1. YAZARLAR

  2. Sıddık ALGÜL

  3. Kaybolan Meslekler (15)
Sıddık ALGÜL

Sıddık ALGÜL

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kaybolan Meslekler (15)

A+A-

 

 Hancılık ve Nalbantlık

 "Evlerinin önü handır
Yanar yüreğim külhandır
"

 Eskiden otel ve motorlu taşıt yoktu. Başka il ve ilçelerden yük ve binek hayvanlarıyla gelenler veya köylerden hayvanlarıyla ürünlerini pazarda satmaya getiren köylüler, hem kendileri, hem de hayvanlarıyla birlikte kervansaraylarında veya hanlarda kalırlardı. Han sahiplerine veya işletenlere hancı denirdi.

Hilar'da Riya Bezirgana  (Bezirgan Yolu'nu) olduğu çevre köylüler tarafından söylenmektedir. Bu yol, Anadolu'dan gelip, Diyarbakır üzerinden Mezopotamya ve doğuda İran'a, Çin'e giden büyük bir ticaret yoludur. Şimdi arkeolojik kazı yapılan Çayönü tepesiyle çayın arasından geçerdi. Kazı sebebiyle bu yol kayboldu.

Her türlü ulaşım aracının gelişmesi ve motorlu taşıt araçlarının yaygınlaşması; otel-motel gibi konaklama yerlerinin her yerde yapılması nedeniyle kervansaraylar, hanlar tarihe karıştı. Şimdi Ergani'de han var mı, bilemiyorum.

Nalbant Güven İşçi iş başında

Hanlarda, ayrıca atların, katırların, eşeklerin ayaklarına, daha doğrusu toynaklarına koruma amacıyla U şeklinde demircilerin yaptığı nal çakılırdı. Bu nalı çakan zanaatkârlara nalbant denirdi. Bazı hanlarda hancı aynı zamanda nalbantlıkta yapardı.

Ayaklarına nal çakılacak hayvan, handa önce bir yere yularından bağlanırdı. Sonra bir yardımcı hayvanın nal vurulacak ayağını geriye doğru kaldırıp tutardı. Nalbant, hayvanı okşayıp severek, hayvanın ayağına özenle bakarak tırnağını muayene ederdi. Tırnak fazlalıkları bir keskiyle alınır, tırnak altı düzeltilirdi. Daha sonra tırnak ölçüsü alınıp yanındaki nallardan uygun olanını seçerdi. Sırayla hayvanın ayağına, daha doğrusu tırnağına çivileri çakıp nalı tuttururdu. Bu şekilde hayvanın ayağına taş, çakıl benzeri sert cisimlerin batması, tırnağının aşınması ve acı çekmesi önlenmiş olunurdu. Nal çakılmadığında tırnak aşınır ve hayvan her adım attığında tırnak kısmındaki hassas dokular acıdığından hayvan acı çeker; iş ve yolculuk aksardı.

Nala çivi çakılırken hayvanın canı yanmazdı, ama bazı hayvanlara nal çakarken nalbantlar çok zahmet çekerlerdi.

 Çulculuk

 Çul: Beygir, katır, eşek gibi hayvanların sırtına yük bağlamak ve binmek için kullanılan ağaç bir iskelet üstündeki hasır/sazla doldurulmuş alt kısmı keçe, üst kısmı genellikle desenli kilim veya çul ile kaplanmış bir tür yatak tır. Çula, semer de denilir.

Çul yapanlara, çulcu veya semerci denir. Sırt hamallarının sırtlarında taşıdığı arkalığa da semer denir; bu iki semer birbirinden farklıdır, karıştırmamak lazım.

Çulcu Mehmet (?) dinlenme anında sigarsını tüttürüyor

Eskiden göçebe toplumlar, kervanlar, seyyar satıcılar, köylüler... eşya ve yüklerini üzerlerinde çul/semer olan hayvanlar sayesinde kolaylıkla taşıyabiliyorlardı. Bu çul sayesinde hayvanların vücudu taşıdıkları yüklerden ötürü zarar görmeleri engellenmiş, korunmuş olunurdu. Ayrıca binicilerin at, katır ve eşek üzerinden düşmemesi ve/veya kaymaması da sağlanmış olunurdu.

Çulcunun ölçü birimi ya karışları veya çula attığı çentikleriydi. Çulu yapılacak hayvanın ölçüleri bunlarla alınırdı. İyi bir ustanın elinden çıkan çul, hayvanın sırtına vurulduğunda hayvana kesinlikle zarar vermezdi, bir takım elbise gibi hayvanın üzerine otururdu. Çulcular zaten kendilerini " hayvan terzisi " olarak nitelendirirlerdi.

İyi bir çulcu, hayvanın boyun bölgesine gelen kısmı dikerken dikiş aralarına mavi boncuk koymayı ihmal etmezdi.

Çul yapımında, ağaç iskeleler, keçe, kilim, hasır veya kamış, deri kemerler, gınnap/kırnap ve çeşitli ip türleri gibi malzemeler kullanılırdı. Çulcu çul yapımında iğne, çuvaldız, makas, keski, biz, keser, testere, çekiç gibi aletler kullanırdı.

Çul veya semer, bir zamanlar yük ve binek hayvanlarının vazgeçilmez bir donanımıydı. Binlerce yıl ulaşımda kullanılan at, katır ve eşeklerin yerini motorlu taşıtların alması; karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu ulaşımının gelişmesi ve yaygınlaşması neticesinde çulculuk/semercilik kaybolan bir meslek durumuna düştü.

                                                                                                                                             Yarın Nalıncılık

 

Bu yazı toplam 7689 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.