1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. KİRAZ ( 2 )
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

KİRAZ ( 2 )

A+A-

 ( İlk Kiraz öyküsünü, kirazları talan eden askerin dilinden anlatmaya çalışmıştım. Bu öyküde kirazları yağmalanan bir kadının dilinden ...)

 

&&&

 

... Şaşırdı Emine, elinden kiraz sepetlerini kapan askerlerin ardından diğer kadın ve çocuklarla beraber koşmaya çalıştı.. Birkaç metre koştu da ama nafileydi çabası, çabaları...

 

Gencecik askerler birkaç adımda trene binmişlerdi bile...Bağırdı çocuklar, intizar etti kadınlar;

 

 "gidişiniz olsun da gelişiniz olmasın", " Allah belanızı versin" Tren hızlandı... "

 

Kadınlar çoktan pes etmişti, çocuklar, genç olanlar biraz daha çabalasa da yapacak bir şey yoktu, tren istasyondan çoktan ayrılmıştı.

   Emine çaresizlik içerisinde, istasyondaki oturacak sıraya doğru yürüdü...Aklında oğlu, hasta kocası, geçmiş güzel günler, başını ellerinin arasına aldı, gözlerinden ince ince sızan gözyaşları, oturduğu sıranın arkasına yaslandı, sessizce ağlamaya devam etti...

 

                                           &&&

 

Sarıların Emine, kocası Emin Çavuş'la birlikte otuz yıldır emek verdiği kirazların, erkencilerinden yirmi gündür kiraz toplayıp, küçük sepetlere yerleştiriyor ve yarım saat yoldaki İstasyonda satıyordu. Daha doğrusu satmaya çalışıyordu. Bu işte yalnız değildi Emine, kırk yıllık arkadaşı Zehra ile küçük kaynının karısı Fatma da onunla birlikte istasyona kiraz satmaya gidiyordu. İstasyonda, onların dışında da kiraz satan çok sayıda kadınla, çocuk vardı.

 

                                      &&&

 

Kocası Emin Çavuş hastalanıp yatağa düştüğünden, evin geçimini sağlamak Emine Kadın'ın üstüne kalmıştı. Üç kızlarını da evlendirmiş, ilkini Belen Köyündeki bir akrabalarına, ortancayı Alihocalı köyünden Mehmet'e vermişler, küçük kızlarını da beş yıl önce komşularının oğlu Recep'le evlendirmişlerdi.

     Küçük kızı Hatice, iki küçük çocuğuna rağmen kendi evinin işlerini bitirdikten sonra annesine yardıma koşuyor, annesi ile birlikte kiraz toplayıp sepetlere yerleştiriyordu.

 

                                             &&&

 

Daha elli  yaşını bile bulmamış ama yaşlanmıştı Emine, kocası Emin Çavuş'la evlendiğinde on dördüne yeni girmişti. Emin Çavuş ondan dokuz yaş büyüktü.

   Askerden gelince evlenmişler, üç, dört sene sonra Emin, yeniden askere alınmış, askerde çavuş olmuş ama askerden yarım adam olarak dönmüştü. İki çocukları evliliklerinin ilk üç yılı içinde olmuş, küçük kızı ve tek oğulları babaları Suriye Cephesinden döndükten sonra doğmuştu, Savaş yıllarında da biri oğlan iki çocukları iki yaşına girmeden ölmüştü.

 

     Kocası aklına gelince boynunu büktü Emine, güzel yılları ne kadar kısa sürmüştü, kocasının babadan kalma bahçesine evliliklerinin ilk yıllarında birlikte kiraz ağaçları dikmişlerdi. Hatta bir gün bahçenin çalılarla kaplı bir köşesinde...Aklına gelince, elindeki sepetleri daha bir sıkı kavradı Emine ... Kaynının karısına bir şeyler söyleyerek kocasının hastalığını unutmaya çalıştı

 

                                   &&&

 

Emine üç kardeşin en küçüğüydü, büyük ablası Selime evlendiğinde küçücük çocuktu Emine. Savaş yıllarıydı; yokluk, sefalet, yoksulluk yılları...

     Babasının akrabasıydı eniştesi Bayram, Balkan savaşında ölüp gitmiş, ablası iki çocukla dul kalmış, birkaç yıl sonra Hacılar kasabasından marangoz Rüstem'le evlenmişti.

    Önce babası, ondan 10 yıl sonra da annesi ölmüştü; üzülmüştü ama annesinin tüm çocuklarının evlenip yuva kurduğunu, çocuk sahibi olduğunu görmüş olduğunu düşünerek kendilerini teselli edebilmişlerdi...

 

                                                               &&&

 

Bahardı ama akşamları yine de epeyce serin oluyordu. İstasyon, evlerine rahat bir yürüyüşle yarım saatlik mesafedeydi. Kaç gündür asker sevki olduğundan kalabalıktı istasyon.

      Askerlik deyince Emine'nin aklına oğlu İsmail geldi ... Neredeyse iki aydır üç kuruş olsun para gönderememişlerdi, Allahı var oğlu mektubunda paradan söz etmiyor, kışın zorlu geçtiğinden, askerliğinin bitmesine 10 ay kaldığından, babasının iyi olup olmadığından, yavuklusu Ayşe'den söz ediyor " Ben iyiyim, tek merakım sizsiniz" diyordu.

   Emine oğlunu bilmez mi; O, 'kan kussa kızılcık şerbeti içtim' diyenlerdendi. Ne edip etmeli, bulup buluşturmalı az da olsa bir para göndermeliydi oğluna. Şu kirazlardan biraz para kazansalardı ya...

 

                                                              &&&

 

İstasyona yaklaşan trenin sesini duyunca bütün satıcılar gibi hareketlendi Emine, sepetlerini eline alıp yürüdü perona doğru eltisiyle birlikte.

 

Tren düdüğünü öttürerek girdi istasyona, yavaşlayarak ilerledi, durdu. Çok az inen binen oldu trenden. Pencerelerden salkım saçak uzanan askerler inenlere, binenlere bakıyordu. Satıcıların bağırtıları, uğultulu konuşma sesleri ortalığı kaplamıştı, sadece iki kişiye satış yapabilmişti Emine, eltisi Fatma da topu topu üç kişiye. İstasyon şefi düdüğünü öttürüp, hareket saatinin geldiğini duyurdu. Bir şeyler almak için trenden inenler yeniden trene bindiler.

 

Tren yavaşça harekete geçerken aniden yanında biten askerin elindeki kiraz sepetlerini kapmasıyla birlikte hareket halindeki trene binmesi bir oldu, her şey bir anda olmuştu, şaşkınlığından ne yapacağını bilemedi tüm kadınlar gibi... Yalnızca kendisinin değil pek çok kadın ve çocuğun ellerindeki kiraz sepetleri askerler tarafından yağmalanmıştı.

 

Herkes gibi hareketlenen trenin yanı sıra koşmaya çalıştı Emine, herkes gibi askerlere küfürler, intizarlar etti, " Allah belanızı versin, Gavurun dölleri, gidişiniz olsun da gelişiniz olmasın" sesleri ortalığı kapladı, trenin arkasından koşanlar çaresizce durdu.

   Koşarken düşenler üstünü başını çırparken ettiği intizarın ağırlığından ürktü Emine, boynunu büktü ve "yok yok, demedim, demedim" dedi,

" gideceğiniz yere sağ salim gidip sağ salim dönün" dedi. Gözleri doldu, aklında askerdeki oğlu İsmail... yavaşça istasyondaki sıraya doğru yürüdü.

Bu yazı toplam 1935 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.