1. YAZARLAR

  2. Mümin Ağcakaya

  3. KÜRESELLEŞME KADINA NE GETİRDİ?
Mümin Ağcakaya

Mümin Ağcakaya

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

KÜRESELLEŞME KADINA NE GETİRDİ?

A+A-

KÜRESELLEŞME KADINA NE GETİRDİ?

MÜMİN AĞCAKAYA

 

Kapitalist-emperyalist dünyanın globalleşmesiyle, iletişim ve ulaşımın hızlı gelişimi ülkelerarası sınırları ortadan kaldırdı. Bir kıtadan bir başkasına seyahat etmek nerdeyse saatlere indi. İnsanlar çay saatine gider gibi ülkelerarası dolaşmaya başladı. Ceplere sığacak kadar küçülen bilgisayarlardan, akıllı telefonlardan; kütüphane dolusu bilgiye, belgeye ulaşmak olanaklı hale geldi. Bunun için elimizin altındaki tuşlara dokunmak yeterli oldu.

  Globalleşmeyle kapitalist sistem yaşamın her alanına müdahale etti. Bu müdahalede; kadınlar daha öncelikli hedef oldu. Moda adı altında giyimden kuşamımıza el atılmakla kalınmadı hatta mutfağımıza kadar da girilerek, damak zevkimizin nasıl olması gerektiğini belirleyerek, yerel tatlar yok edilmeye çalışıldı. Yaratılan algılarla neyi, ne zaman, nasıl giyeceğimizi, tüketeceğimizi, eğleneceğimizi; hatta neye güleceğimizi, neye üzüleceğimizi belirlemeye kalktılar. Dünya insanı; böylece düşünceden, beğenilerine kadar tek merkezden yönetilir hale geldi. İhtiyaçları kapitalist merkezler tarafından belirlenerek; ülkeler, şehirler, kasabalar hatta köyler dünya pazarına bağlandı. Bütün dünya bu pazarın bağımlı birer tüketicisi oldu.  İletişim ve reklam sektörünün hızlı gelişimi de bu tüketim çılgınlığının motoru oldu. Kapitalist üretim tarafından ortaya çıkarılan, bu marka ürünlerini tüketmek; zenginlik ve modernliğin bir göstergesi olarak görüldü ve durmadan tüketim çılgınlığı körüklendi.

  Yeni ekonomik düzende tekeller aralarındaki rekabet hız kesmeden devam ederken, birçok firma işletmelerini ucuz işgücünün olduğu, sosyal güvencenin olmadığı üçüncü dünya ülkelerine kaydırdı.  Bu alanlarda da genellikle kadın işçiler tercih edildi.

        Küreselleşme insanı günden güne yalnızlaştırırken sosyal dayanışma ve sevgiden yoksun insanların psikolojik problemleri de çığ gibi arttı. Yalnızlaşan kadın, kapitalist tekelin sömürü çarkında daha fazla ezilmeye başladı.

Kapitalist küreselleşmenin yarattığı sonuçlardan biride savaşlardır. Savaşın en büyük mağdurlarından olan kadın ve çocuklar olmuştur. Ataerkilliğin başlangıcından beri kadınlar savaşın ganimetleri olarak görüldü. Yakın tarihte de savaşların sürdüğü birçok ülkede Ruanda'da, Bosna'da, Kongo’da, Irak’da, Suriye’de binlerce kadın ve kız çocuğu tecavüze uğradı, köle pazarlarında satıldı, trajik sonla karşılaştı. Kadınlar bu gidişle, kaç kuşak boyunca daha genlerinde savaşın acısını duymaya devam edecektir.

 Kadınlara yönelik şiddet bir salgın gibi devam ettiği sürece gerçek anlamda toplumda huzur ve güven olamayacaktır. Çünkü kadınlara yönelik şiddetle militarizm arasında ayrılmaz bir bağ vardır ve sürekli şiddeti körüklemektedir.

Kadınlar globalimin dünyayı betonlaştırarak yaşanamaz hale getiren, ormanları yağmalayan, barajlarla ekolojik sistemi yok eden, denizleri ve akarsuları kirleten uygulamalarına karşı koyma çabaları oldukça dikkat çekerek; kapitalist küreselleşmeye karşı daha güçlü ses çıkarmaktadırlar.    

Kapitalist küreselleşmeye karşı serbest ticaret ve liberal ekonomik politikaları; gelişmiş ülkelerin çok kültürlülük altında yerel kültürleri asimile etmeleri; AB politikalarında olduğu gibi ulusların ekonomik kültürel değerlerinin birbiri içinde eritildiği birliktelik de çözüm olamadı. Kanımca kadınların özgürleşmesi, ancak sınırların olmadığı ya da herhangi bir ülkenin kimliğine gerek duyulmadığı bir gezegende mümkün olacaktır.      

        Kadınlar küreselleşme karşıtı hareketin, ekolojiye, toplumsal barışa, insan haklarına ve sosyal adalete duyarlı oldu.

Tüm bunlara karşın, yarına yine de umutla bakmak olası. Çünkü genelde insanlar özelde kadınlar; kapitalist küreselleşmenin sonuçlarını ve acılarını bir kader olarak görmeyip mücadele etmesi tek çözüm olarak kalıyor. Etik değerlere dayalı bir dünyada yaşamak niçin mümkün olmasın?

      

Umut ortaklaşa sarılacağımız büyülü bir kavramdır. Bu kaos ortamında umutlu olmak kolay değildir. Ancak başka yolumuz da yoktur. Yani umutlu olmaya mahkûmuz. Çünkü umudu kaybettiğimizde yaşama dair bir şey kalmayacaktır. Umut yaşam ve sevgimizi sürdürebilmek için; tutunacağımız, sığınacağımız, birbirimize tavsiye edeceğimiz ve paylaşacağımız en iyi şeydir. Çünkü umut iradedir, yaşamdır. Karamsarlık, ümitsizlik hiçliktir. Yarını olmamaktır

Bu yazı toplam 1010 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.