1. YAZARLAR

  2. Zeynep ABBASOĞLU

  3. HER ŞEYİN HAYIRLISI
Zeynep ABBASOĞLU

Zeynep ABBASOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

HER ŞEYİN HAYIRLISI

A+A-

Her genç kızın rüyası Zetina dikiş makinası değil elbette. Amellerin niyetlere göre olması gibi, hayaller de kişiliklere göre. Kiminin ki, okulu bitirip kendi ayaklarının üstünde durduktan sonra, evlenip çoluk çocuğa karışmak, kiminin ki, armut piş, zengin koca kucağıma düş. Her iki seçenekte de emek harcamadan başarılı olmak söz konusu değil!

İnsanın hayallerinin gerçekleşmemesi, ya da hayal ettiği gibi olmaması, hayali her ne olursa olsun üzüntü verici. Büyük hayaller ile küçük bir kafe açmak istersiniz, sevimli örtüler, camın önünü süsleyecek Afrika menekşeleri, aile sıcaklığında bir mutfak dekoru, ve en önemli kısmı, yeni doğacak olana bir isim bulur koyarsınız. Artık her şey tamamdır, her gün aynı hevesle gider kapıyı açarsınız, çayı, kahveyi hazırlarsınız, ama olmayınca olmaz işte. Bir iki yolunu kaybetmiş dışında gelen giden olmaz. Direnirsin dayanabildiğin yere kadar, ama büyük hayaller ile serdiğin örtüleri, bakkaldan aldığın karton kolilere kaldırmanın vakti gelmiştir. Hayaller artık başka bahara kalmıştır.

Zengin koca bulmak da sanıldığı kadar kolay bir iş değil. Koca aslanın ağzındadır, hele ki çok zenginini arıyor iseniz. Bu da çok zorlu bir yol, çünkü rakipleriniz bal arıları gibi çalışmaktadır. Kovanı boş bırakmaya gelmez. Şansınız yaver giderse hem zengin, hem de sevdiğiniz bir koca adayı ile karşılaşırsınız ve onu nikah masasına oturmaya ikna edebilmek için debelenir durursunuz. Bu da bir emek ve mesai  harcamak demektir.

Her şey yoluna girmiş savaştan yorgun ama galip çıktığınızı düşünürken, bir bakmışsınız ki her şeyin bir bedeli varmış.

 İçiniz ferahlamış, üstünüzden büyük bir yük kalkmıştır. Muhteşem finale hazırlanacağınız, başarınızın tadını çıkaracağınız günler başlamıştır ki, bilinmeyen bir el gelir ve tüm gücüyle boğazınızı sıkar. Nefes alamamaya, kalbiniz küt küt atmaya, yer altınızdan kaymaya başlar.

İlk başta ne olduğunu anlamayabilirsiniz, her şey bu kadar yolunda gitmişken bu başıma gelen de nedir böyle dersiniz. Kalabalığa giremez, kapalı yerlerde duramaz olursunuz. Sanırsınız ki tansiyon probleminiz var. Ya iniyor, ya da çıkıyordur. Sabahları güne başlamaktan korkarsınız artık. Bıraksalar en güvenli yer olan evden, hatta yatağınızdan çıkmazsınız.    

         Muhteşem saray düğününde hangi modacının gelinliğini giysem diye düşüneceğinize, bugün hangi doktora gitsem acaba diyerek güne uyanırsınız. Tetkikler, tahliller, bir şeyiniz yok der, ama vardır işte. Artık her şeyden korkmaya başlamışsınızdır, sınırlar belirlenir tekrardan. Kapıya yakın, insana uzak yerlere oturursunuz. Çantanızda kolonya, ilk yardım seti gibi baş köşededir. Nazar mı değişmiştir yoksa?

          Ve sonunda teşhis konulur, hissettiklerinizin hiç biri fiziksel bir sebepten kaynaklanmamaktadır. Belki kişilik olarak yatkınlığınızdan, belki verdiğiniz mücadelenin yarattığı stresten “Panik bozukluğu” yaşamaktasınızdır. Tanrı Pan her yerde karşınıza çıkıp çığlıklarıyla sizi korkutmaya başlamıştır. Hayat zorlaşır, artık hiç bir şey eskisi gibi değildir. İlaçlar, sakinleştiriciler, ve korkunun büyüklüğü yanında hayallerin gerçekleşmesinin önemini yitirişi...

       Her şeyin “hayırlısını” dilemek lazım...

           

Bu yazı toplam 604 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.