1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. HALİDE EDİP ADIVAR & FAKİR BAYKURT ( KÖY ENSTİTÜLERİ VE ÖĞRETMENLER ÜZ
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

HALİDE EDİP ADIVAR & FAKİR BAYKURT ( KÖY ENSTİTÜLERİ VE ÖĞRETMENLER ÜZ

A+A-

 

 

 

 

Fakir Baykurt, 1958 yılında Yılanların Öcü romanı ile Cumhuriyet Gazetesi'nin Yunus Nadi Roman Yarışması'nda birincilik ödülünü kazanınca, ödülünü alması için Cumhuriyet gazetesi tarafından İstanbul'a davet edilir. 10 günlük bu davet günlerinde; Fakir Baykurt, yarışmanın Büyük Kurul üyelerini evlerinde ziyaret eder. Yaşar Kemal'in girişimleri ile gerçekleşen bu ziyaretlerin biri de Halide Edip Adıvar'a yapılmıştır.

 

&&&

 

1950 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden Bağımsız milletvekili seçilen Halide Edip Adıvar'ın Demokrat Parti macerası uzun sürmeyecektir.

   Demokrat Parti'nin iktidar yıllarında on yıl süreyle bakanlık da yapmış olan yazar Samet Ağaoğlu'nun 'Babamın Arkadaşları' başlıklı anı kitabında anlattığı üzere;  Demokrat Parti'nin genç taşra avukatları, ilçelerin eşrafı, doktorları, yeni kuşakların heyecanlı genç yazarlarından oluşan Meclis Grubu, ismini yazdığı romanlardan bildiği, beli biraz bükük, tatlı sesli ihtiyar kadının ne konuşma üslubunu ne de fikirlerini kolaylıkla anlamayacaklardır.

    O da Meclis Grubundaki insanları yadırgamaktadır. Bir yıl bile dolmadan bir gün Demokrat Parti Grubunda kürsüye çıkacak; "Bir tesadüfle aranıza düştüm!" deyip konuşmasını tamamladıktan sonra, Demokrat Parti milletvekillerinin protesto sesleri arasında kürsüyü ve Parti grubunu terk edecektir.

 

SUS BAKAYIM YAŞAR, BİRAZ FAKİR’İ DİNLEYELİM!

 

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili Ve Edebiyatı bölüm başkanlığı görevine dönen Halide Edip Adıvar; Fakir Baykurt ve Yaşar Kemal'i evinde ağırlarken, ülkemizdeki eğitim sistemi üzerine konuşurlar.

   Fakir Baykurt o günü, Özyaşam'ının 4. cildi olan Köşe Bucak Anadolu'da anlatır. Fakir Baykurt,"Halide Hanım, evine gittiğimizde önce Yaşar Kemal sonra da ben elini öptük, birimizi sağına, birimizi de soluna oturttu. Yaşar Kemal, anlatmaya başlayınca; "Sus bakayım Yaşar. Sen her zaman buradasın! Biraz Fakir Baykurt'u dinlemek istiyorum" dediğini ifade eder.

 

Kendisinin de Halide Hanım'a soracakları olduğunu ifade eden Fakir Baykurt, "Köy Enstitüleri kapatılırken Meclis'te milletvekili olarak bulunuyordunuz, niçin sesinizi çıkarmadınız" der ve ekler:"Sizin edebiyat çalışmaları dışında eğitimcilik yönünüz de var. Enstitüler kız çocuklarının yetişmesini sağlıyordu. Enstitüler sayesinde on binlerce köylü kızı eğitim ışığına kavuşacaktı. Bunu en iyi siz anlardınız, niçin sustunuz?"

 

Halide Hanım'ın kızmadığını, kızdıysa da belli etmediğini belirten Fakir Baykurt, "Benim eğitimle ilgili çabalarımı abartma önce! Üniversite hocalığı dışında, Lübnan'da, Suriye'de Cemal Paşa'nın hatırı için bir süre kızların eğitimiyle uğraştım" dedikten sonra, şöyle devam ettiğini yazıyor:

 

"Köy Enstitülerine olanlar Demokrat Parti gelmeden oldu. Demokrat Parti iktidara gelince, Hüseyin Avni Başman Milli Eğitim Bakanı oldu (Bakanlık görevi: 22 Mayıs 1950-3 Ağustos 1950), Enstitüleri kapat dediler, o da kapatmam dedi. Öyleyse ayrıl dediler, o da ayrıldı; yerine gelen Tevfik İleri Enstitülere açıkça düşmanlık etti, edepsiz herif!"

 

HALİDE EDİP, YENİDEN KURTULUŞ SAVAŞINI DÜŞÜNÜR

 

Fakir Baykurt, Halide Hanım'ın ağızlığına bir sigara taktıktan sonra, kendisine köy okullarının durumunu sorduğunu yazıyor.

 

"Okulların da, öğretmenlerin durumunun da harap!” olduğunu belirten Fakir Baykurt, "Öğretmenlerin  yakasından, paçasından tutuyorlar, öğretmenlerin elinden tutan hiç yok! Devlet din eğitimine önem veriyor. İmam Hatip okulları, Kuran kursları açıyor, açılmasını destekliyor. Demokrat Parti iktidarları Atatürk reformlarının ayırdında bile değil. Devlet kasasından para harcayarak cumhuriyet düşmanı gericiler üretiyor. Yirmi yıl sonra Cumhuriyet de Yurt da ciddi sakıncaların içine düşer" sözleri ile konuşmasını tamamlar.

 

Fakir Baykurt'un bu sözleri üzerine Halide Edip Adıvar sigarasını yenileyerek uzun süre susar. Sonra, "Ne yazık ki doğru söylüyorsun" diye mırıldanır. Birkaç yıl sonra yaşanacakları öngörmüş bir bilge olarak sözlerini tamamlar; “Ama ortada bu söylediklerini dinleyecek de, anlayacak da yok bugün. Demokratlar çılgın bir inişle uçuruma gidiyor. Bakalım sonları nere varır? Yeniden bir Kurtuluş Savaşına girişmenin olanakları da yok..."

Bu yazı toplam 1260 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.