HDP'den CHP'ye 'esnek formül' önerisi

HDP'den CHP'ye 'esnek formül' önerisi
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, dokunulmazlık düzenlemesini Anayasa Mahkemesi'ne götürmek için CHP'ye yeni bir öneride bulundu.

 Baluken, "HDP'nin hazırladığı taslağa imza atmak bazı milletvekillerini zorluyorsa, o zaman bireysel birkaç ismi ön plana çıkan milletvekili bir taslak metnini hazırlar, bunu imzaya açarlar. HDP'li vekiller, CHP'liler metne imza atarlar. Böyle esnek formül de devreye girebilir" dedi.

 

Halkın milyonlarca oyuyla Meclis'e giren HDP'li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılarak siyasetten tasfiye edilmesi amacıyla AKP, CHP ve MHP ortaklığıyla Meclis'ten geçirilen Anayasa değişikliğine dönük tartışmalar sürüyor. Özellikle CHP'nin darbe girişimi karşısındaki tavrı, AKP'nin saldırıları, HDP'nin bundan sonra izleyeceği siyaset merak konusu. HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, hem bu konuları hem de CPT'nin PKK Lideri Abdullah Öcalan'la İmralı Adası'nda yaptığı görüşmeye dair DİHA'ya değerlendirmede bulundu.

 

Dokunmazlık kılıfı adı altında "Meclis'e darbe" girişiminin 7 Haziran seçimlerinin ardından bir konsept çerçevesinde devreye konulduğuna dikkat çeken Baluken, darbe süreçlerinde kaosa ve kargaşalığa ihtiyaç olduğu için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Kürdistan'da "sokağa çıkma yasağı" adı altında katliam ve vahşet politikalarını devreye koyduğunu ifade etti. AKP'nin tüm baskılarına rağmen 1 Kasım'da HDP'nin bir kez daha barajı geçmesinin Erdoğan'ın tüm planlarını alt üst ettiğine işaret eden Baluken, darbe mekanizmasının MHP ve CHP içine kadar uzandığını, uzanamadığı tek partinin HDP olduğunu ifade etti. Erdoğan'ın HDP üzerindeki darbe mekanizmasının tutmaması üzerine HDP'yi tasfiye etmeyi gündemine aldığını belirten Baluken, Meclis'e hukuktan yoksun bir girişim olduğunu ve kabul etmediklerini söyledi.

 

'CHP'nin tekçi damarı hortladı'

 

CHP'nin genetik kodlarında tekçi, statükocu bir damarın olduğunu söyleyen Baluken, CHP'nin 90 yıldır bu kodlarından vazgeçmediğini, söz konusu Kürtler olduğunda asimilasyon ve imha politikalarının ötesine geçemediğine dikkat çekti. CHP'nin, önüne Şark Islahat Planı'nı alarak Kürt meselesine baktığı değerlendirmesi yapan Baluken, dokunmazlıklar meselesindeki "evet" tavrının en önemli sebeplerinden birinin de bu olduğuna vurgu yaptı.

 

'Darbeyle CHP'ye bir rol biçilecekti'

 

Baluken, "CHP dokunmazlıklar konusunda iki hesap yaptı. Birinci hesabı devletin bekası söz konusuysa Kürt halkının iradesini ezmek lazıma onay vermiştir. İkincisi ise CHP'nin kulağına şu da fısıldanmış olabilinir. Kürt halkıyla AKP daha büyük bir çatışma ortamı çıkacak. Her iki taraf yıpranacak. Ortaya çıkan darbede de CHP'ye bir rol biçilecek. Ancak CHP tabanından ve CHP içinden büyük tepkiler geldi. CHP'li milletvekillerinin bir kısmı kamuoyuna 'Bu suça ortak olmayacağız. Hayır oyu kullanacağız' dedi. CHP içinde bu zorlanma getirdi. CHP birinci turda referandum aralığı gördü. İkinci turda halka ne diyeceğinin acizliğini yaşadı. Referanduma giderse CHP evet demek zorunda kalacaktı. Evet derse seçmen tepki gösterecek. Hayır derse kendisiyle çelişecek. Ne yaptığını bilmeyen bir CHP karşımızdadır. CHP, Erdoğan'ın işlediği suça ortak oldu" diye konuştu.

