1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. KÜLTÜR-SANAT

  4. KADININ GERİ BIRAKTIRILMASI HER TÜRLÜ İSTİSMARIN YOLUNU AÇMAKTADIR
KADININ GERİ BIRAKTIRILMASI HER TÜRLÜ İSTİSMARIN YOLUNU AÇMAKTADIR

KADININ GERİ BIRAKTIRILMASI HER TÜRLÜ İSTİSMARIN YOLUNU AÇMAKTADIR

Yazar Rıfat Mertoğlu özellikle bölgemizin kanayan yarası olan kadın cinayetleri, çocuk gelinleri, cinsel istismarlar üzerine yaptığı araştırma ve gözlemlerini derlediği kitapları üzerine söyleyişi gerçekleştirdik

A+A-

   Yazar Rıfat Mertoğlu özellikle bölgemizin kanayan yarası olan kadın cinayetleri, çocuk gelinleri, cinsel istismarlar üzerine yaptığı araştırma ve gözlemlerini derlediği kitapları üzerine  ve ayrıca bölgemizde herkesin severek dinlediği ve bildiği Zembilfroş destanı üzerine yaptığı çalışmalarla, bir duyarlılık yaratmaya çalışan yazar Rıfat Mertoğlu ile Tigris Haber olarak gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi sunuyoruz.

Röportaj: Mümin Ağcakaya

Sayın Rıfat Mertoğlu; Merhabalar, yazın çalışmalarınızda bölgemizin en önemli yarası olan kadın sorununu, kadın cinayetlerini, çocuk gelinleri sorunları üzerine araştırıp ele almışsınız. Yazdıklarınız bu açıdan önemli bir sorununa temas ediyor. Ele aldığınız konuları önemli buluyorum. Tigris Haber Gazetesi okuyucularına kendinizi tanıtarak nasıl bir mesaj vermek istersiniz? Bu sorunlara ilgi göstermenizde sizi ne tür olay ve gelişmeler etkiledi?

Siverek’de doğdum, gençlik yıllarıma kadar köyde yaşadım, çobanlık yaptım, dolayısıyla; köy yaşamını ve bölgeyi iyi biliyorum. Bölgede gençlerin yaşamış olduğu acılara, dramlara yakından tanık oldum.  Bölgemizde en çok kanayan yaranın kadın sorunu olduğunu gözlemledim. Annemden bacılarımdan, yakınımda olan kadınlardan bunu gördüm. Şiddetin her türüne maruz kalan kadınları çok yakından gözlemledim. 2000 Yıllarından bu yana eğitimciyim. Aynı zamanda öğretmenim. Hem görevim olarak, hem sorunlara duyarlı biri olarak hem de okuyan araştıran, bu sorunlara duyarlı biri olarak uzak duramazdım. Etik değerlere sahip biri olarak herkesin bu konulara okuyan araştıran biri olarak, bu konulara el attığımda bu sorunun çok derin olduğunu gördüm. Kadınlara yönelik ilk araştırmam 2000 yıllarında Batman’da başladı. Şiddetin her türüne maruz kalan kadınları kadınlarla ilgili ilk araştırmalarım Batmanda Rafineri Mahallesinde oldu. İki farklı hayatın olduğunu gözlemledim. Biri maddi durumu iyi olan zenginlerin hayatı, diğeri de kenar mahallelerde yaşayan fakir kesimlerde yaşayan kadınların hayatlarını gözlemledim. Bu ikisi birbirine tezattı. Bu tezattan kaynaklı birçok intiharın gerçekleştiğini keşfettim.

Yaşanan istismarlar, intiharla sonuçlanan dramatik olaylara yol açıyordu. 2000 yıllarında çok sayıda intihar olayı oldu. Bu intiharların psikolojik, ekonomik ve siyasal birçok nedeni var. İntiharlara yol açan nedenler bir araya geldiği zaman adeta intiharlarda patlamaya yol açıyor. Bu arada medyanın yaptığı bazı duyarsız yayınları, intiharlarla ilgili haberleri veriş biçimleri; intiharları daha da yaygınlaştırdı. Birbirine benzer kopya intiharların olduğunu fark ettim. Özellikle o dönemde Şemsi Alak olayı vardı. Biliyorsunuz Şemsi Alak Mardin’in bir köyünde gayri meşru bir ilişki sonucu hamile kalıyor ve Şemsi Alak ve onu o duruma getiren kişi köy meydanında taşlanıyor. Şemsi Alak altı ay Dicle Üniversitesinde yoğun bakımda kaldıktan sonra ölüyor. Diyarbakır da kimsesizler mezarlığına gömülüyor. Bu olay özellikle beni tetikledi. Ağıtsız Kadınlar romanını yazmama bu olay sebep oldu. Ağıtsız Kadınlar romanında kadına dönük şiddeti ele almaya çalıştım. Bu roman kadın cinayetleri ve intiharlar üzerine kurgulanmış bir romandır. Sonrasında kadınların maruz kaldığı diğer sorunları dile getirmeye çalıştım. Mesala Tillenin Gelini isimli romanımda çocuk gelinleri, çocuk yaşta ya kan davası nedeniyle ya da ekonomik nedenlerle; para karşılığı satılan, küçük yaşta istismara uğrayan kadınların sorunlarını dile getirmeye çalıştım.

 Dikkatinizi çeken bu konular aynı zamanda sizi bir araştırmaya da sevk ediyor. Bu araştırmalarınızda kadına uygulanan bu şiddetin alt yapısında hangi nedenler var? İntiharların basında yer almasıyla ne kadar yaygın olduğunun anlaşılması insanları hayrete düşürdü. Ayrıca bu intiharların bir bölümünün infaz olduğu gerçekliği dikkate alındığında bu şiddet dalgasının kültürel alt yapısı nereden besleniyor?

 Köyden kente yoğun göçlerin yaşanması sonucu insanlar mağdur oldu. Mardin Diyarbakır, Batman, Siirt gibi şehirlerin yoğun göç aldı. Köy kültürüyle büyüyen insanlar, yaşanan olaylar sonucu köylerini terk ederek birden bire kendilerini koca kentlerin ortasında, kent kültürünün kuşatmasında, kalabalık insan kütlelerinin arasında bulmaları kentin yeni sakinlerinde ciddi bir travma yarattı. Köydeki yaşam tarzı ilişkilerinden daha farklı olan kentte kuşatma altında, yeni yaşama adapte olmada ciddi sorunlar yaşamaya başladılar.  Ekonomik sorunlarını çözemeyenler, gayri meşru işlere bulaşmaya ve şiddete başvurmaya başladılar. En zayıf halka olarak görülen kadınların ekonomik sömürüye ve her türlü şiddete maruz kalmalarının zeminini daha da güçlendirdi. Ekonomik dengesizlikler aile içi şiddeti artırdı. Namus cinayetleri çoğunlukla fazla ceza almasınlar diye çocukların eliyle yaptırıldı.