1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tulgar

  3. Hey komutan
Ahmet Tulgar

Ahmet Tulgar

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Hey komutan

A+A-

 

Onlar hayatın altın oranıdır. Hayatın altın oranı onlarda ışır. Sen de bu yüzden en kanlı planlarını onların uzerinde uygularsın. Sen zaten karanlık bir sokakta ardın sıra yürüdüklerinde ya da bir köşeden aniden karşına çıktıklarında tedirgin, biraz içip balkonunun altında şakalaştıklarında huzursuz olup, hep çekip vurduğunu hayal etmez miydin onları? İşte bu savaş tam sana göre. Bu üniforma biçilmiş kaftan. Senin biçtiğin, onlara yani. Halbuki onlar hayatın altın oranıdır. Bu üniforma hiç yakışmaz ki onlara.
Onlar altın oranı hayatın. Hem her şeye hazır hem hazır değil kötü şeylere, kötülüğe. İstekli değil. İstediği sevişmek, istediği gömleğinin arasından yanık bağrına değen rüzgar. İstediği uzaklar, istediği yakın. Anasının dizinin dibi, yarinin koynu.

Onlar hayatın altın oranı. Ne çok erken ne çok geç. Ne şaşkın ne alışkın. Öyle sevmiş dünyayı, öyle yerleşmeye hazır, bir ağaç dikmeye, bir ev yapmaya. Sen de bu yüzden yalanın dolanınla ölüme gönderirsin ya onları. Hep fazla gelirler sana, hep fazla heyecanlı, hep fazla ateşli, hep fazla gürültücü, hep fazla iri, hep fazla geniş, hep fazla kuvvetli, hep fazla genç, hep fazla masum. Oysa her şeyleri nasıl da orantılıdir. O kollar, o bacaklar, o göğüs, o sırt. Ve asıl o neşe, o gülüş. Yoksulluğa rağmen. Yorgunluğa rağmen. Ayrılığa rağmen. Hayatın altın oranıdır yani onlardaki.
Onlardaki hayatın altın oranıdır. Artık sende olmayan. Ne ruhunda ne bedeninde. Yaptığın onca hesabın, onca içten pazarlığın, gündelik ihanetlerinin kiri pası ruhunda, kariyer diye tırmandığın o nafile yokuşun, hiyerarşi deyip kabullendiğin, içinde gününü beklediğin iğneli fıçının yarası beresi üstünde, başında.
Oysa bak onun ruhu da, bedeni de nasıl pürüzsüz. Senin ideoloji diye önüne koyduğun saplantılarına, fayda umduğun söylevlerine eyvallah dediğini sanıyorsun. Değil. O sadece bakınıyor. Bazen burada, bazen hiç buralarda değil. Öyle hazır yani değişmeye. Sen de bu yüzden hiç güvenmiyorsun ona zaten. En iyi halinin ölüsü olduğunu düşünüyorsun. Henüz değişmeden, henüz sana eyvallah dediğinin sanıldığı bir anda, “ölsün en iyisi” diyorsun. Oysa o hayatın altın oranı. Dünyaya doğru kurduğu köprülerin altından çok sular akacak, o ağzında bir başak sapı, elleri cebinde, zihninde bir şarkı yürürken ömrünün yollarında. Ayakkabısının arkasını kırarak giymiş. Çıplak topukları nasıl pürüzsüz. Daha çok yol yürüyecek. O daha hayatın altın oranı.
Algı açık, nabız normal. Tansiyon da altın oran, akıl ile duygu da yani. Sen en kendini bırakmış gibi göründüğün anlarda tekleyen kalbin, cılız şehvetin için kaygılanır, yarınki cirondan medet umarken, o sevgilisinin bedeninin kaç  fersah olduğunu düşünüyor, aşk bahçesinin kaç dönüm olduğunu. Onun sevdası da altın oran, şehveti de.
Hey komutan, onunki altın oran.
Senin ellerine bulaşan kan, paçalarından akan yalan.

(Henüz Zaman Var, Ahmet Tulgar, Doğan Kitap, Ocak 2013)

Bu yazı toplam 631 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.