• Diyarbakır23 °C
  • Batman23 °C
  • Mardin24 °C
  • Bingöl20 °C
  • Bitlis14 °C
  • Elazığ20 °C
  • Erzincan16 °C
  • Şanlıurfa26 °C
  • Erzurum12 °C
  • Ağrı13 °C
  • Gaziantep23 °C
  • Hakkari18 °C
  • Muş18 °C
  • Siirt23 °C
  • Van12 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İç Anadolu Kütleri’nin sürgün serüveni
12 Kasım 2013 Salı 17:05

İç Anadolu Kütleri’nin sürgün serüveni

İç Anadolu’daki sürgün Kürt yurttaşlar, bölgeye yerleştikten sonraki sosyal yaşamları, ekonomik uğraşları, kültürel ve yaşam şekilleriyle ilgili Tigris Haber’e konuştu. Haci GÜNEŞ - Özel Röportaj

Konya’nın Kulu İlçesi’ne bağlı Karacadağ (Xelikan) Beldesi ve Arşıncı (Germik) köyündeki Xelikan aşiretine mensup yurttaşlarla, İç Anadolu Kürtleri’nin bölgeye sürgün veya iskan edildikten sonraki sosyal yaşamları, dilleri, eğitimleri, ekonomik uğraşları, kültürel ve tüm yaşam alanlarıyla ilgili, gazetemiz Tigris Haber için röportaj gerçekleştirdik.  İç Anadolu Kürt nüfusunun büyük bir kısmı, son yıllarda Avrupa’ya ikinci göçünü gerçekleştiryor. Avrupa’ya yapılan göçün ardından, İç Anadolu’daki Kürtlerin asıl uğraş alanları olan tarımcılık ve hayvancılık yok olmakla yüz yüze kaldı. Buradaki Kürtler, asıl geçimlerini Avrupa üzerinden sağlıyor. Karacadağ Beldesi’nde ikamet eden 65 yaşındaki Ömer Çiftçi adlı yurttaş, Kürt aşiretlerinin İç Anadoluya ilk yerleştiklerinde, nüfusun büyük bir kesiminin kırsal alanda yaşdığını ve tarımla uğraştığını ifade etti. Çiftçi, Kürtlerin ilk Anadolu’ya geldiklerinde, daha çok hayvancılıkla uğraştıklarını ve daha sonra da asıl uğraş alanlarının tarımcılık olduğunu belirtti. Tarıma geçişin, 19. yüzyılın ilk yarısında başladığını kaydeden Çitçi, 19. yüzyılın son çeyreğinde hızlanmış, ancak tarımcılığın başlıca uğraş haline gelmesi ise 50-60 yıl öncesine dayandığını vurguladı.

konya-genel-2-001.jpg

 

‘Aristokratlar geniş arazileri zaptederler’

Çiftçi, iskan ve göç sonucunda bölgeye yerleşen Kürt aşiretleri ilk aşamada, yer yer daha önce yerleşim alanı olup, sürülmüş toprağı bulunan, sonradan terk edilmiş olan yörelere yerleştiğini belirterek, “Bu durum, onların toprağı işlemesini kolaylaştırmıştır. İskan amacıyla aşiretlere tahsis edilen yörelerde herkes kendi başına istediği toprağı sürmüş. Aşiret reisleri ve aristokrat bir tabaka olan Torın’lar, verimli ve geniş arazileri zaptederler. Bazıları yetki ve ilişkilerini kullanarak bir köy arazisinin yarısını sahiplenmiştir. Bu dönemde devletin fazla bir müdahalesi olmamakla birlikte, o, aristokrat kesimin verimli arazilere sahip olmasını desteklemiş, bu yolla onların desteğini almaya, onları iş birliğine yöneltmeye çalışmıştır” dedi.

‘Kürtler hayvanları evlatları gibi severler’

 İç Anadolu Kürtleri’nin hayvanlcılık uğraşını ezelden beri sevdiklerini ifade eden Çifçi, “Onlar, hayvanlarına adeta evlatları gibi bakarlar, onların acı ve sevinçlerini paylaşırlar. Aşiretlerin göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçmesi, her zmana onun ana uğraşı olan hayvancılığı terk ettiği anlamına gelmez. İç Anadolu Kürtleri yerleşik hayata geçtikten sonra da, 1950’li yıllara kada, birinci derecede hayvanlıkla uğraşmaya devam etmiştir. Ancak bu dönemden sonra, hayvancılık yerini tümden tarıma terk etmiştir” şeklinde konuştu.

omer-ciftci-001.jpg

‘Dokumacılık sanatının ustaları kadınlardır’

