1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tulgar

  3. Korkunun Zamanı
Ahmet Tulgar

Ahmet Tulgar

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Korkunun Zamanı

A+A-

 

Korkum daha çok geleceğe yönelik. Her korku geleceğe, olacaklara yöneliktir aslında ya. Korkulanın olmasına yönelik.
Korku bir geleceğe bakma yöntemidir. Şimdiki zamanı gelecekle bağlantılandırma yolu. Tarihi henüz şimdiki zamanken duyumsamak ya da şimdiki zamanı tarihselleştirmek.
Korkulanın olmasından korkmak bir yandan da şimdiki zamana bakmaktır. Şimdiki zamanda korkulanın olacağına dair işaretler saptamak.
Korku, bir umutlanma, avunma biçimidir aynı zamanda. Korkulanın henüz olmadığının, korkulanın olmasına daha zaman olduğunun, zamanı kaldığının kabulü ile umutlanmak.
Korku, bir gelecek perspektifidir yani önünde sonunda.
Bugün biz bu ülkenin batısındakiler bu perspektifen bakıyoruz Kürt kentlerinde ve bölgesindeki savaşa. Sadece tek tek insanlar olarak değil, örgütler, kurumlar, bütün bir barış bloğu, Barış Bloku da böyle bakıyor. Savaş böyle sıkıştırdı bizi. Böyle bir açıya.
Uyarılarımızı buradan yapıyoruz, savaş karşıtı söylemlerimizi, barışçıl çağrılarımızı, bir gelecek perspektifi üzerine bina ediyoruz; bir korkuya işaret ederek, belki bu yolla daha etkili olacağımızı düşündüğümüzden hemen herkeste az çok uç verdiğine, yerleştiğine kanaat getirdiğimiz olası bir içsavaş, bir daha bir arada yaşayamama korkusuna dayandırarak yapıyoruz tahlillerimizi, çağrılarımızı. Korkulanın olması ihtimaline dayandırarak.
Medyada da muteber olan en ileri barış savunusu bu ortak kazanım ya da kayba ilişkin olarak ifade edilebiliyor ancak. Handiyse bir win-win öneriyoruz savaş bloğuna ya da işi oluruna bırakmışlara. “Savaşı durdur ki, korkulan olmasın”. “Hâlâ zaman var”.
Ama işte tam da bu korku, bu korkumuz, bu gelecek perspektifimiz yani, iki coğrafya arasında büyük bir diyakroniye sebep oluyor, bir artzamanlılığa.
Tam da bu artzamanlılık yüzünden, korkumuzun, korkunun gelecek perspektifinden bakarak kazandığımız zaman nedeniyle Kürtler’in kentlerinde, ilçelerinde, köylerinde yaşadıkları ağır savaş koşullarını, büyük kayıp ve acılarını ve elbette bir şekilde yolu oraya bir üniforma içinde düşmüş genç insanların ölümlerini hafifsememize yol açıyor. Böyle bir konfor sağlıyor bize Batılı korkumuz, Batı’daki korkumuz.
Biz korkulanın olmasından korkarak zaman kazanırken, Kürt halkı korkunun eşiğini çoktan aştı oysa.
Korkulan oldu yani.
Tek çaremiz yine de elbette “barış hemen şimdi” demektir.
Ama gelecek perspektifiyle değil, şimdiki zamanın aciliyetiyle.
Ortak bir şimdiki zamanın.

 

Bu yazı toplam 628 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.