1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. KEMAL TAHİR ve KARILAR KOĞUŞU
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

KEMAL TAHİR ve KARILAR KOĞUŞU

A+A-

       Kemal Tahir (1910-1973) Edebiyatımızın yazdıkları, söyledikleri ile en çok tartışılan yazarlarındandır.  Nazım Hikmet'le birlikte yargılanmış, 12 yıl hapis yatmıştır. Nazım Hikmet'in " Orası" başlıklı yarım kalmış romanının kahramanlarından olan Kemal Tahir, edebiyatımızın en üretken yazarlarındandır. 6-7 Eylül olayları ile ilgili olarak da tutuklanmış, 6 ay hapis yatmıştır. Yalın bir dille, bol diyaloglu, kolay okunan romanlarının bir kısmı ölümünden sonra yayınlanmıştır. 

 

      Sağlığında yayınlanan öykülerini 'Göl İnsanları' adlı kitabında toplamıştır. Yazdığı diğer öykülerin yayınlanması ancak son yıllarda gerçekleşmiştir. 'Zehranın Defteri' ve 'Dutlar Yetişmedi' başlıklı iki ciltte toplanan öykülerinin okuyucuya  ulaşması sevindiricidir.  

 

 Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevinden yazdığı mektupları, 'Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar' adıyla yayınlamıştır. Bu mektuplar, Nazım Hikmet'in edebiyat üzerine düşüncelerini, mektuplar aracılığıyla yürüttüğü öğretici, yol gösterici çalışmaları bizlere taşıyan önemli bir belge niteliği taşımaktadır. 

 

      Tarih tezlerini ortaya koyduğu romanları çok tartışılmıştır. Devlet Ana, Kurt Kanunu, Yorgun Savaşçı, Bozkırdaki Çekirdek, Esir Şehir İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu ve Yol Ayrımı (üçleme) en çok tartışılan ve okunan romanlarıdır.

 

     Kurt Kanunu ile, Mustafa Kemal'e yönelik "İzmir Suikastı"nı farklı bir bakış açısıyla anlatmıştır. Bozkırdaki Çekirdek romanı ile 

"Köy Enstitüsü" tartışmasına farklı bir boyut kazandırmıştır. 'Rahmet Yolları Kesti' romanı ile " eşkıyalık" olgusunu anlatmıştır. Yorgun Savaşçı romanı ile Çerkez Ethem ve kurtuluş savaşına yaklaşımı çok tartışılmış, Fikirlerini güçlü biçimde savunan Halit Refiğ'in çektiği 

 "Yorgun Savaşçı" filmi 12 Eylül Generalleri tarafından yakılarak yok edilmiştir.

 

        "Tadımlık" alıntımız, ölümünden sonra yayınlanan Karılar Koğuşu romanından. İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Malatya Cezaevi'nde geçen bir roman: Karılar Koğuşu. İdam cezası, ahlaki çöküntü, Savaşın getirdiği yokluklar, yoksunluklar, bir çok romanında ortaya koyduğu güçlü cezaevi anlatısı: " Karılar Koğuşu"

 

"...Mahpushanede yazdan kışa girmek de, kıştan bahara çıkmak da insanı manen yıpratan bir şeydi.  Dünyada vuku bulan esaslı değişiklikler, mahpuslara, hürriyetsizliği daha gaddarca hatırlatıyorlardı.

Aynı his, bayramlarda da gelir, gırtlağa sarılır. Terk edilmiş olmanın bütün biçareliği manasız bir öfke halinde, yüreğe çöker. İstanbullu, içini bu duygu kapladığı zamanlar, ekseriya, ani bir tedai( çağrışım) ile Ahmet Haşim'in ne biçim bir kuş olduğunu sorduğu proleteryayı-hani şu zincirlerinden başka kaybedecek şeyi olmayan babayiğit kalabalığı-düşünür, sakinleşirdi. 

Proleteryayı-Abidin Dino'nun resimlerinde canlılarından daha iyi yaşayanları- düşünmek onu bereket versin, hakikaten ümitlendiriyordu. Bu umudun uydurma tesellilerle hiçbir alakası da yoktu.  Nesillerce dünyayı umurlamayıp adım adım, merhale merhale ileriye götürmek, bu müthiş dev kuvvete rağmen yarı aç, yarı tok, yarı çıplak, kızlarını orospuluğa, oğullarını hırsızlığa kurban vererek yaşamak...Gene de insanları bu günlerin namertliklerinden kurtarmak mesuliyetini bıkmadan, yılmadan kabul etmek...Kumarbazlık...

Verem...Frengi...fakat sınıf olarak tertemiz...Sınıf olarak namuslu ve sıhhatli...Grevsiz ve ekmeksiz... Sevmesini ve kin tutmasını bilen..."

 

Bu yazı toplam 1221 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.