1. YAZARLAR

  2. Gani Türk

  3. İNSAN, ROBOT VE MİKROP
Gani Türk

Gani Türk

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İNSAN, ROBOT VE MİKROP

A+A-

Tigris Haber- Sevgilin var mıydı sevgili Hayyam? “Kim, ne olursa olsun, sevgili bizim olsun tek, canı canımız olsun” İyiliğe, güzelliğe, eşitliğe düşman olanın sevgisi yalan olur, sevdiğini zannedersin boğulduğunun, yok olduğunun farkına varmadan.
Yaklaşık iki yüz yıl önce “ Yaşamak, kendi kendini adam etmektir” demişsin sevgili Goethe; o zamanlar adam çoktu, ama artık yok o kadarı. Çoğu kablolar dünyasına bağlı yaşıyor, ruhlar teneke…


Yeni uyanmıştım, işe yetişmek için yüzümü yıkayıp hemen dışarı çıktım. Yağmur yağıyordu; zayıftı silme yağmur. Rüzgâr yüzünden sarhoşlar gibi sağa sola sallanıp duruyordu taneler.  Yere düşmekten aciz bir halleri vardı, bana çarpanlar toprak yüzü görmeden eriyip yok oluyordu. O silme bereket sanki bedenimi değil de ruhumu ıslatmıştı, iyi gelmişti.


İşyerimin giriş kapısından elimde yarım simitle girdim. Yemek için simit ile boğuşurken ağız şapırdatmalarım beynimin dayatmalarıyla kelimelere, cümlelere dönüşüp gözbebeklerimden dışarı çıkıp yarısını bitirdiğim simidime çarpıp simitten bir dilim daha koparıyordu ve o dilimi yutup defalarca yaptığım gibi içime alıyordum. Sanırım dün gece izlediğim bilim kurgu filminden kurtulmak için Hayyam ve Geothe’ye sığınmaya çalışıyordum, belki de beynimin derinliklerinden gelen saldırılardan korunmak için her ikisini kalkan olarak kullanmaya çalışıyordum.


Günaydın diyen çalışanımın sesiyle kendime gelmiştim, ama sanırım simidimle hem boğuşup hem dertleşiyorken mırıltılarımı duymuştu, çünkü gülmemek için gülümseme modlarındaydı ve zorlanıyordu, umursamadım, çünkü bu hallerim yeni değildi. Kahve isteyip odama geçtim. Satrançta dünya şampiyonları yenmiş yapay zekâlı robot insan dünkü filimde savaşta da “Boynuz kulağı geçer” misali kendini yaratan insanı yenmişti ve asıl beni hala ürküten ve düşündüren bu sonuçtu. Savaştan sağ kurtulmuş birkaç kafile insan çeşitli kıtalarda dağlara, ormanlara çekilmişti. Bir insan olarak yenilgiyi hazmedememiştim ve “Ne yapılabilirdi?” diye hala düşünüyordum. Kablo, demir, teneke yığınları uygarlığımızı yok edip bir de bizi yani insanı yaşam yerlerinden de etmişti. 


Simidimi bitirmiştim, kahvemin son yudumunu almak için kahve fincanını dudaklarıma götütür götürmez sanki bir elektroşok yemiş birinin mayışık durumundan kurtulmak üzereykenki tekrar karşılaştığı hayat sevincini yaşıyordum. Evet,  hatırlamıştım;  plastik, kablo vb. maddeler yiyen bir mikrop(bakteri) vardı “Ideonella Sakaiensis” Japonlar bulmuştu. Demiri, tenekeyi, parçalayıp serbest demire, yani bir anlamda toprağa dönüştüren mikrop vardı zaten. 
Rahatlamıştım, simidim çoktan bitmiş, kahvemin son demlerindeydim, içimden “İyi ki mikrop dostlarımız var hala” diye geçirmiştim. 


İnsanın vücudunda (saç telinden tırnak ucuna kadar) içerde ve dışarıda sayısal olarak 50 trilyon kadar mikrop var; virüs, bakteri, mantar vs. İnsan vücudunun kendi hücre sayısı da 30 trilyon kadardır ve insan buna rağmen ortalama 70 yıl yaşıyor, çünkü bu mikropların çoğu insana dosttur. 20 trilyon gibi bir üstünlüğe rağmen insanın insana yaptığı kötülüğü konağı olan insana yapmıyorlar bu mikroplar. Ama insanoğlu konağına yani dünyaya yapmadığını bırakmıyor; hava kirliliği, hormonlu gıdalar, küresel ısınma ve bu nedenlerden dolayı yakın ve uzak olarak doğan ve doğacak olan felaketler… Kendi türüne de yaptığını bırakmıyor insan; asma, kesme, öldürme, toprağından, doğal haklarından etme vs.  


Sanki kahve fincanımın içine teneke, kablo ve demir parçaları dökülüyordu beynimin içinden ve içmediğim o yudumun içinde eriyip yok oluyorlardı ve o yudum herkese ve her şeye düşman bir insan bedenine dönüşüyordu tekrar. 


Bir falcı gibi bakıp duruyordum kahve fincanın dibindeki kahve yudumuna, bir şeyler eksikti ve göremiyordum; belki bir sevgili, belki bir sevgi, belki bir insan…
                                        
Not: Kısmet olursa ortalama on günde bir beraber olacağız, her dem sağlıkla kalın, huzurla.

   

Bu yazı toplam 1316 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.