• Diyarbakır10 °C
  • Batman11 °C
  • Mardin14 °C
  • Bingöl7 °C
  • Bitlis6 °C
  • Elazığ10 °C
  • Erzincan5 °C
  • Şanlıurfa15 °C
  • Erzurum3 °C
  • Ağrı1 °C
  • Gaziantep13 °C
  • Hakkari6 °C
  • Muş2 °C
  • Siirt12 °C
  • Van1 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Koruculukla ilgili 2 yıllık saha araştırması kitaplaştırıldı
09 Kasım 2013 Cumartesi 15:34

Koruculukla ilgili 2 yıllık saha araştırması kitaplaştırıldı

Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA), Bölgede kangrene dönüşen "koruculuk sistemi" konusunda yapılan 2 yıllık araştırmayı kitaplaştırdı.

Kitabın yazarlarından olan Prof. Dr. Şemsa Özar, koruculuk sistemini "Bu çok-işlevli paramiliter yapı sayesinde, devlet bir yandan askeri anlamda alan hakimiyeti sağlamayı hedeflerken, diğer yandan bu bölgede yaşayan Kürtleri hizaya getirerek, her anlamda kontrol edilebilir bir mekân yaratma çabası içine girmiştir" sözleriyle tanımladı.

Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nün (DİSA) "Köy koruculuğu"na ilişkin 2 yıl boyunca yaptığı araştırma sonucu rapor şeklinde hazırladığı "Geçmişten günümüze Türkiye'de paramiliter bir yapılanma köy koruculuğunun sistemi" isimli kitabın tanıtımı, Cegerwxin Gençlik Kültür ve Sanat Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen panelle yapıldı. Yaklaşık 200 sayfa olarak üç ayrı dilde bastırılan kitaba ilişkin düzenlenen panele, BDP Genel Başkan Yardımcısı Av. Meral Beştaş, Diyarbakır Baro önceki dönem Başkanı Mehmet Emin Aktar, Özgür Gündem köşe yazarı Hicri İzgören, Dicle Üniversitesi Eğitim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Abdulvahap Coşkun ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ile öğrenci katıldı. 


Panelin sunumunu aynı zamanda kitabın yazarları olan Prof. Dr. Şemsa Özar ile Dr. Nesrin Uçarlar birlikte yaptı. 1 Şubat 2013 günü itibari ile bölgedeki 22 il sınırı içinde 46 bin 195 geçici köy korucusu olduğunu, resmi belgelere göre ise bu sayının 20-25 bin civarında olduğunu söyleyen yazar Prof. Dr. Şemsa Özar, çözüm sürecinin başlamasının ardından devletin yeni korucu alımı yaptığının bizzat koruculuk teklifinde bulunulan köylülerin tanıklığı ile ortaya çıktığına vurgu yaptı. 

'Koruculuk ile Kürt toplumu hizaya getirilmek isteniyor'

Silahların sustuğu bir dönemde köy koruculuğunun hangi yollarla tasfiye edileceğini tartışmak yerine, korucu sayısının arttırıldığına dikkat çeken Özar, var olan bu paramiliter yapılanmanın devlet nezdinde sadece silahlı bir "güvenlik gücü" olarak görüldüğünü ifade ederek, "Aynı zamanda asimilasyon ve böl-yönet yoluyla Kürt toplumunu hizaya getirme amacını da taşıdığına işaret etmektedir. Bu çok-işlevli paramiliter yapı sayesinde, devlet bir yandan askeri anlamda alan hakimiyeti sağlamayı hedeflerken, diğer yandan bu bölgede yaşayan Kürtleri hizaya getirerek, her anlamda kontrol edilebilir bir mekân yaratma çabası içine girmiştir" dedi. 

1984-2011 yılları arasında mecliste koruculuk üzerine yapılan tartışmaları inceleyen yazar Dr. Nesrin Uçarlar ise, siyasi partilerin muhalefette iken koruculuğun kaldırılması yönünde görüş bildirdiğini ancak iktidara geldikten sonra ise sistemin ancak ıslahı için çaba sarf ettiğine işaret etti. Uçar, "Koruculuk sistemi halk arasında bir oluşan çatışma ortamının nedenidir. Bu çatışma ortamı başta politik olmak üzere ekonomi ve istidam sorunu ile çözülemez. Mecliste Muhafazakâr İktidar partileri bezen'de koruculuğun uygulamadı yararlarından söz ediyor" diyerek köy koruculuğun lağvedilmesini istedi.

' Korucu eşi: Benim kocam da ölmüş ama hâlâ da korkuyoruz, çünkü biz hainiz artık'

Özar, kitabın saha araştırması ile ilgili bölümünden korucular, eşleri ve çocukları ile koruculuk sistemi üzerine yapmış oldukları söyleşiden bazı kısımlarda paylaştı: 

" * Korucu, Van: Bugün de imkân olsa, bu sorunu çözseler, ilk silahı biz bırakırız. İmkânımız olursa. Hiçbir zaman koruculuk sistemini kabul etmedik. Bizim köy ve çevremiz, hepimiz zorla korucu olduk.

* Korucu kızı, Lice: 'Bir yere gittiğimizde korucu çocuğu olduğumuzu diyemiyoruz, sorun çıkar diye. Ağabeyim üniversitede okuyor, o da hep gizli tutuyor.

* Korucu eşi Silvan: Benim kocam da ölmüş ama hâlâ da korkuyoruz, çünkü biz hainiz artık.

* Korucu, Midyat: Askeriye yeri geldiğinde iyi davranıyor, yeri geldiğinde baskı yapıyor, hakaret ediyor. Koruculuğun bize hiçbir faydası olmadı, ama alıp götürdüğü çok şey oldu. Bu sistem batık durumda.

* Korucu, Kulp: Ya Muş ya Bingöl ya da Şirvan, her yere; istedikleri yerlere operasyonlara götürüyorlardı bizi. Mesele budur. Gece gündüz bazen aylarca dışarıda kalıyorduk." 

'Sivillere karşı suç işlemiş korucular mahkeme önüne çıkarılsın'

Saha araştırmasından bazı örnekler paylaşan Özar, son olarak koruculuk sisteminin tasfiye sürecinde dikkat edilmesi gereken maddeleri şu şekilde sıraladı: "Korucuların silahları ve her türlü imtiyazları geri alınmalı, koruculuk sistemi tümüyle tasfiye edilmelidir. Sivillere karşı suç işlemiş korucular derhal mahkeme önüne çıkarılmalıdır. Korucuların belirli bir program içinde, işgal ettikleri topraklardan ve evlerden çekilmesi sağlanmalıdır. Korucuların özlük hakları karşılanmalı, çalışma yaşında olanların başka iş sahibi olmaları için seçenekler sunulmalıdır. Koruculuk yapmış ve halen yapmakta olanların, orman bekçiliği, okul güvenliği, petrol hattı bekçiliği gibi, güvenlik ve koruma işlerinde kesinlikle çalıştırılmamaları, silah taşımayı gerektirecek ya da başkaları üzerinde imtiyaz sağlayacak herhangi bir işte hiçbir surette çalışmamaları için kesin önlemler alınmalıdır. Gerek PKK ve korucular, gerekse korucular ve köylüler arasında, korucular silahları bıraktıktan sonra öç alma eylemlerinde bulunulmayacağına dair, her kesimin katılacağı bir uzlaşma anlaşması yapılmalıdır" dedi.

Panel soru ve cevap şeklinde sona erdi. 

(diha)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim