• Diyarbakır24 °C
  • Batman23 °C
  • Mardin23 °C
  • Bingöl20 °C
  • Bitlis17 °C
  • Elazığ20 °C
  • Erzincan20 °C
  • Şanlıurfa28 °C
  • Erzurum15 °C
  • Ağrı17 °C
  • Gaziantep22 °C
  • Hakkari14 °C
  • Muş19 °C
  • Siirt22 °C
  • Van13 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kışanak: Ahlak Kontrolü Partisi haline geldiniz
26 Kasım 2013 Salı 14:11

Kışanak: Ahlak Kontrolü Partisi haline geldiniz

BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, Türkiye'de her gün 5 kadının katledildiğini, AKP'nin de bunun sorumlularından olduğunu belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kadınların yaşamına ilişkin yaptığı açıklamaları eleştirdi.

BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında konuştu. Kışanak, konuşmasının önemli bir bölümünü kadına yönelik şiddet ve kadın mücadelesine ayıracağını söyledi. Kışanak, BDP Gençlik Meclisi'nin Diyarbakır'da 1. Olağan Kongresi'ni toplayacağını hatırlatarak, "Gençlik kongresi bizim açımızdan BDP genel kongresi kadar önemlidir. Çünkü biz gençliği toplumun değişim sürecinin temel dinamiği olarak görüyoruz. Gençliği, demokratik mücadelenin temel gücü olarak ele alıyoruz" dedi. Kışanak, kongrede gençlerin, "Biz buradayız, biz varız. Bizim olduğumuz yerde çözümsüzlük olmaz. Otorite, baskı, hiyerarşi olmaz" diyeceğini söyledi. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'ne değinen Kışanak, "Kadını ikircil gören, kadının iradesini kabul etmeyen, kadını eve hapsetmeye çalışan erkek egemenlikli zihniyete karşı bütün olarak mücadele ettiğimiz bir gündür 25 Kasım" dedi. Kışanak ardından ise, Mirabel kız kardeşlerin yaşadıklarını anlattı. 

'Sizin katliamınız varsa kadınların örgütlü gücü vardır'

"9 Ocak'ta katledilen 3 Kürt kadın, Mirabel kız kardeşlerin günümüzdeki temsilcileridir. Sakine, Leyla ve Fidan. Bu mücadele devam ediyor. Sizin katliamınız varsa kadınlarında direnişi ve örgütlü gücü vardır" diyen Kışanak, kadınların yaşadıklarının kadınları ilgilendiren bir sorun gibi ele alındığını söyledi. Kışanak, "Oysa herkesin kendisine şu soruyu sorması lazım: Kadın nedir? Yaşamımızda ve toplumumuzdaki yeri nedir? Bu soruları erkeklerin kendisine sorması gerekiyor. Bu soruya verdikleri cevapla hayatlarındaki duruşlarını ve yaklaşımlarını sorgulamaları gerekiyor. Aksi takdirde bu sadece kadınların bir sorunuymuş gibi algılanırsa kadınlar tabiî ki mücadele edecek ve önce kadınlar hayır diyecek. Ama bu bir çatışma değil, toplumsal dönüşüme hizmet etsin istiyorsak bu soruyu erkekler de sormalıdır" diye konuştu. 


'Kadına yönelik şiddetin en örgütlenmiş hali devlettir'

"Kadın kimdir?" sorusunu soranların "Erkek kimdir?" sorusunu da sorması gerektiğini belirten Kışanak, "Bütün erkekler güçlü, egemen ve otoriter değildir. Erkeklerin bunu reddetmesi lazım. Gittikleri karakolda hakkını aramaktan aciz el pençe duran, patronun karşısında ücretini isteyemeyecek derecede zavallı duruma düşen ama evde de gidip kadına şiddet uygulayan erkek gerçekliği var. Bu kimin egemenliği? Kadına bu şiddeti uyguluyoruz ama kimin adına. Bunu bütün erkekler sormalıdır. Kadına yönelik şiddet bireysel, erkek ve kadın cinsinin karşıtlanması üzerine yaşanmış bir olay değildir. Kadına yönelik şiddetin en örgütlenmiş hali devlettir. Temsilini ve gücünü oradan alıyor. Evlerimize kadar uzandı bu zihniyet" ifadesini kullandı. 