 

'CHP'li vekillere tarihi bir görev döşüyor'

 

CHP içindeki milletvekillerinin evet kararına karşı çıktığını ve bunu kabul etmediklerini ifade eden Baluken, CHP milletvekillerine tarihi bir görev düştüğünü ve baskılara boyun eğmemeleri gerektiğini dile getirdi. Baluken, "CHP'li milletvekillerinin kararlılıklarını devam ettirmesi gerekir. Ya Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir ya da HDP'nin hazırladığı metine imza atabilir. Bireysel birkaç milletvekiliyle bir metni imzaya açabilirler. Yapılırsa Kılıçdaroğlu'nu tarihi bir suçtan kurtarmış olacak. Aksi taktirde önümüzdeki günlerde CHP'de ciddi sorunlar yaşanacak" diye konuştu.

 

'Esnek formüller devreye girebilir'

 

CHP'nin aksi bir tavır içine girmesi halinde siyaset yapma olanağının ortadan kalkacağını vurgulayan Baluken, "Duyarlı CHP'li milletvekillerinin gideceği birçok adres var ama bu adreslerin en önemlisi HDP'dir. Hukuk Komisyonu tarafından taslağımız hazırlanıyor. 52 ek imzaya ihtiyacımız var, 110 milletvekiline ulaşmak için. HDP'nin hazırladığı taslağa imza atmak bazı milletvekillerini zorluyorsa, o zaman bireysel birkaç ismi ön plana çıkan milletvekili bir taslak metnini hazırlar, bunu imzaya açarlar. HDP'li vekiller, CHP'liler metne imza atarlar. Böyle esnek formül de devreye girebilir" dedi.

 

'CHP, AKP ve MHP bloğuna karşı demokratik blok'

 

Dokunmazlıkların kaldırılması konusunda geri adım atmayacaklarının altını çizen Baluken, 110 milletvekiliyle Anayasa Mahkemesi'ne gidilmeye çalışılacağını, birinci mücadelelerinin hukuki mücadele olacağını söyledi. Baluken, Türkiye ve Kürdistan'ın 22 noktasında "Darbeye karşı demokratik direniş" sloganıyla halk buluşmalarının yapılacağını, yine diplomasi alanında çalışmalarının süreceğini aktardı. Baluken, "ABD, Avrupa Parlamentosu'ndan, Erdoğan'ın politikalarını destekleyen Merkel'e kadar görüşler ortaya çıktı. Etkin bir diplomasiyle CHP, AKP ve MHP bloğuna karşı sadece içerde değil dışarıda da demokratik bir blok oluşturacağız" dedi.

 

'Tüm görüşmeler Erdoğan'ın bilgisi dahilindeydi'

 

Fezlekelerde yer alan Kandil görüşmelerinin tümünün hükümetin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini belirten Baluken, görüşmeler öncesi Ankara'da yetkililerle bir araya geldiklerini ve mesajlarını aldıktan sonra Kandil'e gittiklerini anlattı. Aynı şekilde KCK yetkilileriyle görüştüklerini, hükümet yetkililerine iletmek üzere oldukları mesajları alıp geri döndüklerini belirten Baluken, "Bu görüşmelerden başbakandan, Cumhurbaşkanı'na kadar hükümetin tüm yetkililerinin haberleri olurdu. Görüşmelerin sonunda olgunlaşan tartışmalarla İmralı'da Sayın Öcalan'a gider tartışmalarımızı orada yürütürdük. Sanki bütün bunlar çok gizli yapılmış, hiç haberleri yokmuş ve suç işlemiş gibi fezlekeye konu edilmeleri her şeyden önce büyük bir siyasi ahlaksızlıktır. Barış anlayışına yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Hükümet ve devlet yetkilileri bu çalışmaların ne kadar değerli olduğunu, Türkiye'de barışa gidecek yolun tek kapısının bu müzakerelerden geçtiğini ifade ettiler. O dönem kutsadığın, o dönem onure ettiğin çalışmaları konjonktürel olarak birilerini mahkum etmek için kullanmaya çalışırsan orada ciddi bir sorun vardır demektir. Bizim bu anlayışı kabul etmemiz mümkün değildir" değerlendirmesi yaptı.

