1. YAZARLAR

  2. Nimetullah Yıldız

  3. HAYATIN ‘İÇ’İ, HAYATIN ‘DIŞ’I
Nimetullah Yıldız

Nimetullah Yıldız

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

HAYATIN ‘İÇ’İ, HAYATIN ‘DIŞ’I

A+A-

 

Hayat ne ile tarif edilebilinirdi ki?

İçindekiler ile ancak değil mi? Evet! İçindekiler ile.

Her anlamda içindekiler ile...

Hayatın içindekiler ile...

Senin içindekiler ile...

Benim içimdekiler ile...

Benim senin gibi olan her şeyin içindekiler ile...

Gibisi olan her şeyin içindekiler ile...

Sahi ya "iç" diye bir şey vardı değil mi?" "Dış"layamayacağımız bir gerçekti bu.

"İç" diye bir şey vardı ve dış olmadan "iç"olmazdı. Hayatın içi diye bir şey vardı bu doğru.

Peki ya dışı var mıydı hayatın?

Hayatın dışı da ne demekti?

"Dış"ı olur muydu hayatın?

Ölüm "dış"ında bir açıklaması var mıydı bunun?

Yoksa "içi" "dışı" bir değil miydi hayatın?

İşin içinden çıkamazdık belli ki. İşimiz "iç"imizdendi çünkü. "İç"imiz "dış"ında bir açıklaması var mıydı gerçeğin?

Var mıydı gerçeğimiz?

Var mıydık gerçekten?

Sahi ya gerçek neydi?

Gerçek içimizde miydi ve de içimizi dışlayan bir işin mi içindeydik?

Ne kadar da çok soru soruyorum değil mi?

"İç"imden geliyor işte ne yapabilirim?

Var mı içimdekini içine atabileceğim, ikinci bir içim?

Derdi cevaba erişmek olan bir bilincin sormak "dış"ında bir çaresi var mı söyleyin?

Bu işte bir "iç" vardı belli ki! Ne yaparsak yapalım "dış"ına çıkamıyorduk meselenin.

Meselenin "iç"indeydik bu kesin.  Peki ya mesele neyin "iç"indeydi.

Peki ya mesele ne "içindi"?

Bazı soruların cevabı "iç"indeydi.

Mesele ne "içindi"? diye sorulan bir soruyu düşünelim mesela. Cevabı aslındaydı, cevabı "için"deydi.

İşin aslı neydi bilmiyoruz belki ama aslımız içimizden di belli ki.

Hayatı içinde mi hissetmeliydi insan?

Yoksa hayat içinde mi hissetmeliydi kendini?

Bu ikisi aynı şey değildi. İçi olan bir şey değildi belkide hayat. İçi olan bir şey değildi belkide insan. "İç" diye bir şey lazımdı belkide. Birbirimizi biraz daha iyi anlayabilelim diye. "İç" diye bir kelime lazımdı belkide. Birbirimizle içli dışlı olabilelim diye. "İç" diye bir hapishane lazımdı belkide. İç'inden çıkamayalım diye. "İç" diye bir muhafız lazımdı belkide. Sırlarımızı korusun diye. Bir "iç"tik belkide sadece, kendi içimizde. Bir "iç" lazımdı belkide dış'ımızdakini içimize alabilelim diye.

Ne kadar da çok kullandım değil mi bu kelimeyi?

İç'imden geliyor işte ne yapabilirim?

Yoksa bir "iç" uğruna bu kadar kelime sarf eder miydim?

Ha bir de "içimizi dökmek" diye bir şey vardı değil mi?

Göz yaşımızdan başka h'iç bir şey dökemeyeceğimizi bile bile döktüğümüzü iddia ettiğimiz. Bu işte bir "iç" vardı. "İşi" içinde barındırırdı. Barınmaya yer arayan kelimelerin, kıyametini koparırdı. Bu işte bir "iç" vardı. Tüm bir hayatı içine alırdı. H'iç yoktan var eden bir yaratışın saltanatını anlatırdı.

 

Bu yazı toplam 994 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.