'Bu ülkede her gün 5 kadın katlediliyor'

Konuşmasının devamında "Rakamlarla oynayarak kadına yönelik şiddeti görünmez kılamazsınız" diyen Kışanak, kadınların evde, işyerinde, gözaltında yaşadıkları şiddeti bildiklerini söyledi. Kışanak, "İstatistik sihirbazlıklarına ve rakamlarla oynama heveslerine son verilmelidir. Devlet sistemi bir bütün olarak erkek egemenliğini yücelten ve bunu yeniden üreten bir mekanizmadır. Kadınlar karar mekanizmalarında yok, yönetim olarak yoksun, yerel yönetimlerde yoktur. Valisi, kaymakamı, müsteşarı yoktur. Yokları saysak saatlerimizi alır. Bu tablo değiştirilmek istenmiyor. Yasalar gücünü uygulama şartlarından alırlar. Yoksa yazarsınız kağıt üstünde kalır. Bu ülkede her gün 5 kadın katlediliyor. Hakikat buradadır. Bunun sorumluları var. Hükümetin, polisin, mahkemelerin sorumluluğu var. Bunları yan yana koyunca nasıl bir büyük ve şiddet uygulayan sistem ile karşı karşıya olduğumuzu görebiliriz. Şu ana kadar caydırıcı bir cezai müeyyidenin uygulanmadığı çok açıktır" dedi. 

'AKP hükümeti de kadına yönelik şiddetin sorumlusu'

Kışanak, Türkiye yargı sisteminin, kadına yönelik cinayetlerin paydaşı ve ortağı olduğunun da altını çizdi. Kışanak, kadına yönelik politikaların ve söylemlerin önemli olduğuna işaret ederek, "AKP hükümeti de kadına yönelik şiddetin sorumlusu ve paydaşıdır. Törelerle baş edebilmek için büyük mücadele verdik. Toplumsal geriliklerden kaynaklanan bu töreler, bizzat AKP hükümeti ve Başbakan'ın söylemleri ile siyasi mahiyet kazanmıştır. Siyasi törelerden bahsedebiliriz artık. AKP hükümeti siyasi töreyi çıkarmıştır. Son tartışmalar bardağı taşıracak derecede tehlikeli ve kadınların kabul edemeyeceği söylemlerdir. Kadınların giyimine, kuşamına, yaşam tarzına, kaç çocuk doğuracağına ve her şeye karar veren bir iktidar ile erkekler topluluğu var karışımızda. Bu konuda toplumun değer yargılarına sığınarak kendilerinin bu gerici ve siyasi törelerini meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Her insan kendi kimliğini, onurunu, şerefini koruyabilme konusunda yeterlidir. Her insan bunu yapabilir. Bunun için bir bekçiye ihtiyacımız yok. Sanki insanlar bunu yapamıyor, AKP, devlet ve valiler eliyle bizi korumaya çalışıyorlar. Bu toplumda sizden daha namuslu kendisini koruma iradesine sahip olan insanlar yok mu? Herkes kendisini koruyabilir" diye konuştu. 

