1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Kanuni Diyarbakır’da şifa bulmuş ve;
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kanuni Diyarbakır’da şifa bulmuş ve;

A+A-

 

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...” demişti.

 

 

Karacadağ eskiden böyle çorak, kupkuru değildi elbette.

Silme ormanlıktı.

Çok çeşitli hayvanların, hatta halk arasında kaplan diye tanımlanan benekli parsların yaşadığı sık ormanlar kentin hemen bitimindeki Seyrantepe’den başlarmış.

Diyarbakır’daki anıtlarda, surlarda kabartmaları bulunan ne kadar hayvan varsa; geyik, dağ keçisi, kartal, şahin, ceylan ve daha nice  yırtıcı hayvanlar bu ormanlarda yaşarmış.

Karacadağın sık ormanları Seyrantepeye kadar uzanırdı.

Buralar kentin en güzel en havadar yerleriydi.

Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın Cihannüma Köşkü de Seyrantepede, günümüzde 7. Kolordu Komutanlığı binalarının bulunduğu tepedeydi.

Bu güzel ve havadar yerler 1870 yılında Diyarbakır’a Vali olan Kurt İsmail Hakkı Paşa’yı da cezb etmiş, İçkale’deki resmi kurumları buraya taşımak amacıyla hükümet Konağı ve askeri binalarını buraya yaptırmıştı.

Vali İsmail Hakkı Paşa görev yaptığı süre içinde önemli hizmetleri yaptı. Yollar açtırdı, okullar, hastaneler  yaptırdı.   Ve ne yazık ki, Karacadağ ormanlarına ilk baltayı o vurdurdu.

Vali, İsmail Hakkı Paşa,Diyarbakır’dan Siverek’e yol açtırmak adına yüzlerce baltacıyı salmış Karacadağ ormanlarına. Aylarca ağaç kesmiş baltacılar. Yol açılmış ama kesim durmamış sonraki yıllarda bu kez Maden’de kurulan bakır Fabrikasının fırınları için kesilmiş ağaçlar. Hatta bu yıllarda ağır kış şartlarının hüküm sürdüğü Musul, Bağdat ve Basra’ya ısınmak için buradan keleklerle odun gönderilmiş…

………….

Karacadağ, asırlarca güzelliği ve serinliğiyle insanları cezp ediyordu.

Hala da öyle. Bölgemizdeki göçebe aşiretler yaz aylarında Karacadağ yaylalarına çıkar buralarda kurdukları kara, kıl çadırlarda yaşarlar…

Asırlar öncesinde de böyleydi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme devrinin ünlü hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman, kışı geçirdiği Halep’ten geliyordu ve hastaydı.

Hekimleri O’na Karacadağ’ın havasının, suyunun iyi geleceğini söylediler.  Diyarbakır’a ikinci gelişiydi. O da hekimlerine uyarak 29 Eylül 1549 gününden 4 Kasım 1549’a kadar  37 gün boyunca Diyarbakır’da Karacadağ’da kaldı. Ve gerçekten de burada şifa buldu. Hükümdara hem Karacadağ’ın havası, hem de  şifalı HAMRAVAT SUYU iyi gelmişti.

Derler ki, hükümdar şifa bulduğu günlerde çevresini saran vezirlerine, kumandanlarına, hekimlerine döner ve ünlü sözünü mırıldanır;

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...”

Kanuni Sultan Süleyman ayrıca, ayrıca, Karacadağ’ın şifalı suyu Hamravat’ın kente akıtılması için Vali BALİ Paşa’ya  emir verir. Bu buyruğun yerine getirilmesi için de İstanbul’dan  Mimarbaşı Sinan’ın Kastamonulu kalfası Kasım Çelebi  kente getirilir ve Hamravat Suyu özel kanallar içinde kente getirilir.

Bazı tarihçiler Hamravat Suyunun kente getirilmesi için yapılan bütün masrafın padişah tarafından karşılandığı öne sürülür.

Nitekim, Dr. Av. Şevket Beysanoğlu’nun 1998 tarihinde Büyükşehir Belediyesi adına yayımladığı “Diyarbakır tarihi” adlı  eserinin 2. Cildinde, Diyarbakır’daki tapu kayıtlarında yaptığı incelemede Hamravat Suyu ile ilgili olarak “zemini Sultan Süleyman Vakfı’na mükataalıdır” şerhine rastladığını yazar.

.........

Diyarbakır’ın, tarihteki adıyla AMİD’in Osmanlı birliğine katılmasından sonra kente ilk gelen padişah Kanuni Sultan Süleyman’dır.

Padişah’ın ilk gelişi ilk İran seferi dönüşündedir ve 20 Ekim 1535 günüdür. Bu gelişinde Kentte 22 gün kalan padişah kendi buyruğuyla inşa edilmiş olan devlet kurumlarının yer aldığı İçkale’yi çevreleyen 18 yüksek burçlu surları inceledikten sonra 5 Kasım günü Cuma namazını da Ulu Cami’de kıldı.

Kanuni Sultan Süleyman çeşitli tarihlerde 4 defa Diyarbakır’a geldiği bilinmektedir… 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 2961 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.