• Diyarbakır7 °C
  • Batman5 °C
  • Mardin3 °C
  • Bingöl4 °C
  • Bitlis-1 °C
  • Elazığ4 °C
  • Erzincan1 °C
  • Şanlıurfa9 °C
  • Erzurum-3 °C
  • Ağrı-5 °C
  • Gaziantep8 °C
  • Hakkari-1 °C
  • Muş-1 °C
  • Siirt4 °C
  • Van0 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kadınlar 25 Kasım'da 'şiddete hayır' diyecek
22 Kasım 2013 Cuma 12:26

Kadınlar 25 Kasım'da 'şiddete hayır' diyecek

İSTANBUL - 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde kadınlar, artan şiddete karşı sokaklara çıkmaya hazırlanıyor.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde kadınlar, şiddete karşı örgütlenerek Galatasaray'dan Taksim Meydanı'na yürüyüş gerçekleştirecek. Aralarında BDP, HDP, HDK, Gökkuşağı Derneği, Sosyalist-Feminist Kolektif (SFK), Barış için Kadın Girişimi ve daha birçok kadın örgütünün yer alacağı yürüyüşte kadınlar, her gün artarak karşılaştıkları şiddete "hayır" diyecek.
'Kolluk kuvvetleri ve din adamları eğitilmeli'

Kadına yönelik şiddetin uzun yıllardan beri var olduğuna dikkat çeken Gökkuşağı Derneği üyesi Nazmiye Ülker, "Kadınlar şiddet, taciz ve tecavüze karşı mücadele ettikçe, başkaldırdıkça, itiraz ettikçe ölümle sonuçlanıyor. Bunun nedeni de binlerce yıldır kadının kimliğini yok sayma, kadını sadece annelik ve eşine hizmet eden bir nesne olarak görme anlayışıdır" dedi. Ülker, yasa değişikliği ile kadın katillerinin caydırıcı cezalara çarpıtılması ve tahrik indiriminin kaldırılması gerektiğini vurgulayarak, devletin "kadını korumak" adına çıkardığı yasaların, belediye sığınma evlerinin, savcılığa başvurularak erkeği evden uzaklaştırma gibi tedbirlerin kadını korumaya yönelik bir tavır olmadığına dikkat çekti. Ülker, kadının şiddete karşı korunması için kolluk kuvvetleri ve din adamlarının da eğitim alması gerektiğini söyledi. Ülker, binlerce yıldır toplumsal cinsiyet rollerinin kadınlara "eve ve çocuklara bakan", "temizlik yapan" bir nesne rolü verildiğini hatırlatarak, "Eğitimlerle bu anlayışın tersine çevrilmesi gerekir. Kadının da üretimde yer alması, erkekle eşit olması ve kadının da haklarının olması gerektiği yani toplumsal cinsiyetin değişmesi gerektiği anlatılmalıdır. Din adamları 'Cennet annelerin ayakları altındadır, kadınlar erkeğine şöyle hizmet etmeli, çocuğuna bakmalı' gibi söylemlerle kadını erkeğe tabi kılıcı söylemler dile getiriyor. Din adamlarına eğitimlerle bu düşüncelerin tersine dönmesi gerektiği ve her iki cinsin de üretimde birlikte kazanmaları, çalışmaları, karar vermeleri anlatılmalıdır" dedi. Toplumsal zihniyet değişmediği sürece kadınları tek tek korumanın da mümkün olmadığını kaydeden Ülker, "Kadın şiddetine karşı güçlenme, örgütlenme, sisteme karşı güçlü kurumsallaşmalar olmalı ve tüm kadın örgütlerinin şiddete karşı birleşmeli" dedi. 25 Kasım için Kürt kadın hareketi olarak birçok yerde paneller, film gösterimleri yapacaklarını söyleyen Ülker, tüm kadınları 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde Taksim'de yapılacak yürüyüşe çağırdı.

'Beritanlarla doğduk, silahlarla büyüdük, Sakinlerle özgürleşeceğiz'

BDP İstanbul Kadın Meclisi üyesi Semra Demir ise, 25 Kasım etkinlikleri kapsamında yapacakları eylemlerin çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Bu çalışmalar arasında "Kadınlar şiddeti tartışıyor" başlıklı forumlar ve paneller düzenlediklerini ve düzenlemeye de devam edeceklerini belirten Demir, bu forumlarda kadınların kendi yaşadıkları sorunları kendi ağızlarından dinleme fırsatları bulduklarını söyledi. Demir, "Kadınlar, şiddete maruz kaldıklarında neler yapmalı? Bu şiddeti önlemek açısından neler yapabilirler?" gibi konuları tartışacaklarını söyledi. Demir, 25 Kasım'da hem kadın kurumlarının Taksim'de ortaklaşa düzenleyecekleri yürüyüşe katılacaklarını hem de 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingine giderken eşi tarafından katledilen DÖKH aktivisti Nazliye Sincar'ın katledildiği yer olan Küçükçekmece Kanarya Mahallesi'nde "Beritanlarla doğduk, silahlarla büyüdük, Sakinelerle özgürleşeceğiz, şiddetsiz bir dünya" sloganıyla yürüyüş düzenleyeceklerini söyledi. BDP İstanbul Kadın Meclisi'nin 28 Kasım günü ise, AKP Ataşehir İlçe Örgütü binasına yürüyerek kadın cinayetlerine dikkat çekmek amacıyla temsili tabut bırakacaklarını belirten Demir, "Bu şekilde kadına yönelik şiddete devletin de rolü olduğunu ve kadın şiddeti ile ilgili bir düzenlemeye gidilmediği aksine daha çok kadının önünü kapatan bir anlayış sergilediğini belirtmek istiyoruz" dedi. Şiddetin sadece eşi ya da sevgilisi tarafından katledilen kadınlara yapılmadığını dile getiren Demir, "Kadınların ideolojisi yüzünden zindanlarda tutulması da devlet şiddetidir. 9 Ocak'ta katledilen Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan'ı katleden kişi hakkında hem Fransa hem de Türkiye devleti tarafından herhangi bir gelişme kaydetmemesi de devlet şiddetidir" dedi. 

'Sığınma evleri kadınları tecrit altında bırakmamalı'

25 Kasım ile ilgili platformlar düzenleyip kadın katliamını, kadınlara yönelik taciz ve tecavüz olaylarına dikkat çeken eylemlilikler yapacaklarını kaydeden Sosyalist-Feminist Kolektif üyesi Saadet Kırcı da, Sosyalist-Feminist Kolektif Şiddete Son Platformu bileşenlerinin erkek şiddetinin görünürlüğünü sağlamaya ve teşhir etmeye çalıştığını söyledi. Kadına yönelik şiddetin son bulması için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın 4320 sayılı "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası"nı çıkardığını ve yasanın hazırlık çalışmalarına 230 kadın örgütünün de yer aldığını belirten Kırcı, ama yasada hazırlık çalışmalarında bulunan kadın kurumlarının görüşlerinin uygulanmadığını söyledi. Kırcı, "Bakanlık, kadına yönelik şiddeti önleyen yasada kadın kurumlarının düşüncelerini de dikkate aldıklarını söyledi. Bu kadın kurumlarının içinde SFK da yer aldı. Fakat yasa çıktığında kadın kurumlarının söyledikleri hiçbir şeyin dikkate alınmadığını gördük" dedi. Yasanın eski yasaya göre çok daha geride bir yasa olduğuna dikkat çeken Kırcı, "Yasa sadece nikahlı eşlerin korunmasını sağlıyor, 'yakın ilişki içerisinde olan' ibaresi yasadan çıkarılmış, sevgililik içerisinde ya da imam nikahlı olanların korunmayacağı öngörülüyor" dedi. 

Kırcı bunlar dışında kadına yönelik şiddetin ilk tedbir kararının vali ve kaymakamlıklara verilmesini de eleştirerek, "Bu kararda o şehrin ya da ilçenin nüfuzlu aileleri devreye girdiğinde vali ve kaymakamın tedbir kararı almayacağı anlamına geliyor. Bu yasaya da itiraz ettik. Çünkü kadın kurumlarının beklentilerini karşılayan bir yasa bekliyorduk" dedi. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) adı verilen şiddet izleme merkezlerinin kurulduğunu da kaydeden Kırcı, kadınların bu kurumla ilişkilenmelerinin de zor olduğunu ve evli olmayan kadınların bu kurumlardan yararlanamadığını söyledi. Kırcı, "Kadın sığınma evleri ŞÖNİM'lere bağlanıyor ve böylece bağımsız kurulmuş olan sığınma evleri de devlete bağlanmış oluyor. Sığınma evleri kadınları tecrit altında tutan kurumlar olmamalı" dedi. 

Kadın örgütlerinin 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde Galatasaray'dan Taksim'e yapacakları yürüyüş 18.00'de başlayacak. 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim