1. YAZARLAR

  2. Yakubi Doktor

  3. KADİM ŞEHRİN YÜREKLİ ÇOCUĞU
Yakubi Doktor

Yakubi Doktor

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

KADİM ŞEHRİN YÜREKLİ ÇOCUĞU

A+A-

Kadim şehir Diyarbakır… Tarih boyunca üç ana dini ağırlamakla kalmamış, birçok dili de bağrına basmayı bilmiş şehir… Kadim sıfatını en küçük, atomik toz zerresine varıncaya dek hak eden şehir…

Çocukluğum herkese nasip olmayan surların ninnileriyle emekledi, gençliğim Dicle’nin ele avuca sığmaz sularıyla yıkandı. Küçük bir çocuktum, farklı dilleri, şarkıları, ağıtları canlı canlı dinledim, farklı dinlerle komşuluk yaptım, çan ile ezanın ahengini öğrendim. Yıllar geçti o müstesna insanlar her biri bir yerlere dağılıp gitti. O günlerin özlemini dile getirmeye çekindiğimiz günleri de gördüm. Kardeşin kardeşe kıydığı günler… Küllenmiş o özlemin ateşe dönüşebilmesi mümkün müydü? O güzel günler geri gelir miydi? İşte tam bu sırada kadim şehir öyle insanları bağrından çıkarıyor ki ben buradayım daha ölmedim diyor.

Güzel Sanatlar Lisesi, maestro Orhan Hoca, ve her biri geleceğin önemli sesi gencecik öğrencileri… Ve Diller ve Dinler konseptiyle verdikleri müthiş konser… İlk dinlediğimde tüylerim isyan etmiş diken diken olmuştu, muhteşemdiler. Konserden sonra Orhan Hoca’ya bunu Diyarbakır Açık Cezaevi’nde tekrarlar mısın diye sorduklarında , soru onca kutlamadan, iltifattan daha değerli gelmiş olmalıydı ki gözlerindeki ışıltı iki kat artmıştı. Resmi prosedürleri konseri canlı dinleyen konseri cezaevinde de istiyoruz diyen cezaevi müdürü ve Güzel Sanatlar Lisesi müdürü halletti, bana ve diğer misafirlere, ki büyük çoğunluğu mahkumdu, konserin tadı damağımda sihirli tınısını dinlemek kalmıştı. Diller ve dinler kardeşliği, geçmişin özlemini silmiş, çekip giden müstesna insanları geri getirip maestromun emrine amade kılmıştı. Konser bitmiş, kadim şehir Diyarbakır ben buradayım diyordu…

Konseri veren elbette Orhan Hoca ve öğrencileriydi. Ancak konser açık cezaevinde idi, belli prosedürleri, kuralları aşmak gerekiyordu,bu prosedürlerin aşılmasında kolaylık gösteren başsavcımız da teşekkürü hak ediyordu, teşekkürler başsavcım, cezaevi müdürüm, Güzel Sanatlar Lisesi müdürüm. Teşekkürlerin en büyüğünü elbette Orhan hocam ve öğrencileri hak ediyordu, hepinize teşekkürler…Emin olun verdiğiniz emek boşuna gitmedi, babamın dediği gibi küçük bir taş büyük bir loğu tutar, kim bilir bu konser ile kaç kişinin gönlüne sevgi tohumları ekilmiştir, o küçücük tohumlar kim bilir kimin yüreğinde filizlenip yeşerecek… Konserden sonra mahkumların yüz ifadeleri, gözlerindeki kıvılcım… Bunu görmek bile geleceğin daha güzel olabileceği fikrinin yüreğimde yeşermesine kafi gelmişti. Umarım yanılmıyorumdur…

DİP NOT: Kadim şehir kim bilir daha nice değerleri çıkaracak bünyesinden… Değerler yerin altındaki altın madeni gibidir, eninde sonunda yeryüzüne çıkar o, Orhan hocam gibi öğrencileri gibi…daha ne hazineler yatıyor şehrimin yüreğinde, kim bilir… 

 

 

Bu yazı toplam 8122 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.