 

'CPT çok geç kaldı'

 

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 5 Nisan 2015'den bu yana çok ciddi ve ağır hukuksuz bir tecrit altında olduğunu hatırlatan Baluken, tecridin kaldırılması için başta CPT olmak üzere birçok uluslar arası kuruma başvuru yaptıklarını söyledi. İmralı'daki durumun yerinde incelenmesi ve raporlaştırılması çağrılarına CPT'nin çok geç yanıt verdiğini belirten Baluken, "Bir yılı aşkın bir süreden sonra tecrit devam ederken, CPT'nin yaptığı ziyaret çok gecikmiş bir ziyarettir. Bu gecikmiş ziyaretin CPT'nin rolüne ve misyonuna denk düşen bir ziyaret olmadığı sonucu açığa çıkarır" diye konuştu.

 

'Öcalan'ın sesini kısmak istiyorlar'

 

"İmralı'daki tecrit sadece saray ve AKP'nin kendi gücüne kendi hukuksuzluğuna dayanarak yürüttüğü bir konsept değil" diyen Baluken, bunun uluslararası bir arka planının ve desteğinin olduğunu vurguladı. Öcalan'ın Ortadoğu siyasetini en doğru okuyan, en isabetli öngörüleri yapan ve bugüne kadar tezleri en çok doğrulanan siyasi lider konumunda olduğunu ifade eden Baluken, "AKP ve saray dışında Ortadoğu'yu dizayn etmek isteyen uluslar arası güçler Sayın Öcalan'ın fikirlerinin Ortadoğu halkları tarafından bilinmesini istemiyorlar. Bu nedenle İmralı'da Sayın Öcalan'ın sesinin kısılmasını istiyorlar. Oradan gelen çözümlemelerin susturulmasını istiyorlar. O çözümlemelerin çözüm gücünden korkuyorlar. Bu nedenle de Avrupa ya da diğer dış kamuoyuna ait kurumların da ilkesel bir yaklaşım yerine İmralı'ya kendi devletlerinin siyasi baskıları üzerinden bakıyorlar" dedi.

 

'Sûr'da gördüğümüz tablo vahşet tablosuydu'

 

HDP'nin tasfiye edilmek istenmesinin en önemli sebeplerinden birinin de Sûr, Silopya, Cizîr, Gever ve Şirnex'te devreye konulan vahşet politikalarının HDP'nin Türkiye ve Kürdistan kamuoyuna duyurulması olduğunu ifade eden Baluken, meclis kürsüsünü kullanarak devletin politikalarını iyi bir şekilde yansıttıklarını söyledi. Baluken, "Sûr'da bu kadar yıkıma maruz kalmış evi barkı yıkılmış göç etmek durumda kalması ve bu kadar kararlı durması gerçekten tarihe geçecek bir duruştur. Sûr'da gördüğümüz tablo tam bir vahşet tablosuydu. Sûr Amed'in, Kürdistan'ın kalbidir. Kamuoyunun da Cizîr, Sûr, Nisêbîn'de insanlığa karşı işlenen suçları sorgulamaya başladı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Cizîr vahşetiyle ilgili rapor yayınladı. Uluslararası Af Örgütü Sûr'a dair rapor yayınladı. Önümüzdeki süreçte de bunun takipçisi olacağız" diye konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.