1. YAZARLAR

  2. Bedros Dağlıyan

  3. KAR YAĞAR SEVDA SÖZLERİNE
Bedros Dağlıyan

Bedros Dağlıyan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

KAR YAĞAR SEVDA SÖZLERİNE

A+A-

Pülümür’e döne döne çıkılır. Bir tarafı dağa yaslanır arabanın diğer tarafı uçuruma… Dön baba dön! Tekerin biri boşlukta gider derler; hilafsız doğru kabul edilir. Bulutlara, güneşe, aya hatta Allah’a yakın hissettiğin bir garip kasaba… “Yaşsız kadınların memleketi…” Bir pınar başında mola vermiştik. Aşağıda Pülümür çayı sakince akıyordu. Pülümür, Ovacık ve Munzur âşık olasın gelir, türkülere dayanırsın; avaz avaz dağlara doğru, hışımla söver gibi… Baskı, zulüm ve sürgünlüğün ağır yükü omzunda… Eşkıya olmak işten değil ki; olursun da… Gayri adın eşkıyaya çıkar.

O dağlar güzel dağlardır. Sahipsiz koymaz seni… Yurt olur, ev olur sana sürgünlüğü saymazsan… O dağ başı, o ulu çamların usulca salındığı aman vermez, izi olmaz koyaklar, memleketindir senin… Bir gün seni sürerler, bilmediğin, duymadığın bir şehre ki;  anadilin sana yük olur…

Birkaç arkadaş karın yolları kapadığı, bembeyaz bir rüya şehre dönmüş İstanbul’un Taksim’e çıkan sokaklarında bata çıka yürüyoruz. Hani ozan demiş ya” Dün gece yar hanesinde/ Yattığım yer taş idi/ Üstüm yağmur, altım çamur/ Yine gönlüm hoş idi” Biz de öyle… Güle oynaya şakalaşarak dikkatlice yürüyoruz. Birbirimizin dilini anlayamadığımız memleketlerden gelen şair dostlarla, şiir âşıklarıyla birlikteyiz. Bizi bir araya getiren şiire müteşekkiriz, hatta duacıyız.

Tramvay raylarının üstü karla kaplı ya basmamla yeri boylamam bir oluyor. Üstüm başım bir tamam ıslanıyor ne gam! Gülümseyerek hatta kahkaha atarak arada da şiir konuşarak bir otelden diğerine sürgüne gider gibi yürüyoruz; yollardayız...

Taksim’in bu halini yadırgıyorum. Alışmışız ya üstümüze doğru Munzur gibi akan kalabalığa… Aç kediler, burunları, patileri üşümüş halde bize bakıyorlar… Miyavlamaları içimize işliyor. Öyle ki alıp koynumuza sokasım geliyor. Üstü başı dökülen Suriyeli bir kız bize mahzun bakıyor. Kar altında içimiz acıyor. Ateşin değil,  asıl soğuğun  yaktığını; kar delice yağarken , fukaranın üstüne; acıyla öğrendim.

Bizi bir araya getiren Koca şair, aşkın şairi Cemal Süreya… Bugünse onun ölüme kanat açtığı gün… Tıpkı buna benzer bir gece de sevdiği kadınları, onlar ardından ağlarken terk etti. Şiirleri, sevdiği kadınlar ve buzlanmış rakı kadehi düşüyor usuma… Şiiri bana, bize hatta hepimize sevdiren o dizeleri nasıl yazdığını ve nasıl ezberimize aldığımızı düşünüyorum. Kızlara ilk onun şiirlerini mi okumuştum acaba?

Yazdığı şiirlerin altında hüzünbaz bir menekşe gibi boy verir sürgünlüğü… Karda açan kardelen kadar güzel ve mağrurca saklar dilini, dinini hatta memleketini… Onu ve şiirlerini düşünüyoruz hepimiz bu soğuk beyaz gecede;büyüleniyoruz.

Lions Clup ve Artshop’un birlikte düzenlediği anma gecesinin  bizi bir araya getireni Vedat Akdamar, Sevgili eşi ve çocukları, Hilâl Karahan, Dilruba Nuray Erenler, Hasan Erkek, Romanyalı Şair  Simona Grazia Dima,Sırbistanlı şair Miodrag Jaksic ve Mısırlı şair Omar Cihan… Dilimiz bir olmasa da  anlaşıyoruz. Nasıl da mutluyuz. Şiir bizi birleştiriyor. Umutlanıyoruz gelecek adına, insanlık adına hatta aşk adına… Kar, soğuk ve karanlık gece bizi şiire götürüyor. Yaralarımızı onarıyor. Şiir doluyoruz o saat, o dakika; ay içimize doğuyor. Hayır, şarap içmedik lâkin hepimiz şiirle hemhal; esrik halde karın parlayan ışığına vurduk yüreğimizi, şerefe niyetine…

O gece azdık ama ne kadar çoktuk bilseniz… Turgut Toygar, o aşk dolu güzel sesiyle nasıl da içimize akıttı şiirleri; ılık süt tadında… Biliyorum aramızda dağların dostluğu var onun deyimiyle… Aramızda şiire kapı açan daha çok şair var. Dilek Dilber, Volkan Hacıoğlu, Esat Şenyuva… Hava şartlarından ötürü orada olamayan şairlerin de aramızda olmasını dilediğimiz gece bittiğinde hepimizin dilinde bir 9 Ocak günü kaybettiğimiz Cemal Süreya’nın dizeleri vardı:

ŞİMDİ UTANÇTIR TANELENEN

Şimdi/utançtır tanelenen /sarışın çocukların başaklarında.

Ovadan/gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan/ çeviriyor o küçücük güneşimizi.

Taşarak evlerden taraçalardan/ gelip sesime yerleşiyor.

Sesimin esnek baldıranı / sesimin alaca baldıranı.

Ve kuşlara doğru/ fildişi: rüzgârın tavrı./ Dağ: güneş iskeleti.

Tahta heykeller arasında/ denizin yavrusu kocaman.

Kan görüyorum taş görüyorum/ bütün heykeller arasında/ karabasan ılık acemi/ -uykusuzluğun sütlü inciri-/ kovanlar sızmıyor.

Annem çok küçükken öldü/ beni öp, sonra doğur beni.

 

 

 

Bu yazı toplam 566 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.