1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Kıraathane kültürü
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kıraathane kültürü

A+A-

                                                   

Bir zamanlar Diyarbakır

--------------------------

Mehmet MERCAN

 

            Kıraathane kültürü

 

Eskiden bir başkaydı Diyarbakır.

Herkes birbirinin hastasına koşar, cenazesini omuzlar, sıkıntısını paylaşırdı. Kentin hovardasının, kabadayısının, delisinin bile bir olgunluğu vardı. Hırsızı, uğursuzu belliydi. Bunlar da herkese sataşmaz, büyüklere saygıda kusur etmezlerdi. Mahallenin büyüğü geçtiğinde herkes bir kenara çekilir saygıyla yol verirdi.  

Çarşısında, pazarında dürüstlük vardı, güven vardı. Çeki, senedi kimse bilmezdi. Bir selam, bir SÖZ yeterliydi.

Kimse alınmasın ama şimdilerde bu Diyarbakır yok.

Kimsenin kimseye güvenmediği, herkesin bir diğerine kuşku ile baktığı, tüccarın, esnafın, işçinin, memurun birbirini ÇARPMAK için fırsat kolladığı, insanların birbirine selam vermekten kaçındığı bir Diyarbakır...

Yazık.

Yüz yıllar boyu kültürün, sanatın, kısacası medeniyetin beşiği olmuş Diyarbakır, son 25-30 yıl içinde ne yazık ki sefaletin, cehaletin merkezi durumuna düşürüldü.

Çok yazık...

Elbette ki son yıllarda kentin şehircilik açısından büyümesine, gelişmesine, yeni ve modern sitelerle dolu semtler oluşmasına bir diyeceğimiz yok.  Yeni ve modern semtlerde devasa iş merkezleri ve AVM’ler açılmasına itirazımız yok.

Bizim hayıflandığımız,  kentin pek çok yerindeki yeşil alanların, bahçeli evlerin, eski ve tarihi konakların beton yığını çok katlı apartmanlara dönüştürülmesi. Sosyal ve kültürel değerlerimizi asırlarca ayakta tutan pek çok güzel geleneğimizin, göreneğimizin, bir başka ifade ile kent kültürünün kaybolması, yok olması.

Bunun için diyoruz ki. Bir zamanların sanat ve kültür merkezi Diyarbakır, tarihteki adıyla AMİD  bu değil…

Çünkü: Asırlar öncesinin Diyarbakır’ı Dünya’da ilk robotun imal edildiği yerdi. Dünyanın en büyük kütüphanesine sahipti.  Kentte 450 yıl önce üniversite düzeyinde eğitim veren 25 medrese vardı. Anadolu’nun en eski üniversitesi Mesudiye Medresesi bu kentteydi. 150 yıl önce burada üretilen ipeklileri için, kirpas ve mintanlari için, kök boyalı iplikleri için Avrupa ülkeleri sıraya girerdi...

Ve eski Diyarbakır’da, şimdilerde işsizlerin, aylakların, kumarbazların mekanı durumuna düşen kahvehanelerin yerine kentin saygın insanlarının devam ettiği, “Kıraathaneler” vardı, çayhaneler vardı.

O yılların çayhaneleri de kıraathaneleri de, şimdikiler gibi pis mekanlar değildi. Her yerin kendine özgü saygınlığı vardı. Temizliğe önem verildiği gibi, kılık kıyafeti düzgün olmayanlar buralara alınmazdı alınmazdı. İçeri girebilen gençler bir kenara ilişir saygılı bir biçimde çayını içer, büyüklerin sohbetlerini dinler, kendi aralarında kısık sesle sohbet ederlerdi.

Bazı çayhanelerde ve kıraathanelerde özellikle geceleri yatsı namazından sonra romanlar, masallar, çoğunlukla da Hazret-i Ali cenklerini, büyük aşk masallarını  anlatan kitaplar ve destanlar okunurdu. Belli saatlerde okunan kitapların devamı ertesi geceye kalırdı.

Özellikle ramazan gecelerinde bazı kıraathanelerde ağırlıklı olarak dini sohbetler yapılır. Kasideler okunur. Kürtçe. Türkçe destanlar dile getirilirdi. 

Denilebilir ki  kentteki kıraathanelerin bazıları birer eğitim yeri gibiydi.

Balıkçılarbaşı yakınında, sonradan Bağdat Banyoevi olan bir bölümü Yemeniciler Çarşısının içine kadar uzanan Terakki Kıraathanesi, Şimdiki Vakıflar Çarşısının yerinde bulunan Çulcular Çarşısı’ndaki Havuzlu Kahve, Ulucami yakınındaki Fethi Acet’in, Afganlı Hacı ve Ali Çavuş’un çayhaneleri, Acemoğlu Kahvesi, Melikahmet Hamamı'nın kuzeyinde cadde üzerindeki büyük  Melikahmet Parkı, Mardinkapı'da Abbas'ın Parkı, Çarşı Karakolu sokağı köşesindeki Şafak Kıraathanesi, yine Gazi Caddesi üzerinde Çarşı Karakolu’na yakın sahneli Dicle Kıraathanesi, Dağkapı'daki Cumhuriyet Kıraathanesi, Yalova Kıraathanesi, Eski Borsa hanı karşısındaki Kemal’in Nargile Kahvesi  en ünlüleriydi.

Semtlere göre, kentin büyükleri, buralarda oturur bir yanda sohbet ederken, bir yanda nargilelerini fokurdatırlardı. Bu kıraathanelerin çoğunda okuma köşeleri, bilardo ve ping-pong oyun bölümleri olduğu gibi bazılarında sahne de bulunuyordu. Kente gelen bazı meddahlar, kantocular, tiyatro ve ses sanatçıları bu sahnelerde gösteri yaparlardı.

Genellikle büyüklerin oturduğu bu kıraathanelere durumu uygun olmayan kimse, hele küçük yaşta çocuklar kesinlikle giremezdi.

Kentteki kıraathanelerde, çayhanelerde özellikle sağlık koşullarına dikkat edilir, birçok kıraathanede lavabo ve WC bulunurdu…

Sözün özü; geçmiş yılların Diyarbakır’ında bir de “Kıraathane Kültürü” vardı.

 

 

 

Bu yazı toplam 8143 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.