• Diyarbakır10 °C
  • Batman13 °C
  • Mardin11 °C
  • Bingöl10 °C
  • Bitlis5 °C
  • Elazığ10 °C
  • Erzincan7 °C
  • Şanlıurfa11 °C
  • Erzurum6 °C
  • Ağrı1 °C
  • Gaziantep9 °C
  • Hakkari7 °C
  • Muş3 °C
  • Siirt8 °C
  • Van8 °C

Nimetullah Yıldız / köşe yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nimetullah Yıldız / köşe yazarı

KELİMENİN HADDİ

15 Kasım 2015 Pazar 07:00


---------------------------
Ne kadar okursan oku!
Okuyarak değil yaşayarak anlayacaksın hakikati.
Sığdırabilir misin kitaplara, kainata sığmayan bir şeyi?
Sığdırabilir misin kelimeye, sessizliği?
Var mıydı bu hayatın kendi yokluğunu anlatabilen bir kelimesi?
Var mıydı kendi yokluğunu kendisi ile anlatabilen biri?
Hangi kelime anlatabilirdi o kelimesizliğin anlattığını?
Hangi kelime ağlatabilirdi o kelimesizliğin ağlattığı kadar?
Ne dediğini bilmeyen kelimelere mi inanmak iyi, tek kelime etmeden hakikati anlatabilen o kelimesizliğe mi?
Kelimeler gibi olmamalıydı insan değil mi?
Ne dediğini bilmeliydi yani!
Var mıydı bu alemin ne dediğini bilen bir kelimesi?
Var mıydı bu alemin kendini bilen bir kelimesi?
Kelime dediğin kendini bilmeliydi değil mi?
İnsan dediğin kendini bilmeliydi!
Kendini bilmeyen bir kelime hakikati söyleyebilir miydi?
Kendini bilmeyen bir insan anlatabilir miydi gerçeği?
Var mıydı kendini bilen bir insanın sessizlikten başka bir kelimesi?
Kendinden haberi olmayan bir şey haber verebilir miydi, kendinden?
Var mıydı bu alemin kendinden haberi olan bir kelimesi?
Eşi benzeri olan bir şey anlatabilir miydi eşi benzeri olmayan bir şeyi?
Bir kelime değiştirilebilirdi başka bir kelimeyle belki ama değiştirilebilir miydi sessizlik, herhangi bir şeyle?
Var mıydı sessizliğin eşi benzeri? 
Var mıydı bu hayatın, sessizliğin anlattığını anlatabilen bir kelimesi?
Kelimelerin tamamı bir araya gelse bile anlatabilir miydi kelimelerin kıyametini koparan o gerçeği?
"Bir araya gelmek" anlatabilir miydi ayrılığın anlattığını?
Kelimeler ile örülü bir zihnin hükmü geçer miydi, kelimesiz bir hissedişin yaşamında?
Uçsuz bucaksız bir gerçekti bu!
Kalemin bir ucu yazarken diğer ucu hep susardı.
Ne kadar yazarsa yazsın kalem!
Yazan ucuyla değil, susan ucuyla anlatırdı gerçeği?
Kitaplara sığmayan bir gerçekti bu!
Yoktu bu hayatın kendini yazabilen bir kalemi.
Ne kadar yazarsa yazsın kalem!
En büyük sözünü yazarak değil, biterek söylerdi.
Var mıydı kendini yazan kalemi görebilen bir kelime?
Var mıydı kendini tutan elin farkında olan bir kalem?
"Kalem" bile kelime değil miydi bu alemde?
Var mıydı kendini yazabilen bir kalem?
Var mıydı kendini yazabilen bir kelime?

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim