1. YAZARLAR

  2. Nimetullah Yıldız

  3. İnsandık biz, arı değildik ki !içimize aldığımızı dönüştüremezdik ki bal
Nimetullah Yıldız

Nimetullah Yıldız

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

İnsandık biz, arı değildik ki !içimize aldığımızı dönüştüremezdik ki bal

A+A-

Kur’anda vurgulanan dişi bal arısının yaptıkları incelediğinde yeteneklerine şaşırmamak mümkün değildir. Yaşayacağı kovanını yani evini oluşturması , bu kovanın içindeki petekleri inşaa etmesi matematiksel bir deha gerektirmektedir.

On milyonlarca yıl öncesine ait arı fosillerinden anlamaktayız ki ; bal arıları milyonlarca yıldır peteklerini altıgen yapmaktadırlar. Acaba neden bu şekil dik dörtgen, beşgen , sekizgen değil de altıgendir ?
Matematikçiler bunu araştırılar ve birim alanın tamamen kullanılması ve en az malzemeyle petek yapılabilmesi için en ideal şeklin altıgen olduğu kanaatine varırlar. Eğer petekler , üçgen ya da dörtgen olsaydı, boşluksuz kullanılabilecekti. Fakat altıgen hücreler için kullanılan malzeme üçgen ya da dörtgen için kullanılan malzemeden daha azdır. Diğer bir çok geometrik şekilde ise kullanılmayan bölgeler ortaya çıkacaktı. Sonuç olarak altıgen hücre , en çok miktarda bal depolarken, yapılması için en az balmumu gereken şekildir.
Matematikçiler verilen belirli miktardaki bal mumuyla yumurtadan çıkacak kurtçukları içine alabilecek daha geniş bir yer yapılamayacağını ispatlamışlardır. Böylece işçi arılar, belirli miktardaki gereçle, gereken büyüklükteki bir yapının en tasarruflu şekilde nasıl yapılabileceğini göstermektedirler. Antoine Ferchault isimli bir Fransız böcek bilgini , bunu “Arılar problemi ” diye bilinen bir geometri problemi olarak ortaya koymuştur. Bu problem ne midir ?
“ Tabanı birbirlerine göre eğimi aynı olan üç çeşit eşkenar dörtgen ile kapanmış düzgün altıgen bir dik prizma verilsin. Bu prizmanın toplam yüzey alanının en küçük değerde olması için eşkenar dörtgenler arasındaki açılar ne olmalıdır?”
Biri Alman , biri İsviçreli , biri de İngiliz olan üç tanınmış matematikçi bu problemin çözümüyle uğraştılar ve şu neticeye vardılar : 70° 32′ (70 derece ve 32 dakika). Gerçekten de bu , dişi bal arılarının yaptığı petek gözeneklerinin açısının tamı tamına aynısıdır.
Alanında en iyi olan matematikçiler bile arının hesabının mükemmelliğini 70° 32′ (70 derece ve 32 dakika) ’ yı hesaplayarak ortaya koymaktadırlar.
Çok net bir şekilde görülüyor ki arı, hem büyük bir teorisyendir, hem de müthiş bir pratiğe sahiptir . Teoride hesaplanması çok zor olanı hesaplamış , pratikte ise bizim el ve gözlerimizle tayin edemeyeceğimiz hassaslıktaki ölçüleri tutturmuştur. Sadece altı hafta yaşayabilen arılar , tüm bu hesapları ve uygulamaları nasıl gerçekleştirmektedirler?
Arıların bu yaptıklarını “ iç güdü ” diye niteleyip , tüm bu harikalıkları tesadüfen oluşmuş gibi göstermek ne kadar da acıdır. " İç güdü " kelimesi , sadece bir isimlendirmeden ibaret olup aslında hiçbir açıklama ortaya koyamayan bir terimdir.
Altı haftada en zeki canlı olan insan bile “ 1. 2. 3 ” diyerek, üçe kadar saymayı bile beceremez. Arının tüm bu yaptıklarının ne arı tarafından öğrenildiğini , ne de tesadüfen oluştuğunu söylemek mümkündür.
Kuran -ı Kerim der ki :
16:68 - Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti : Dağlardan , ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.

16:69 - Sonra meyvaların hepsinden ye de , Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki , onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır.

Bu yazı toplam 771 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.