1. YAZARLAR

  2. ÇETİN ÇEKO

  3. İŞİD’in Kürdistan’a saldırısının siyasal sonuçları
ÇETİN ÇEKO

ÇETİN ÇEKO

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

İŞİD’in Kürdistan’a saldırısının siyasal sonuçları

A+A-

Kırılma noktası Şengal

Ta ki bu siyasi ve askeri prestij, İŞİD çetelerininŞengal’i(Sincar) ele geçirip bayraklarını kent merkezine dikmesine kadar tereddütsüz devam etti. İŞİD’inŞengal’i ele geçirmesi ve Yezidi toplumuna karşı gerçekleştirdiği hunharca saldırılar karşısında,peşmerge güçlerinin beklenen düzeyde direnişi ve karşı koyuşu gerçekleştirmemesi, başta Kürt halkı olmak üzere uluslararası düzeyde hayal kırıklığı ve üzüntüye yol açtı.

Oysa İŞİD’in bir şekilde Güney Kürdistan’a saldıracağı, özellikle Kerkük ve civarının hedef alınacağı tahmin ediliyordu. Buna karşın ise peşmerge, Kürdistan sınırlarını korumak üzere teyakkuzdaydı.

ABD’nin tavrına rağmen Kürdistan petrolünün dünyaya satışını gerçekleştiren, Bağdat ile ipleri koparan, bağımsız Kürdistan için referandum yapacağını açıklayan Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin eli bir anda oldukça zayıfladı.

Gündem, Güney Kürdistan’ın statüsünün genişletilmesi, olası bağımsızlık talebinin tartışılmasından çok, Kürdistan’ın elde ettiği mevcut kazanımların korunmasına yönelik bir pozisyona evirildi.

Son saldırılar ardından İngiltere, güvenlik gerekçesiyle vatandaşlarının Kürdistan’dan ayrılmaları çağrısı yaparken, yabancı petrol şirketleri ise petrol kuyuları çevresindeki güvenlik birimlerini arttırdılar.

İŞİD’in Kürdistan’a saldırılıları nedeniyle, Irak’ınsiyasal ve ekonomik açıdan istikrarlı, güvenli bölgesi olarak tanımlanan Kürdistan’ın bu statüsü tartışmalı hale gelmiş oldu. Enerji kaynaklarının çıkarımı ve pazarlanmasında birinci planda gelen “güvenlikli bölge” tanımı, Kürdistan için ortadan kaldırmakla yüz yüze kaldı. Son günlerde Kürdistan’da yaşanan gelişmeler Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin bağımsız veya konfedere devlet talebini gündemin dışına itti.

Kerkük, Şengal ve Xaneqin Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin idari ve coğrafik denetimine geçmesi ardından başta bu kentlerin Bağdat ve İŞİD’e karşı nasıl elde tutulacağı en önemli sorun olarak duruyor. Bunun yanında ekonomik ve sosyal hizmetler açısında bu bölgelerin Kürdistan’ın diğer bölgeleriyle aynı standartta çıkarılması hükümetin acil çözmesi gereken sorunların başında geliyor.

Şu an için ne Bağdat’ın ne Washington’un ne de Hewler’in“Irak’ın yeniden reorganizasyonu” konusunda ortak bir konsensüs içinde olmadıkları net olarak biliniyor. Ayrıca İŞİD çetelerinin saldırılarına kadar Bağdat ile Hewler arasında devam eden tartışma ve karşılıklı restleşmeler,makasın son uç noktaya kadar açılmasına neden olmuştu.Şu an ise her iki taraf İŞİD’e karşı askeri alanda koordineli hareket ettikleri açıklamalarını yapmaya başladılar. Yani açılan makas zorunlu olarak Bağdat ve Hewler’in iradeleri dışında kapanmaya başladı.

