1. YAZARLAR

  2. ŞERİF KAPLAN

  3. Haziranda ölmek…
ŞERİF KAPLAN

ŞERİF KAPLAN

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Haziranda ölmek…

A+A-

 

uzak uzakta beşinci bir mevsim

buğulu bir aynada Haziran’ın son günleri, sisli

daha önce hiç bilmezdim kardaş

Haziran’da ölürmüş insanlar

bir de Haziran’da ölmenin zor olduğunu

hele de Haziran sıcağı ise zaman

bir başka imiş Diyarbakır matemi

surlar çığlıklarını diniyor

suzê qırklar dağına küsmüş

Ongözlü köprüde sular donmuş

sonra gûlbaranda güller sessiz

uzakta gevran ovası bir yangın yeri kareş

 

ahh, bir bilsen sürgünde yaşamı

bir bilsen özlemi

bir bilsen yalnızlığı

bir bilsen çaresizliği ne zordur olduğunu

Haziran’ı böyle sıcak bırakıp gitmezdin kardaş

ölümek zor Haziran’da

ölüm soğuk kardaş

 

Güneş bir top ateş parçası gibi uzakta kendi sıcağında kayınıyor, yüreğimin acısı gibi. Yokluğun, göğüs kafesimde yaralı bir serçe gibi çırpınıp duran kalbimin feryadına dönüştüğünde, hastane merdivenlerinden kendimi dışarı attım, her yer, her şey, her ses sadece aynı uğultundan iberetti.  Fiskayadan hastaneye uzanan boşluğa firari, çaresizlikten çırpınan çığlıklarımı bir bir astım, belki serinler, sakinleşir diye. Ama nafile, Dijle Haziran’ın rengine boyanmıştı. O zamana kadar bilmezdim ki kardaş, meğer sullarda yanarmış...

 

Senden sonra Haziranı tanıdım, haziran ayını gördüm ve anladım ki mevsim Haziran ise ölmek zormuş kardaş...

 

O günden beri , bütün mevsimler aynı, bütün zamanlar hazırana çalıyor kardaş, sıcak. Tam dört koca yıl geçti, dört koca asır gibi, uzun. Senden sonra yaşam hep bir 27 Haziran sıcağından ibarettir kardaş, yakıcı, kavurucu.

 

Sonra, uğultuya dönüşen bütün zamanları geceye sürüyorum. Sensizlik büyüyor, içerden. Geceyi çaresizliğimin çığlıklarına gömüyorum ve mutfak penceresinde gece karanlığının içinde seni arayan gözlerimi kapatıyorum. Kulaklarımda, son söylediğin özgürlük şarkısının melodisi çınlıyor.

 

Sesini dinliyorum...  Yaşamını adadığın Diyarbakır’ın özgürlük şarkısını mırıldanıyorsun.

 

Az sonra, sabah olacak vaktin hemen öncesindeyim, gece kuşluk vaktine vurmasın istiyorum kardaş. Ruhum, usulca pencereden gece karanlığına karışıyor. Sesinin peşine takılıyorum. Zamanı yeni baştan yaşıyorum. Her şey ve zaman mırıldandığın sesinin regine dönüşüyor. Önce çocukluğumuza, oradan gençliğe evrildiğimiz döneme koşuyorum. En güzel, en asi zamanımızı biraz daha birlikte yaşamak, uzatmak, biraz daha orada kalak istiyorum.

 

Olmuyor, insan vücudunun herhangi bir parçasının ihanet ettiği zaman olan ölüm gelip düşlerimin orta yerine bir bıçak atıyor. 

 

Kısa bir süre sonra babamız, yarım yamalak anladığı Türkçesi ile radyodaki adını annemize tercüme ettiği zaman giriyor araya. Polis  karakolları, Devegeçidi’ndeki Kurtoğlu işkencehanesi, bir nolu askeri cevazevinin kör hücreleri ve nihayettinde 5 nolu Diyarbakır zindanı... bir süreliğine de olsa beni düşlerimden uzaklaştırıyor, tiksiniyorum...

 

Yokluğuna alışamadım, hangi yana baksam, neye dokunsam, ne yapmak istesem hep eksik kalıyor kardaş. Çünkü yaşamsal konularda birbirimiz adına kararlar verecek kadar sıkı hevaldık ve senin bilmediğin bir gerçekliğim vardı, derin boşluk hissettiğim, yerini bir türlü dolduramadığım; “şımarıklık zamanlarım” yok artık. Çünkü sırtımı verip “şımarabileceğim” hiç kimsem yok kardaş.

 

Roza büyüdü, aynı sen bakıyor, derin ve içten. Sıkı iki arkadaş oluyoruz. Sen, ikimizin eksik olan ortak yanısın ama garip olan ne biliyor musun? Ne ben ne de Roza, o bugüne kadar seni hiç konuşmadık. İkimizde tuhaf bir “saklambaç” oynuyoruz. Yalnızca bir gün dedi “apo tu karî ji minra sûret kî bavêmin mezin bikî!” hiç duymadım, oralı olmadım, çünkü o kadar büyük bir yüreğe sahip olmadığımı biliyorum. O da bir daha sormadı, sanırım o da anladı beni, tıpkı senin anladığın gibi...

 

Eskiden yaşamıma hevaldın, şimdi gecelerimin yoldaşı... O gündür bugündür her gece Şeroyê Biro “Hekimo” parçasına söylüyor derin bakışlarının eşliğinde... Haziran hala sıcak, yokluğuna alışamadım kardaş...

 

Abim Soro’nun anısına...

 

Bu yazı toplam 7826 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.