1. YAZARLAR

  2. ŞERİF KAPLAN

  3. HDP mi BDP mi?
ŞERİF KAPLAN

ŞERİF KAPLAN

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

HDP mi BDP mi?

A+A-

Yerel seçimlerin ardından Kürd siyaseti “HDP mi BDP mi?” sorusuna cevap arıyor. Gerçi ibre HDP’yi gösterse de, seçim sonuçlarını iyi değerlendirmek gerektiği kanısındayım. Bu sorunun cevabının seçim sonuçları kadar esasen “barış” süreci belirleyecek.

“Savaşın” kaderi “barış” sürecinin nasıl evrileceğine bağlı, eski tarz umursamaz bir yaklaşıma Kürdlerin daha fazla tahammül edeceğini sanmiyorum. Mutlak bir sonuç ve net bir belirleme zorunludur. Kavramların gölgelediği bir ortamda daha fazla oyalamanın mümkün olduğunu sanmiyorum.

BDP mi yoksa HDP mi sorusunu halka rağmen, politik bir karardır. Genel anlamıyla politika her ne kadar “halk için” yapıldığı söylensede böylesi durumlarda “halkın ne istediği” çok önemsendiğini sanmıyorum. Halk sadece “oy” anlamında potansiyel bir ihtiyaçtir!

BDP; bütün eksiklerine rağmen, birebir savaşta zarar görmüş veya kişisel “çıkarını” orada gören, devletle barışık olmayan, egemen devletin varlığını içine sindiremeyen, ulusal motifin ön planda olduğu Kürdlerin buluştukları bir ortak bileşkedir.

HDP’nin yarattığı imaj, ağırlıklı olarak Türkiye’li sol ve ötekileşmişlerin, mevcut sistemde huzursuz olan, daha çok “sol radikal” söylemlerle kafa tutan, bu nedenle zaman zaman devlet tarafında mağdur edilen insanların buluşmak istediği ortak bir payda olma noktasına adaydır. 

BDP her ne kadar yasal kurulan bir parti olsa da esasen Kürd halkının devlete olan tepkisinin buluştuğu, toplumsal öfkenin kendini ifade ettiği bir kitlesel halk gücüdür. Politik duruşundan ziyade Kürdlerin kimlik olarak kendini rahat ifade ettiği bir yerdir.

HDP’de kendini ifade etmek isteyen Türkiye’li sol güçlerin buluştukları nokta, daha ziyade bireysel, entellektüel bir içeriğe sahip ve halk desteğide oldukça yoksundur.

Bu kısa “viyonsel” belirlemeden sonra, böyelesi bir buluşmada olası ihtimalleri çok ince düşünmekten fayda vardır.

Türkiyelileşme Kürd siyasal haraketinin birincil politikası olmamalı. Bunun sonuçları fazlası ile ağır olacağı kanısındayım.

Türkiye sol harakti önemli, önemsenmesi gereken, her  koşulda dirsek temasının olması gerekiyor ancak kitlelere ulaşma noktasında ciddi sıkıntıları olan bir hareket. Son seçimlerde de bu sıkıntı kendini gösterdi, görünen o ki kısa vadede bunu çözme imnakları da yok.

Bu durumda HDP bileşenleri sırtını birebir Kürd siyasal haraketinin büyük bedeller ödeyerek yarattığı, onbinlerce insanın hayatı pahasına bugüne getirdikleri siyasal gücüne dayamak zonda kalacaktır. Her ne kadar siyasetin “üst” kesimi bunu anlasa, uzlaşma yolu bulsa da, aşağılarda, halk arasında doku uyumsuzluğu olduğu çok nettir. Bir çok neden sıralamak mümkün ama en başında ve belirleyici olan Kürdlerin ulusal noktadaki istekleri ile Sol haraketin söylemi biribirine çok uzak duruyor. Kürd siyasal haraketi ideolojik olarak “anti emperyalist” olsa da, halkın o noktada bir aciliyeti ve zorunluluğu olmadığı gibi, söylem bazındaki “kafa tutma”yı da çok anladığı, onayladığı söylenemez.

Hal böyleyken, BDP HDP’ye katılırsa, ya HDP BDP’nin ulusal isteklerine boyun eğip, arka plana düşecek veya BDP politik fedekarlık yapıp kendini geri çekecek, o zamanda tabandaki huzursuzluğu ve ciddi oy kaybını göze alacak. O nedenle en doğru yaklaşım, doku uyumunun sağlanabileceği ortak noktalardan haraket etmektir. Her siyasal akım kendi rengi ile varliğini sürdürmesi en doğru olanıdır. Bununda yolu Türkiye’de HDP, Kürdistan’da BDP’nin olmasından geçer.

Siyasi partiler kanunu uygun mu bilmiyorum ama BDP/HDP eş başkanlık sisteminde olduğu gibi, belki iki partinin bileşimi Almanyada ki CDU/CSU gibi benzer bir uygulamaya gidebilirler. Almanya’da bu iki parti varliklarını ayrı ayrı sürdüryorlar ama seçimlere hangisi hangi bölgede etkinse, o bölgede o partinin adayı seçimlerde yarışıyor. Oy pusulasında tek parti gibi yer alıyorlar, ikisinin de ismi ve payrakları mevcuttur. Tabi CDU CSU’ya göre daha baskın olduğundan, CDU belirleyicidir. Ortak noktaları aynı kitleye hitap ediyorlar ve yıllardır da seçimlerde birlikte hareket ediyorlar. Tek ayrı düştükleri nokta, hiç bir parti diğer partinin politikasına karışmıyor, her parti kendi politikasini kendisi bağımsiz belirliyor.

Sonuç olarak, her parti değişikliği beraberinde ciddi bir oy kaybını getirdiği gibi, tabanda da huzursuzluk yaratıyor.

 

Bu yazı toplam 2218 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.