'Kendinizi Ahlak Kontrolü Partisi haline getirmeye çalışıyorsunuz'

"İran bile ahlak polisini kaldırdı siz kendinizi Ahlak Kontrolü Partisi haline getirmeye çalışıyorsunuz. Siyasetinizin içinde kaç tane çift eşlilik var sorusuna cevap veremeyen bir partinin gençlerin hayatını tanzim etme hakkı yoktur" diyen Kışanak, bu politikaların kadına karşı şiddet olarak geri döndüğünü söyledi. Kışanak, bütün kadınların da açık bir şekilde iradesini ortaya koyması gerektiğini söyleyerek, "Her kadın her şeyden önce kendisine, iradesine, kadın kimliğine sahip çıkmalı ve kadını köleleştirmeye çalışan zihniyete karşı el ele vererek kadın mücadelesini yükseltmelidir. Bunlara kalsa başörtüsü yıllarca bunların elinde siyasi malzeme olmaya devam ederdi" ifadesini kullandı. 

Kadınlara çağrı

Kadınlara da çağrı yapan Kışanak, "Siyaset yaklaşımı farklı olabilir. Ancak kadın toplumun yarısıdır. Toplumun yarısını hapsetmeye çalışan, yönetime katmayan, kadını irade olarak görmeyen anlayışa karşı tüm kadınlar yan yana mücadele etmeli ve bunun gücünü açığa çıkartmalıdır" dedi. Kışanak, çocuk yaşta yaşanan evliliklere ilişkin tüm kadınların isyan etmesi gerektiğini söyledi. Kışanak, "Bütün kadınlar el ele vermeli ve bu çocuk yaşta evlendirmelere karşı büyük bir kampanya yapmalıdır. Başbakan daha bir gün kürsüye çıkıp 'çocuk yaşta evlilik zulümdür' demedi. Kadınlar kendi gerçeğini ve hakikatini bilerek yan yana gelir birlik olurlarsa bu mücadeleyi kazanabiliriz" dedi.

'Başbakanlar Diyarbakır'a gidince Kürt realitesini hatırlar'

Ardından Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'da serf ettiği "Cezaevleri boşalacak" söylemini hatırlatan Kışanak, "Geldi burada 'Hayallerimden bahsettim' dedi. Siz hayallerinizi söyleyin biz gerçekleri yapacağız. Türkiye'nin Başbakanları Diyarbakır'a her gittiğinde Kürt realitesini hatırlar ve özgürlükten bahseder ancak Ankara'ya gelince şaşarlar. Halkımızda bunu biliyor. Hayal ile gerçeği, doğru ile yanlışı, hakikat ile saptırmayı birbirinden ayıracak bir siyasi bilinç var. Biz bu konuda halkımıza sonuna kadar güveniyoruz" dedi. Kışanak, cezaevinde bulunan Fatma Tokmak'ın yaşadıklarını hatırlatarak şunları kaydetti: "Günler süren işkence sonucunda Türkçe yazılmış bir metni, ne olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı metnin altına parmağını bastılar. Fatma 96'dan 2006'ya kadar cezaevinde kaldı. Tamamen işkence ile alınmış ifadelerle mahkum etmeye çalışıyorlardı. 2006 yılında yargılama sürerken Fatma tahliye oldu. Herkes ona 'müebbet ile yargılanıyorsun terk et bu ülkeyi' dedi. Fatma inanmıyordu. 2,5 yaşında çocuğu ile insanlık dışı işkenceleri yaşamış ve mücadele etmiş bir insandı. Bir yere gitmedi. Ağır kalp hastasıydı tedaviye ihtiyacı vardı. Ancak 2010 yılında müebbet alarak yeniden cezaevine konuldu. Şimdi 3 yıldır cezaevinde. Ağır kalp hastasıdır. Ölüm ile her an burun buruna. Tek kelime Türkçe bilmeyen, okuryazarlığı olmayan, 2,5 yaşındaki çocuğu ile en ağır işkencelere kalan bir kadın hasta tutsak olarak cezaevindedir. Bu Türkiye'nin, Adalet Bakanlığı'nın ve Adli Tıp Kurumu'nun utancıdır. Fatma'nın öyküsü cezaevinde bulunanlardan sadece bir tanesidir."

'Biz sadece kendi siyasal önceliklerimizi savunmadık'

Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na ilişkin siyasi partilere yazdığı mektuba değinen Kışanak, "Türkiye'nin bir bütün olarak bu parlamentoda iki yıldır anayasa komisyonunda neyi konuştuğunu bilmeye hakkı var. Biz BDP olarak komisyondaki tartışmaların kitap olarak basılmasını, Meclis'in internet sitesinde yayınlanmasını istiyoruz. Hakikat ortaya çıksın. İki yıl boyunca halkın beklentileri üzerinden nasıl kendi partilerinin hesaplarını yaptılar bunun görülmesi gerekiyor. Biz BDP olarak mekanizmalar önermiştik. Buna karşı çıktılar. Çünkü dertleri yeni ve sivil bir anayasa yapmak değil. 2 yıl boyunca bunu yaptılar. BDP'nin komisyona götürdüğü öneriler bizim için bir gurur ve iftihar kaynağıdır. Bizim anayasa taslağımızın içinde herkesin hakkı vardır. Biz BDP olarak sadece kendi siyasal önceliklerimizi savunmadık. Ötekileştirilen, yok sayılan herkesin haklarını savunduk. Doğayı, barışı, kadın özgürlüğünü savunduk. Bu önerilerimizi kapalı kapılar ardından yapmadık. Halkla toplantılar yaptık" ifadesini kullandı. Kışanak, Meclis'te kurulan komisyonların eşit temsil üzerine kurulduğunu bunun AKP'nin lütfü olmadığını söyledi. 

'AKP halka söz verdiği anayasa sözünü tutmamıştır'

Kışanak, "CHP ise sosyal demokrat bir parti adına hiçbir şekilde kabul edilemeyecek bir tutum ve anlayışla sokakta söylediklerinin bile gerisinde durdu. CHP ve MHP'de sorumludurlar ancak en büyük sorumluluk AKP'ye aittir. AKP halka verdiği yeni sivil anayasa sözünü tutmamıştır. Bu kadar açık. Sivil ve özgürlükçü bir anayasanın yapılması için hiçbir çaba ortaya koymamıştır. AKP zihniyeti BDP'yi toptan yok sayma zihniyetidir. BDP'nin adını bile ağızlarına almıyorlar. CHP'ye bile 'onlarla görüşmeye gerek yok' diyorlar. Bu zihniyetten demokratik anayasa çıkmaz. Defalarca hem kamuoyuna açık şekilde hem de onlarla yaptığımız konuşmalarda bu masanın bir şans olduğunu söyledik. Anadil sorununu nasıl çözeceksiniz, kimlik haklarını nasıl çözeceksiniz önerilerinizi buraya getirin. Burada tartışalım ve konuşalım dedik. AKP bundan kaçındı. Oraya çözüm sürecini kolaylaştıracak bir öneri ile gelmediler. Şimdi çıkıp demokrasi kahramanı kesilmeye çalışıyor. Bunları yutmaz kimse" dedi. 

'Burası AKP çiftliği mi?'

Kışanak, konuşmasının devamında şunları kaydetti: "Aynı zihniyet Meclis'teki barış komisyonunda da ortaya çıktı. Biz bunun kadük kurulduğunu söyledik. Bize tek üye ile katılmayı dayattılar ve içinde yer aldık. Bugün gelinen nokta BDP'yi yok saymaktır. Kendi kendilerine raporlarını yazdılar Meclis'e sundular. Burası AKP çiftliği mi? Buranın bir kuralı ve hukuku var. Eğer bir komisyon kurulmuş ise o üyelerin ya muhalefet şerhleri ya fikirleri olacak. Bunları yok sayıyorsunuz. Bütün bunlar diktatörlük ürünleridir. Barış ve çözüm sürecini Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan her şeye rağmen tek taraflı yürütmeye çalışıyor ama bunların yaklaşımı budur. Gerçeği söylemekten imtina edersek, hakikatleri söylemezsek barışa ve çözüme katkı sunamayız."

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim