1. YAZARLAR

  2. ŞERİF KAPLAN

  3. Kürdler Özgürlüğü neden başaramıyor!
ŞERİF KAPLAN

ŞERİF KAPLAN

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürdler Özgürlüğü neden başaramıyor!

A+A-

 

Bir halk tarihi boyunca hep egemenlik altında kalır mı? Eğer hep egemenlik altında yaşıyorsa bu durumu tek başına “dış” etkenlerle açıklamak çok akıllıca değildir. Bir halk boyunduruk altında hep yaşamayı kabul ediyorsa, o halkın “sosyal, politik” dokusunda bir sıkıntı var demektir.

Çocuk yaşlardan itibaren Kürdlerin özgürlüğü adına hiç bir zaman kendimi geride tutmadım. Gücüm oranında hep özgürlüğün peşinde koştum ama geldiğimiz noktada bunca imkanlara rağmen, Kürdistan’a dair sorular gittikçe büyüyerek orta yerde duruyor. Özellikle de IŞİD katillerinin Hucam Surçi’yi katlederken ki bakışlarından sonra uzun uzun düşünmeye başladım. Bu nasıl lanettir, bu nasıl bir zulümdür.

Çok uzaklara gitmeye gerek yok, geçtiğimiz yüz yılda iki önemli toplumsal değişiklik belirleyici oldu; sınıfsal ve ulusal gelişmeler.

Dünyayı kendi aralarında paylaşan büyük imparatorluklar bir bir yıkıldı, klasik sömürgecilik yeryüzünde silindi (Kürdistan hariç) , tarih sahnesine kendi kaderini kendi eline alan halkları ve uluslar ortaya çıktı, yeryüzü haritası yeniden şekillendi.

Koca yüzyılda Kürdler kendileri dışında herkes için bir şeyler yaptı, en çok da katliamlara uğradığı kendi egemenlerine sadık oldu, onların varlığı için bekçilik yaptı. Bir yerde Türk, başka bir yerde arap, acem kimliği ile yaşadı.

Son çeyrek asırda, diğer halkların bir kaç yüzyıl önce varlıklarının temeli yaptığı argümanları algılamaya başladı; özgürlük ve kendisi olma gerçeği gibi! ama çok geç kalınmıştı.

Özgürlük ve kendisi olmanın verdiği tadın farkına vardıkça, tarih sahnesindeki her halk gibi yerini alma telaşına düştü. Bu arada halk/ulus “ego”suyla da tanışmaya başladı. “Ego”yu elinde tutması için de bir erk’e ihtiyaç duydu. Bu erk bazen ideoloji, bazen örgüt/parti, bazen şahıs oldu ama hiç biri bu erk’i Kürdistan ve halk/ulus adına kullanmadı. Bu gerçeklik Kürd halkının en büyük handikaplarının başında geliyor. 

İkinci büyük ve hatta Kürdlerin kaderini belirleyen, o duruşta kurtulmadıkça da asla özgürlüğü başaramayacakları handikap; kendi egemenine benzemesidir.

Ne yazık ki biz Kürdler kendi egemenlerimizin çok kötü bir kopyası olarak hayatı örgütlüyoruz. O nedele hala bir “Türk, Arap, Acem” olmaktan kurtulamadık. Tarih boyunca bizi yok eden sistemler içinde kendimize yer arama düşüncesinden bir türlü yakamızı kurtaramıyoruz.

2000’li yıllara geldiğimizde, tıpkı öneki yüzyılın başında olduğu gibi, özellikle Kürdistan’ın da yer aldığı Ortadoğu, Arap yarımadası başta olmak üzere dünya yeniden şekillenmeye başladı.

Araplar kendi diktatörlerine karşı ayaklandı, bir bir onları ortada kaldırdı. Muazzam bir boşluk ortaya çıktı. Bu boşluğu herkes kendisi için bir fırsata çevirdi.

IŞİD gibi terörist bir örgüt bile kısa bir sürede daha önce var olan ülke sınırlarını yerle bir ederek kendisi için alan açtı, yeni bir ülke kurdu. Eski egemen alışkanlıkta olacak ki ilk saldırdıkları yer Kürdistan oldu. Kürdler ise eski statükocu egemenlerinin “eteğine” yapışıp “ülke bütünselliğini” savunmaya devam etti.

Bir türlü kavrayamadığım bazı noktalar var! Kürder özgürlük için ne bekliyorlar, ya da kimi? örneğin Güney Kürdistan, Rojeva veya Kuzey... birilerin tepsi içinde kendilerine özgürlük ve bir ülke tapusunu armağan etmesini mi bekliyorlar acaba? Böyle bir şey mümkün mü acaba! Tarih henüz tanık olmadı, kim bilir belki de Kürdlerle tanık olacak(!) Üstelik tarihin en uzun savaşan bir halkı olmasına rağmen hala hiç bir şeye sahip değiller kendi adlarını telaffuz etmekten öteye.

Demek ki Kürdler özgürlüğü başaramıyorlar. Esasında Kürdlerin her halk kadar kendi özgürlükleri için kahramanca savaşıyorlar, hatta bir çok destan olmuş mücadeleler yanında hiç kalacak şekilde olağanüstü fedakarlar da ama ne yazık ki politik öncülükleri bu olağanüstü mücadeleyi başarıya bir türlü çeviremiyorlar.

IŞİD çetelerinin saldırısı sonucu bugüne kadar yapılan resmi rakamlara göre; 406 gerilla, 300 üst düzey komutanlar olmak üzere 800’den fazla peşmerge ve kobani olayları protestosu sırasında 70’in üzerinde insan öldürüldü.

Yukarıdaki rakamlara Şengalda yaşanan vahşeti eklemeyi unutmamak gerekiyor. Binlerce kadın ve kızımız kayıp, yüzlerce kişi topluca katledildiler.

Birde peşmerge Hucam Surçi’nin bakışlarını ve de Mirkan Arin’in gülüşlerini eklediğimizde korkunç bir bilanço ile karşı karşıya kalıyoruz?

Peki bütün bu vahşetin sebebi ne? Bir tek cevabı vardır ki henüz kendimiz olmadığımız için...

Hiç bir köle yasal olarak özgürlüğünü elde etmemiştir ve hiç bir köle efendisinin merhameti  ölçülerinde yaşadığı sürece kendisi olmamıştır.

 

Bu yazı toplam 926 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.