1. YAZARLAR

  2. Sıddık ALGÜL

  3. Kaybolan Meslekler (3)
Sıddık ALGÜL

Sıddık ALGÜL

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kaybolan Meslekler (3)

A+A-

 

TABAK SEVDİĞİ DERİYİ YERDEN YERE VURUR


 

Derinin tabaklama maddelerini kabul etmesi için yumuşatılmas ı gerekmektedir. Bunun için deri sopa ile dövülür. Buradan da “Tabak sevdiği deriyi yerden yere vurur ”deyimi çıkmıştır. Bu işlem günümüzde motorlu dolaplarda yapılmaktadır.

Bitkisel tabaklama işleminde meşe palamudu ,nar, sumak ,mazı, kızılağaç, fıstıkçamı, ladin ağacı, kayın ağacı, karadut yaprağı gibi bitkiler kullanılırdı. Meşe palamudu ve Mazı karışımı harç sürerek derileri birbiri üzerine kat kat dizerek kuyulara koyarlardı. Bu işlemden sonra derinin bitkisel yada kromla tabaklama işlemine geçilir.(Kromkullanımı1950’lerdensonradır).

Kızılkök,Akçaağaç,Kızılağaç zencefil (vermilion) ve kına kırmızı renk için, kara hurma, mersin ağacı, meşe palamudu, çivi totu mavi renk, nar kabuğu, sumak ağacı kökü ise beyazlatıcı, boyacı sumağı sarı renk, akasya, kadın tuzluğu özü, gülhatmi, menekşe mavisi renkleri için kullanılırdı. Safran ise hem boya hem de sabitleştirici olarak kullanılırdı. Cevizden de siyah renkli deri elde edilirdi.

Deri, sahtiyan, meşin, kösele ve güderi gibi çeşitlere ayrılır. Kitap cildi yapımında kullanılan deriye ise sağrı denir.

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız tabaklama ya ek olarak şimdi Akdeniz ve Güneydoğu ustalarının tabaklamada takip ettiği yolu anlatalım.

Derinin hem içi hem dışı kazıma bıçağı ile kazınır. Bu işlemden sonra derinin pişirme işine geçilir. Bu işlem ocaklarda falan yapılmaz. Sumak yaprakları suda kaynatılır. Kaynayan su soğumaya bırakılır. Ilık bir hal alınca deriler bu sumaklı suya atılır.Bu suda bir hafta bekletilir.Arada bir altüst edilir.

Bir hafta sonra deriler tekrar kazınır.Bu arada suyu değiştirilir.Bu işlem üç defa tekrarlanır. Üçüncü haftadan sonra derile kurutulur. Normal ılık su ile tekrar yıkanır. Sıcak su deriyi yakar. Bu tür işleme tutulan deri işe yaramaz.Sonra boya işlemine geçilir.Seccade yapılacak deri de sumak yerine şap kullanılır .Post içinde şap ve tuz kullanılır. Sumak, köpek dışkısı,şap, boya, tuz kullanılarak yapılan bu dericiliğe kara dericilik denir.

Deri tuluk olacaksa tulum çıkarmak için kesilen hayvanın derisi yumruklanarak soyulur. Deriyi yüzme işinde bıçak kullanılmaz. Bu tulumun içerisine çam kabuğu tozu, arpa unu ve tuz karışımı iyice derinin yüzeyine yedirilerek sıvazlanır. Güneşte bu vaziyette iki hafta bekletilir. Deri üzerindeki kılları kendiliğinden döker. Bu arada derinin dışında kıl köklerinden oluşan bir tortu oluşur. Bu tortu bıçakla sıyrılarak alınır. Deri iyice yıkandıktan sonra kullanılır hale gelmiştir.Eğer post yapılacaksa deri yere serilir üzerine şap tozu, tuz ve arpa unu karışımı serpilir. İki haftaya yakın bekletilir. Post yumuşatıldıktan sonra kullanılır hale gelir.Yörüklerin tuluk ve post yapması yukarıdaki gibidir.Seccade, post, kalpak, gocuk gibi giysiler için tabaklanan derilerin tüyleri alınmaz.Yumuşak tüylü hayvanların derileri genellikle bu işler için kullanıldığından tüyleri alınmadan tabaklanır.

