1. YAZARLAR

  2. Sıddık ALGÜL

  3. Kaybolan Meslekler (7)
Sıddık ALGÜL

Sıddık ALGÜL

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kaybolan Meslekler (7)

A+A-
 

 

 

Mûsâ Azmi, ilk öğrenimini Diyarbakır'da Sıbyan mektebinde (yani ilkokulda) tamamladı. İlköğreniminden sonra Diyarbakır Askeri Rüştiyesi'ne (ortaokula) kaydoldu. Daha okul sıralarındayken mahalli hattatlardan dersler aldı. Resim hocası Yüzbaşı Hilmi Bey'den Sülüs yazısı, Vâhid Efendi'den Rık'a meşkederek yazı sanatında bilgisini geliştirmiştir. Yine Rüştiye'de Esad Efendi ve Jandarma Kolağası Ahmet Hilmi Efendi'den yazı dersleri aldı. Ama yazıya merakı yüzünden okulda sınıfta kalınca, babası yazıyla uğraşmasını yasakladı. Ama, hat sanatına karşı içinde büyük heves beslemesi yüzünden, babasının karşı çıkmasına karşın yazı yazmaktan vazgeçmedi. O sırada, Sultan II. Abdülhamid'in tahta çıkış yıldönümü nedeniyle beyaz bir bez üzerine " Padişahım Çok Yaşa " yazısı yazılıp Diyarbakır'da meydana asılacak ve geceleri arkadan lamba ile aydınlatılacaktır. Genç Mûsâ Azmi, bu yazıyı yazan hocasına yardım eder ve dahası Abdülhamid'in tuğrasını resmeder. Belediyede memur olan amcazadesi bunu öğrenir ve ilgilenir. Durumu ilgililere anlatır, bu çalışmanın karşılığı olarak Belediye tarafından kendisine bir altın lira hediye verilir. Bu hediye karşısında çok sevinir, bu olayı babasına anlatır. Bunun üzerine babası yeniden yazı yazmasına izin verir.

İdâdî'yi (liseyi) bitirdikten sonra, 1906'da babasının iznini alarak İstanbul'a gitti. Hukuk Fakültesi'ne yazıldı. Coğrafya hocası Cizrelizâde Mithat Beğ'in ısrarı üzerine Sanayi-i Nefısa'ya (Bugün Mimar Sinan Üniversitesi'ne bağlıdır) geçti. 1908'de babasının ölümü ve çalışmak zorunda kalması nedeniyle bu okuldan ayrıldı. Rüsumât ve Erkân-ı Harbiye matbaalarında çalıştı.

Erkân-ı Harbiye Matbaası'nda çalışırken bu matbaanın ünlü hattatı Hacı Nazif Bey'den az da olsa istifade etme imkânını buldu. Kendisinden Sülüs ve Nesih yazı yazma dersleri aldı. Sonraları Nuruosmâniye civarında küçük bir yazı dükkânı açtı. 1920'de serbest çalışmaya başlamadan önce Hâmid mahlasını aldı. Bu tarihten itibaren hep Hâmid adını kullandı. Babıâli Caddesi'nde Reşit Efendi Hanı'nda açtığı dükkânda/yazı evinde, 1920 yılından 1981 yılına kadar yazı yazmakla meşgul oldu.

19 Mayıs 1982'de İstanbul'da vefat etti. Karacaahmet Mezarlığı'nda hat sanatının önderi sayılan Şeyh Hamdullah'ın mezarının yakınında bir yere defnedildi.

Ömrünün yetmiş yılını hat sanatına veren Hâmid Aytaç, ardında sayısız eserler bırakmıştır. Eserlerinin büyük çoğunluğu İstanbul'da, bir kısmı da Türkiye'nin değişik yerlerindeki tarihî binaların üzerindedir.

İstanbul'da Şişli Camii'nin yazıları, Eyüp Camii'nin kubbe yazıları, Söğütlü Çeşme Camii kapı başlarındaki yazılar, Paşabahçe Camii'nin yazıları, Kasımpaşa Camii'nin yazıları; Çanakkale'de Çan Camii, Denizli'de Tavas Camii'nin yazıları eserlerinden birkaçıdır. Hattatın ayrıca iki Kur'ân yazdığı da bilinmektedir. ( Kaynak: Fırat Havzası Yazma Eserler Sempozyumu, Bildiriler, Editör: Tuncer Gülensoy, 5-6 Mayıs 1986, Elazığ, s: 75-81 .)

                                                                                                                                 Yarın Değirmencilik

 

 

Bu yazı toplam 755 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.