1. YAZARLAR

  2. Nimetullah Yıldız

  3. KELİMEYE İNANMANIN BEDELİ
Nimetullah Yıldız

Nimetullah Yıldız

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

KELİMEYE İNANMANIN BEDELİ

A+A-

                                         

 

En çokta bu yüzden kızıyordum kendime.

Her defasında inanıyor, her defasında kanıyordum.

Her şeyin yalan olduğu bir hayatı gerçek sanıyordum.

Yalanlarla dolu bir kitabın içinde hakikati arıyordum.

Çeviriyordum hayat kitabının sayfalarını, birbir okuyordum kelimelerini.

Çeviriyordum çevirmesine ama devriliyordum, her kelimesinde.

Devrilince anlıyordum bu gerçeği!

Devrikti, bu hayat! Devrikti, bu hayatın tüm kelimeleri!

Yoktu, yazıldığı yerden doğrulabilen bir kelime.

Yoktu, kendini doğrultabilen bir yalan?

Devrikti, bu hayat! Devrikti tüm yalanlar!

Yoktu, bu hayatın kendini doğrultabilen bir kelimesi.

Yoktu, kendini doğrulayan bir yalan?

Okuyordum hayat kitabının kelimelerini, gerçek sanıyordum her birini.

Okuyordum okumasına ama çok ağırdı bu kitaba inanmanın bedeli.

Kelimeye inandığım kadar yanıyordu canım!

Devrik bir cümlenin içinde buluyordum sonra, kendimi.

Kendi yalanından doğrulamayan bir kelime oluyordum.

Kendi yalanını doğrulamayan bir kelime oluyordum.

Paramparça oluyordum!

Paramparça olmaktı bunu anlamanın bedeli!

"Paramparçaydı bu hayatın "tüm" kelimeleri."

"Kelimelerin harflerden oluştuğu bir alemde, yoktu paramparça olmayan bir kelime."

"Kelimelerin paramparça olduğu bir alemde, yoktu hakikati anlatabilecek bir kelime."

Harfi harfine anlatıyordu bu hayat kendini.

Harfi harfine yalanlıyordu bu kitap kendini.

Öyle bir kitaptı ki bu; "Küfrün kelimeleri de aşkın kelimeleri de aynı alfabenin harfleri ile söylenirdi."

Harfi harfine kavuşsaydı bile değiştiremezdi hiç bir kelime bu gerçeği!

Okuduğunu anlamayanların hikayesiydi bu!

Buydu okuduğunu anlamamanın bedeli!

Okuduğunu anlamayanların canını okuyordu, bu hayatın kelimeleri.

Okuduğunu anlamayanlara tekrar tekrar anlatıyordu, aynı gerçeği.

Ne kadar da çok okumuştum oysa bir kez olsun anlamamıştım kelimeyi.

"Kelime başlayıp biten bir şeydi" bunu bitince anlıyordum.

Bir kelimesi miydim yoksa hayatın, her okunduğunda biten?

Bir kelimesi miydim yoksa hayatın, kendini okutmaya çalışmanın bedelini biterek ödeyen.

Buydu işte kelimeye inanmanın bedeli.

Kıyameti kopan bir şeyin gerçek olduğunu sanıyordum.

Gerçeği yalan olan bir hayatın kelimeleriyle acıyordu canım.

Ne kadar inanmışsam kelimeye o kadar kelimesiz kalıyordum.

Ne kadar inanmışsam kendime o kadar kaybediyordum kendimi.

Kelimelere inandığım kadar yanıyordum?

Kelimelere İnandığım kadar kanıyordum!

Yalanın birinin yalanın birinden gerçeği öğrenemeyeceğini anlıyordum.

Daha ne kadar kanamak gerekiyordu ki anlamak için hakikati?

Daha ne kadar kopmalıydı kelimelerin kıyameti.

Dipsiz bir şey değil miydi yalan?

Daha ne kadar çok vurmak gerekiyordu ki dibe?

En çok kendi canını acıtıyordu insan.

En acımasız darbesini kendisine vuruyordu.

Kendine vurulanların hikayesiydi bu!

Hikayeni kahramanları kendine vurulmayı aşk sanıyordu.

Hikayenin kahramanları kendini vurmayı kahramanlık sanıyordu!

Kendine yenilmeyi galibiyet sananların hikayesiydi bu!

Kendine vurulanlar, kendini vurmayı şampiyonluk sanıyordu.

Bu yazı toplam 7616 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.