Kürk yapımında porsuk, tavşan,tilki,samur,vizon,vaşak gibi hayvanların derileri kullanılır.

TÜRK  DERİSİ  SAHTİYAN

Osmanlılar döneminde dericilik Ahilik ile birlikte gelişmiş olup İstanbul,Kayseri,Bursa,Uşak,Diyarbakır,Gaziantep,Edirne gib illerimizde ticari hayatına üretimini oluşturmuşlardır.Diyarbakır,Mardin,Şanlı Urfa, Birecik ve Gaziantep dericiliğinde köpek dışkısı, saman ve kepek karışımı kullanılarak tabaklama yapıldığını yukarıda anlatmıştık.Sahtiyan adı verilen teke derisi kırmızı renkte tabaklandığından Güneydoğu Anadolu yöresine ait bir deri çeşidi niteliğindedir.Güneydoğu’da bu kırmızı deriye çok sık rastlanırdı. Adeta bu coğrafyanın derisi gibiydi.Semer yapımında, hayvan koşumunda ve ayakkabılarda çok sık kullanılırdı. Roma İmparatorluğu döneminde de yüksek tabakadaki kişilerin giydikleri kırmızı sahtiyanı doğudan,Mezopotamya’dan getirdikleri bilinmektedir.  Burada özellikle belirtmek istiyorum,Mezopotamya ve Güneydoğu Anadolu dericiliğinin kırmızı renkli sahtiyan derileri yakın zamana kadar ününü korumuştur.Keçi derisinin kına ile boyanması ve işlenmesiyle elde edilen ve adına sahtiyan denilen deri için batılıların nasıl yapıldığını merak edip casuslar gönderdikleri söylenir. Fransızlar tarafından gönderilen birer meni vatandaşının sarı ve kırmızı sahtiyanın nasıl tabaklandığını öğrenmeye çalıştığı bilinmektedir.

Sahtiyan adı verilen deri yapımının Türklere özgü bir metot olduğu tüm dünyada kabul edilmiş olup,İngilizce literatürde de sahtiyan derinin hala, Türk derisi olarak yer alması bu nedenledir.Türk dericiliğinde,babadan oğula geçen bazı bilgiler geleneğe bağlı bir sır olarak kalmış ve yabancılara öğretilmemiştir.

Osmanlılar döneminde dericilik Ahilik ile birlikte gelişmiş olup İstanbul, Kayseri, Bursa,Uşak,Diyarbakır,Gaziantep,Edirne gibi illerimizde ticari hayatın ana üretimini oluşturuyordu. Deri ve deriden yapılan ürünler ise dış pazarlara gönderilen malların başında geliyordu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş yıllarında batılılar, çeşitli yollarla öğrendikleri bu bilgileri, ne yazıktır ki daha sonra kendi bilgi ve becerileriymiş gibi doğuya satmaya kalkışmışlardır.Dericilik uzun yıllara dayanan birikimlerle en iyiyi bulma zanaatıdır.

DERİDEN YAPILANLAR; DERİ MÜZESİ GEREKLİLİGİ

Tabakların ellerinden binbir zahmet ve emekle işlenerek çıkan deriler, deri konfeksiyon sanayinde, ayakkabı üretiminde,her türlü çanta,valiz,döşemelik,saraciye,koşum,eyer,sanayi kayışları,bel kemerleri v.b.eşyalar olarak değer kazanmaktadır. Ayrıca koyun,kuzu ve deve derilerinden elde edilen yün,tiftik keçilerinden elde edilen tiftik ise kumaş,kilim ve halı imalatında kullanılmaktadır.Sığır derilerinden ve kuyruklarından fırça sanayinde,kulak kıllarından ise takma kirpik yapımında yararlanılmaktadır.

Tarih boyunca deriden yapılan giysilere örnekler:

Deniz müzesinde deri ok hedefliği,

Manisa Arkeoloji müzesinde işlemeli deri çanta,

Ankara etnografya müzesinde fermanın rulo olarak içine konulduğu işlemeli deri kaplı kılıf (ferman muhafazası), Askeri müzede der isadak ile Mohaç zaferinde çalınan Kös(Davul),

                                               Yarın :Türk İslam eserleri müzesinde deri barutluk,

 

Bu yazı toplam 1072 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.