1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. KARL MARKS VE FRİEDRİCH ENGELS'E GÖRE CHARLES DİCKENS ROMANLARI (5)
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

KARL MARKS VE FRİEDRİCH ENGELS'E GÖRE CHARLES DİCKENS ROMANLARI (5)

A+A-

 

 

Charles Dickens'ın yazdıklarında; 19. yüzyılda tarih sahnesindeki yerini, bir daha yitirmemek üzere almış ve tarihin akışını ileriden, haklı olandan yana değiştirmek isteyen işçi sınıfı, sınıf olarak yer almaz. Ancak, Bilimsel Sosyalizmin kurucularından Karl Marks, Charles Dickens ve öteki Viktoriya Dönemi yazarlarının eserlerinden övgüyle söz ederek bu eserlerde;

" profesyonel politikacılardan, siyaset yazarlarından, gazeteciler ve ahlakçılardan daha fazla siyasal ve toplumsal mesaj sunulmuş" olduğunu ifade etmiştir.

Friedrich Engels'de Charles Dickens'in eserleri hakkında;

"... İçinde yaşanılan dönemi tüm pislikleriyle anlatan gerçekçi yazar" tanımını yapar. Engels, İngiltere'de Emekçi Sınıfın Durumu başlıklı eserinde, Charles Dickens'in ünlü eseri David Copperfild'in kahramanlarından olan " Micawberler" karakterlerini, sanayi proleteryası bölümünde, "Sanayinin Micawber"leri kavramını spekülatörleri anlatmak için kullanır.

Charles Dickens'ın yazdıklarında özellikle Bir Noel Gecesi ile Antikacı Dükkanı ve Oliver Twist romanlarında din olgusu belirleyici düzeyde öne çıkar. Bunun nedenlerini ortaya koyan en kapsamlı inceleme, F.Engels'in "İngiltere'de Emekçi Sınıfın Durumu" başlıklı kitabıdır. Engels, 19. yüzyılın başındaki İngiltere'deki insanları anlatıyor.

"...O günlerin İngiliz sanayi işçileri, Almanya'da kıyıda köşede hala karşılabilecek bir emeklilik ve inziva havası içinde, herhangi bir düşünsel çabadan uzak ve konumlarında şiddetli dalgalanmalar olmaksızın yaşarlardı.

Çok seyrek okuyabiliyorlar, ondan daha seyrek yazabiliyorlardı; kiliseye düzenli giderlerdi; hiç politika konuşmazlardı; birinin arkasından dolap çevirmezlerdi; hiç düşünmezlerdi; beden eğitimine bayılırlardı;

İncil okunurken, babadan oğula geçen bir saygıyla dinlerlerdi ve "daha üst" sınıflara karşı aşırı ölçüde iyi duygularla ve tam bir alçak gönüllülükle yaklaşırlardı.

Ama beyinsel olarak ölüydüler; yalnızca küçük, özel çıkarları için, dokuma tezgahları ve bahçeleri için yaşarlardı; onların ufkunun ötesinde insanlığı baştan sona saran güçlü hareket hakkında hiçbir şey bilmiyorlardı.

Sakin otsu yaşamlarında huzurluydular; sanayi devrimi olmaksızın, sıcak-romantikse de insana yakışmayan bu yaşamdan asla çıkmazlardı. Gerçekte, onlar insan değildi; o zamana kadar tarihe rehberlik etmiş bir avuç aristokratın hizmetinde çalışan makinelerdi..."

Tahir Şilkan

 

Bu yazı toplam 490 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.