ABD isedüne kadarBağdat ile Hewler arasında çok da sözü dinlenmeyen arabuluculuk rolünü sürdürüyordu. Özellikle Kürdistan Hükümeti’nin ABD’ye rağmen Kürdistan petrolünün uluslararası piyasaya ihracatı konusunda Türkiye ile yapmış olduğu anlaşma, Kürdistan hükümetinin ne kadar ABD’nin etki alanında olduğu veya olmadığı, sözünü ne kadar dinlediğini göstermesi açısından bir ölçekti.

Bağdat ve Hewler’in mevcut askeri güçleri ile İŞİD’e karşı koyamamaları, ABD’nin hava ve istihbarat yardımına ihtiyaç duymaları, her iki merkez üzerindeABD’nin etkisinin tekrardan artmasıyla sonuçlandı. Yani, ABD’nin kendi Irak planını Bağdat ve Hewler’e dayatacağı ve tarafların bu plan üzerinde uzlaşmaya çalışmalarını isteyeceği bu saatten sonra pek de uzak bir ihtimal gözükmüyor.

Barack Obama, Irak’ta tüm kesimleri temsilini kapsayan bir sistemi ABD’nin “yeni Irak Planı” olarak desteklediklerini açıkladı. Şiilerin Irak’ın bütünlüğünden yana oldukları biliniyor. Sünni kesimi kimlerin temsil ettiği veya edeceği henüz tam olarak ortaya çıkmadığı için bu plana yaklaşımlarının nasıl olacakları bilinmese de, Şiilerle aynı tavrı koyacakları uzak bir ihtimal değil. ABD’nin İkinci Başkan Yardımcısı Joe Biden’e ait “Biden planı” olarak adlandırılan Irak’ın üç parçaya bölünerek birliğini sağlama siyasetini Obama sonunda zımnen kabul etmiş gözüküyor.

Kürdistanlı yetkililer ise, Irak’taki federe sistemin sorunların çözümünde yeterli olmadığı, var olan sistemin çöktüğü, konfedere bir Irak’ın ise uzatmaları oynamaktan başka bir çözüm olmadığını söylüyorlar. Bu açıdan Kürdistan’ın bağımsızlığının sorunların çözümü için yegane yol olduğunu savunuyorlar. Ne yazık ki, Kürdistan Hükümeti’nin bağımsızlık yolunda atmak istediği adımlara ne kadar hazır olup olmadığı,son Şengal saldırısı ardından tartışılır hale geldi.

Örneğin, yıllar önce KDP ve YNK peşmergeleriKürdistan Bölgesi Hükümeti bünyesinde Peşmerge Bakanlığı altında birleştirilmişti. Basında çıkan haberlerde “KDP ve YNK peşmergeleri” vurguları, peşmergenintek bir emir komuta merkezinden değil de, parti merkezlerinden yönetildiği intibaını veriyor.Devlet olma yolunda bir yapının bütün kurumlarıyla kendi içinde homojen bir yapıya kavuşmadan ileri süreceği talepler, ister istemez kamuoyunda soru işaretlerinin doğmasına neden oluyor.

Şu an ki konjonktür açısından Şengal’inkaybedilmesi, Kürtlerin elini başta Bağdat olmak üzere ABD, Türkiye ve İran’a karşı zayıflattı. Uluslararası düzeyde ise zihinlerde var olan ekonomik, siyasi ve askeri olarak güçlü Kürdistan resminin yerini, askeri ve humaniter yardıma ihtiyaç duyan bir Kürdistan aldı.

Bu resim, bölgede Güney Kürdistan’ın ekonomik ve siyasal alanda stratejik önemini kaybettirmedi ama bir aktör olarak rolünü zayıflattı. Bunun aşılması Kürdistanlı siyasal güçlerin ulusal birliklerini hayatın her alanında gerçekleştirmeleri,ulusal ve demokratik alanda kurumsallaşmaları ile aşılabilir.

 

 

Bu yazı toplam 6673 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.