1. YAZARLAR

  2. irma

  3. KALK DEDE YINE ÖL
irma

irma

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

KALK DEDE YINE ÖL

A+A-

 

Dedem vefat ettiğinde henüz çok gençtim…

O benim her şeyimdi, zor ve sürekli hastalıklarla geçen bir çocukluğun belki de en güzel hatırasıydı.

Deli gibi uğraşırdı ben iki lokma yemek yiyebileyim diye, özel Diyarbakır otlu ya da örgü peynirleri taşırdı eve, ‘’ Kulo ‘’ derdi bana, yavrumun yavrusu demekmiş.

 ‘’ bir bardak su ver ‘’ yerine, ‘’ dolabın yanına bardax xoy ’’ gibi çok hoş, bugün hala unutmadığım cümleleri vardı…

Birine çok kızınca, bana mektup yazdırırdı, en çok da ‘’Güvendigim dağlara kar yağmiş’’ sitemi olurdu dilinde…

Şu bilmece yüzükler var ya işte onu Dedem bulmuştu, bir dönem herkesin parmağındaydı.

Öyle temiz, öyle temizdi ki hep yeşil sabun kokardı…

Yeşil sabun, özel zeytinyağlı ve bir tek Diyarbakır halkında gördüğüm enteresan bir sabundur, ipeğe çevirir saçlarınızı da teninizi de…

Hastanedeydi artık, ölmek üzereydi.

‘’ Kulo, dedenin elma baxçalari olaydi, sen içinde cirit ataydın, olmadi ha olmadi, bu degirman daha un elemez Kulo, Dede gidi‘’ …

Son cümleleriydi bunlar… Öldü…

Yas tutmak o zaman da bana göre değildi, onun tamamen yok olduğuna inanmadım hiç, sadece bir yerlerden beni izliyordu ve ben onu göremiyordum…

Biz de adettir, bütün yakınlar, cenaze evine yemek veriri sırayla, genelde vefat edenin en çok sevdiği yemekler hazırlanır, içli köfte, kebap, meftune, vs… gibi ve yemeğe katılmak icap eder, nede olsa ruhuna verilmektedir.

Bir Agop Amcamız vardı, o da göçtü gitti… Dedem için verdiği yemekte, rakı kadehini kaldırdı ki Dedem severdi iki tek atmayı, bu yüzden rakı vardı masada,‘’ Allah size bu acıyı unutturmasın’’ dedi.

Şok oldum, ne diyordu bu adam, canım öyle inanılmaz yanıyordu ki.  Kime sarılıp uyuyacaktım, kim öyle tertemiz ve sevgi kokabilirdi, ben dedem olmadan nasıl parklara bahçelere giderdim, kim beni Pazar Pazar dolaştırırdı, adaları gezdirirdi, şimdi kimle biber domates ekecektim? Yahu bu acı unutulmadan hayat nasıl devam ederdi? Her gün böyle ağlayalım mı istiyordu bu Agop Efendi?

Yıllar sonra anladım ne demek istediğini…

Bu gün daha da iyi anlıyorum…

Bir acıyı unutabilmek için, mutlaka onu bastıracak kadar büyük başka bir acı yaşamanız lazım…

Bebekler öldü, çok daha büyüktü acım…

Bir halk katledildi hala ediliyor, anlatılmaz yanıyor canım…

Askerdi Sevag, 40 küsur kurşun çıktı gencecik bedeninden.

 Ali İsmail 19 unda, dövülerek can verdi, yumuşacık bir kadın eli daha tenine değmeden.

Özgecan sapıkların yaktığı bir bedende teslim etti ruhunu, Dilek sadece savunmak istemişti hakkını, polis kurşunlarında boğuldu.

Kilis MİT in roketleriyle vuruluyor, Ensar da 45 çocuk yaşarken öldü, ruhlarında onulmaz yaralar açtılar küçücük bedenlerin, sapıklık diz boyu, ne anne kaldı, ne evlat..

 Bademleme, kabaklama derken, sakallı pislik adamların eline düştük, İŞİD her gün insan katlediyor…

Dede öl bin kere daha, katlanırım, alışırım yokluğuna…

Haklıydı Agop amca.

Şimdi dayanamıyorum bu acıya…

 

 

 

Bu yazı toplam 7672 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.