıştır.

 

Tadımlık anlatımız; "Türkün Ateşle İmtihanı"ndan: Sakarya savaşının bittiği günlerden:

 

"...Ben vagonun merdiven basamağında oturarak, Polatlı'nın kırmızı damlı evlerinden yükselen toz bulutlarına bakıyordum. O sırada bir Türk çavuşu bir küçük grup Yunan esiri getirdi. Onlar da oraya çömeldiler. Aralarında, herhalde on sekizinden fazla olmayan, mahzun yüzlü bir genç vardı.  Onu yanıma çağırdım. Memnun göründü. Ben, insanların hür doğduğuna inandığım için düşman esirleri görmekten de müteessir oldum. Bana kendi memleketini anlattı. Annesi, altı kardeşi varmış. İsimlerini bir bir söyledi ve aynı zamanda Hükümetlerinin bu vahşi savaşa kendilerini sürüklemesinden ne kadar üzgün olduğunu söyledi. Alelade bir insan evladıydı. Çünkü Yunan " vatanseverliği" o sırada megalo idea adına çok çirkin ve insani olmayan şeyler yaptırıyordu.

Delikanlı yanımdan ayrılırken: Adios kiria( hoşçakal hanım) dedi. Çocuk sahibi bir kadının ona yakınlık göstermesi , onu avutmuştu.

 

O akşam geç vakit, Yusuf Akçura ile Dr. Murat beni görmeye geldiler. İkisi de Karadağ'ın tepesine çıkmışlar,

 savaşın en şiddetli olduğu yeri tetkik etmişlerdi. Dr. Murat dedi ki:

" Allah bizi oraya yolladı. Orada üç yaralı Türk askeri bulduk. Bir Yunan doktoru yaralarını sarmış, onlara ekmek, su bırakmış..."

 Yusuf Akçura'nın anlattığı belki de daha da dikkate değer. Biri Türk, biri Yunan askerinin birbirlerine sarılmış olduklarını görmüş. Acaba birbirlerini boğazladıktan sonra , insanları kardeş olduğunu mu hissetmişlerdi? Yoksa, aralarında artık hiçbir siper kalmayan ve ölüme giden iki insan gibi birbirlerine mi sarılmışlardı?.."

 

   Yaşasın Halkların Kardeşliği! Savaşa Hayır!

                                              &&&

Falih Rıfkı Atay, 1915'teki "Ermeni Tehciri" döneminde; Suriye'ye göç ettirilen çocuklar için Cemal Paşa'nın  iyi bir okul açmak istediğini ve bu okul için Kumandanın kendisinden eğitimci temin etmesini istediğini yazar. "...Kumandanın istediği eğitimcilerden biri Halide Edip hanımdı. O ve birkaç kadın hocalarla birlikte yola çıktık. Halide Edip, Ermeni politikasını tenkid eden birkaç kişiden biriydi. Adana'dan biraz ileride bir istasyonda kompartımana Bahaettin Şakir( Bahaettin Şakir, 1874-1922, İttihat Terakki Cemiyet'nin ideologlarından, Teşkilatı Mahsusa'nın kurucusu, Ermeni Tehciri politikasının mimarlarındandır) geldi. Halide hanıma takdim ettim. Kendisi Bahaettin Şakir'in ismini ve önemini biliyorsa da Ermeni politikasındaki rolü ne olduğunun o  güne kadar farkında değilmiş. Bahaettin Şakir de bu işde kendisi gibi düşünmeyecek bir Türk milliyetçisine rastgelebileceğini aklına getirmemişti. Uzun bir konuşmadan sonra Bahaettin Şakir trenden indi. Halide Hanım beni alıkoyarak:

      _ Bana bilmiyerek bir kaatilin elini sıktırdınız, dedi.

      Aşağıda vedalaştığımız Bahaettin Şakir ise kulağıma eğilerek:

    _ Senin gibi yetişecek kıymetli gençleri, bu kadınla temas etmekten menetmelidir, diyordu..."

Bu yazı toplam 849 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.