Xelikan (Helikan) aşiretinin ilk yerleşik alanı olan Konya’nın Kulu İlçesi’ne bağlı Germik ( Arşıncı) Köyü’nde yaşayan Fatma Eken de, kadınların uğraş alanları ve el sanatlarıyla ilgibil bilgiler verdi. El sanatı düzeyinde yapılan dokumacılık, İç Anadolu Kürtleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Eken, “Kürtlerin el yapımı olan ve Tevn adı verilen dokuma tezgahlarında, sonbahar aylarında dokudukları yer ve duvar halıları, duvar yastığı, çuval ve heybeler ünlüdür. Daha çok ev ihtiyacını gidermek üzere yapılan dokumacılık ince bir sanattır, hayli sabır ve emek isteyen bir uğraştır. Dokumacılık sanatının ustaları ise kadınlardır. Onlar, bu el sanatlarıyla daha küçük yaşta tanışırlar. Dokuma işi, evlilik çağındaki genç kızların önemli becerileri arasında sayılırdı. Hayvancılığın yerini tarıma bırakmasıyla, dokumacılığın temel dayanağı da ortadan kalktı” şeklinde konuştu.

osman-akgul-001.jpg

‘Buradaki kürtler çoktan ab’ye girdi’

Konya’nın Kulu İlçesi’ne bağlı Xelikan (Karacadağ) Beldesi’nde yaşayan 84 yaşındaki Osman Akgül ise, İç Anadolu Kürtleri’nin, ticaret yaşamında aktif olduklarını belirterek, “Daha çok pazara yönelik olarak yapılan sığır besleyiciliği ve komisyonculuk, 2000’li yıllara kadar da yaygın bir uğraş haline gelmişti. Nüfusun önemli bir kesimi, küçük ve orta çaplı yem ve un işletmeciliği, lokantacılık, eczacılık, sarraflık, ziraat satışı malzemesi satımı, taş ve tuz işletmeciliği gibi alanlarda çalışıyordu. Ama şimdi herkes Avrupa’ya  gidiyor ve Avrupa’dan gelen dövizle geçimini sağlıyor. Yani burası çoktan Avrupa Birliği’ne girmiştir” dedi.

yusuf-bicer-001.jpg

Yurtiçi ve yurtdışı taşımacılık uğraşlardan biri

Karacadağ’da ikamet eden ve gençliğinden beri yurtiçi ve yurtdışı yük taşımacılığı kamyon şöfürlüğü yapan Yusuf Biçer de,”Yük ve yolcu taşımacılığı bölgede göze çarpan yaygın bir uğraştır. Büyük, yolcu ve taşıma araçları olan kamyon ve otobüs sahibi olanların ve bu alanlarda çalışanların sayısı oldukça yüksektir. Başlangıçta yöredeki tahıl, canlı hayvan, yem ve inşaat malzemesiyle sınırlı olan taşımacılık, son yıllarda ülkenin başka yörelerine ve hatta yurtdışına yönelmiş bulunuyor” şeklinde konuştu.

‘İlkokula kadar ana dilleriyle yetişiyorlar’

Konya’nın Kulu İlçesi’nde öğretmenlik yapan F.Y. de, İç Anadolu’daki Kürt çocuklarının, iki dilli bir ortamda büyüdüğüne dikkat çekerek, “Kürt çocukları okul çağına gelinceye dek, ana dilleri olan Kürtçe ile yetişiyor. Bu yaşta, çevrenin etkisiyle Türkçe’den bazı kelimeleri kapsalar da, ana dilleri olan Kürtçe ağır basmaktadır. Türkçe ikinci bir dil olarak, daha sonra okul döneminin başlamasıyla devreye giriyor ve giderek birinci dil konumuna yükseliyor. Böyle olunca da, Kürtçe üzerindeki yasak ve baskı sonucu iki dillilik, zamanla yerini tek dile bırakıyor” dedi. 

Aslimilasyoncu dil politikasının, pratikte Kürtçeyi yarım, Türkçeyi tam veya her iki dili de yarım bilme gibi sonuçlara da yol açtığını sözüne ekleyen F.Y. şunları söyledi: “ Ana dili özgürce konuşmak ve öğrenmek temel ve doğal bir haktır. Bu hakkın çiğnenmesi, yasaklanıp engellenmesi suçtur. Anadilin yasaklanması etnik ve bireysel kimlik gelişimini zedeler; bu dile mensup bireylerin kendi etnik ve kültürel kimliklerine yabancılaşmasına, yasaklı etnik kimliği bilinçaltı etmesine, baskı altına alınmasına ve kendilerine olan güvenlerinin sarsılmasına yol açar. Yine anadilin engellenmesi, yerine yabancı veya ikinci bir dilin dayatılması, yasaklı dile mensup insanların, özellikle öğrenim ve çalışma hayatı gibi alanlarda, şans eşitliğini ortadan kaldırır.”

konya-genel-001.jpg

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim