1. YAZARLAR

  2. Zeynep ABBASOĞLU

  3. KADINLIK BİZDE KALSIN
Zeynep ABBASOĞLU

Zeynep ABBASOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

KADINLIK BİZDE KALSIN

A+A-

 

“Bazı kadınlar yakalanamaz, durdurulamaz ve kimseye ait olamazlar. Onlar zaten kendilerine bile ait değildirler. O kadınlara, yalnızca yakın durulabilir. Yakalayıp durdurursan, kendine ait kılarsan ölüverirler. Çünkü onlar kuş gibidirler.” Bu satırlar Ece Temelkuran’a ait.

Bu satırları okuduğum günlerde aklımda sürekli aynı soru dolaşıp duruyordu; bir kadın aynı anda hem iyi bir sevgili, iyi bir anne ve eş olabilir mi? Her rolü hakkını vererek, eşit şekilde başarabilir mi?Herkesin en az birkaç kez duyduğu, öğüt niteliğinde, ama benim aklıma pek yatmayan bir söylem vardır;“Sokakta hanımefendi, mutfakta aşçı, yatakta fahişe gibi olmalısın.”Bu mümkün müdür? İnsan aynı anda her şey olabilir mi, ya da olmalı mı? Çok soru sorduğumu farkındayım, ama inanın cevabını bilsem sizinle paylaşırdım.

Çevreme baktığım zaman bazı kadınlarda dişiliğin, anneliğe kıyasla daha ön planda olduğunu, annelik rolünün öne çıktığı kadınlarda ise dişiliğin daha gerilerde kaldığını gözlemliyorum. Tanrı hepimizin içine farklı ruhlar üflemiş ve biz ne yaparsak yapalım onun çok da dışına çıkamıyoruz. Özgür ruhlu, her daim rengârenk, uçurtma gibi süzülen bir kadını alıp ondan çok iyi annelik ve ev kadınlığı beklediğiniz zaman olmuyor, uçurtma bir yerlere takılıp parçalanıyor. Bu oyuncaklı kadınlar, gökkuşağı gibi rengârenk olmaları gerekirken, hayat şartları, toplum, onları kara bir kutuya hapsediyor.Hayat ile oyun oynayalım derken bir bakmışız ki hayat bizimle oynuyor, altından kalkamayacağımız bir rolü bize dayatıyor.

Amerikalı şair SylviaPlath’ın dediği gibi”Keşke farklı hayatları da, elbise dener gibi deneme şansımız olabilseydi, bize en uygun olanını bulabilmek için...”

Kadınlık serüvenimiz çocukluğumuzdan itibaren kendimizi hep bir erkek üzerinden tarif ettiğimiz roller ile geçiyor. Önce kız çocuğu oluyoruz, sonrasında ise sevgili, eş ya da anne. Bu rollerin bazılarınıçok iyi oynuyoruz, bazısında ise beklenen başarıyı gösteremiyoruz.

Kişiliğine uygun rolü kapabilmiş şanslı kadınların gözlerindeki ışık her daim parlıyor. Çarşıda meyve seçerken, çocuğunu kursa götürürken, evinde yemek yaparken üstüne tam olmuş bir elbise giymenin keyfini ve huzurunu yaşıyor.

Hayat adaletsizliğini, acımasızlığını, bazılarımıza daha doğduğumuz andan itibaren yaşatmaya başlıyor. Kimimiz sabah ezanı ile yollara düşüp eve ekmek getirme derdindeyken, kimimiz akşam gideceğimiz davete süslenme derdinde oluyoruz. Hâlbuki ne hayaller ile başlamıştı gençliğimiz. Artık emin olduğum tek şey, mutluluğun para ile en ufak bir alakasının olmadığı. Evine yorgun ama mutlu giden kadınları yüzlerinden tanıyorum. Evine, kocasına gitmek için can atan, dönüş yolunda yuvasını süsleyebileceği ufak bir şeyi evine götüren kadının mutluluğu hiç kimsede yok sanki. Dışardan gıpta edilen hayatlar, bazen görsel bir yanılsama. Öyle ya da böyle hayat geçip gidiyor, itiraz da kabul etmiyor. Biz de “kadınlık bizde kalsın” diyerek sesimizi çıkarmıyoruz.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü... Bugünün gerçek kahramanları emekçi kadınlar. Hayat savaşının en ön cephelerinde çarpışan bu kadınların gücü, kuvveti daim olsun.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 640 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.