1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. KORE SAVAŞI VE DİYARBAKIR
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

KORE SAVAŞI VE DİYARBAKIR

A+A-

                                                    

                                                       

Kore Savaşı 58 yıl önce bir 25 Haziran 1950 günü başladı…

Kore bize göre “Dünyanın öbür ucunda” adı sanı duyulmamış bir ülke. 

Ama bu savaşa da tıpkı Birinci Dünya Savaşı gibi “Bize ne” diyememiştik.

Her iki savaş da  ülkemizin dışında başladı, gelişti. Ama, sıkıntılarını çekmek bize düştü…

Her zaman öyle olmuyor mu?...

Neredeyse 3. Dünya Savaşı sayılan ve ABD ile SSCB dahil 40’a yakın ülkenin katıldığı Kore Savaşı, Kızıl Çin birliklerinin Güney Kore topraklarını işgal etmesi üzerine başladı.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın aldığı müdahale kararına uyarak Türkiye de buraya 5000 kişilik bir tugay gönderdi.

Böylece  Dünyanın öbür ucundaki savaşa biz de katılmış olduk...

Kore savaşına katılmamız, o yıllarda batıya yanaşmanın, NATO’ya girmenin bedeli  oldu.

Üç yıl sürdü savaş. Ve üç yıl boyunca asker gönderdik Kore’ye…

Her seferinde gencecik körpe kuzuları…

Savaş sona erdiğinde, Türk Birliği’nin 717 şehit verdiği açıklandı. Ayrıca, toplam 5247 kişi yaralanmış, 229 kişi esir düşmüştü. 167 kişinin de kaybolduğu ilan edildi. Esirler daha sonra yurda getirildi.

Bu savaşta doğal olarak en büyük zararı Kore gördü. Ülke yakılıp yıkıldı. Yaklaşık 1 milyon Koreli hayatını kaybetti.  Milyonlarca insan evsiz yurtsuz kalırken, yüzbinlerce Koreli sakat kaldı.

Sonradan yapılan açıklamalarda toplam olarak bu savaşta çeşitli milletlere mensup 3 milyon insanın hayatını kaybettiği bildirildi…

…………

Türkiye General Tahsin Yazıcı komutasında 4500 kişilik bir tugayla katıldı bu savaşa.

Türk Tugayı, 85 günlük bir gemi yolculuğunun ardından 19 Ekim 1950 günü Kore’nin Pusan Limanı’nda karaya ayak bastı.

Bu kadar uzun deniz yolculuğuna alışkın olmayan askerlerimiz henüz dinlenmeye fırsat bulamamışken, Amerikan 25’nci Tümen Komutanlığının emrine sokularak Kunuri’deki çarpışmaların ön saflarına sürüldü.

Kunuri’de ön saflarda savaşanlar arasında bulunan Diyarbakırlı hemşerimiz “Binbaşı Mikdat Uluünlü”nün  daha ilk çatışmalarda şehit olduğu haberi kentte büyük üzüntü yarattı. Kendisi için anma törenleri düzenlendik…

Kentimizin güzide bir evladı, bir başka ülkede, bir başka ülke için canını vermişti.

Tıpkı, Osmanlı döneminde Kuzey Afrika ve Arabistan çöllerinde başka ülkelerde, başka ülkeler için canını verenler gibi…

O günlerde Diyarbakır’dan da çok sayıda asker yolculamıştık Kore’ye.

Bunlardan bazıları şehit olurken, bazıları SAKAT olarak kente döndüler.

Bu gaziler iş yaşamlarında “Koreli” ön adı ile anılır oldular. Pek çoğu işsiz, güçsüz göğüslerinde madalyaları ile kahve köşelerinde oturup anılarıyla baş başa yaşadılar.

Günümüzde o gazi ve şehitlerin çocukları de göğüslerinde taşıyor bu madalyaları. Onların da çoğu işsiz…

O yıllarda, KORE tam anlamıyla yaşamımıza girmişti. Her şeyde, her yerde KORE vardı...

Hemen her gün yeni yeni “Kore” konulu, romanlar, şiirler, öyküler yazılıyor, kitaplar yayımlanıyordu. Okullarımızda sahnelenen piyeslerin çoğu “Kore” konuluydu. Kore ve Kunuri bazı işyerlerine isim de oluyordu.

Kore Lokantası, Kunuri Berberi, Kore pastanesi  gibi…

Kentimizin sur içi Güneydoğu ucunda, Yenikapı semtinde kurulan ilk gecekondu bölgesine de Kore Mahallesi adı verildi o yıllarda.

Gazetelerde, radyolarda yapılan yayınların tümü Kore’de askerlerimizin kahramanca savaştığı, Kunuri’de kat kat fazla komünist Çin askerlerine karşı destansı zaferler kazandığı, hatta kızıl Çin birlikleri tarafından çembere alınmış bir Amerikan alayını kurtardığı haberleri yayımlanıyordu.

Amerikalı generaller, Türk askerlerinin kahramanlıklarını öve öve bitiremiyorlardı.

Türk gazetelerinde de çarşaf çarşaf Kore savaşı ile ilgili  öyküler yazılıp resimleniyordu…

Öylesine GAZA getiriliyordu ki insanlarımız babalar gencecik çocuklarını askerlik şubesine götürüp askere yazdırmak istiyorlardı.

Üç yıl süren savaş boyunca Türkiye’nin gündeminde hep Kore oldu…

Ve sonuçta, Türkiye bu sayede “Kuzey Atlantik İttifakı” sonraki adıyla NATO’ya alındı…

“Siz sağ, biz selamet…”

Hala oradayız. Ve hala başka ülkelere, Öncelikli olarak ABD’nin menfaatini korumak adına asker gönderiyoruz…

-----------------------------------------------

 

 

 

 

Bu yazı toplam 3579 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.