• Diyarbakır23 °C
  • Batman23 °C
  • Mardin24 °C
  • Bingöl20 °C
  • Bitlis14 °C
  • Elazığ20 °C
  • Erzincan16 °C
  • Şanlıurfa26 °C
  • Erzurum12 °C
  • Ağrı13 °C
  • Gaziantep23 °C
  • Hakkari18 °C
  • Muş18 °C
  • Siirt23 °C
  • Van12 °C

Zeynep ABBASOĞLU / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Zeynep ABBASOĞLU / Yazar

KURŞUN ADRES SORMAZ Kİ

12 Ağustos 2017 Cumartesi 11:54

 

Bodrum geçen hafta şiddetli bir deprem, bu hafta ise Türkbükü’nde yer alan bir gece kulübünün kurşunlanması olayı ile sarsıldı.

Deprem elbette ki bütün ülkeyi korkuttu ve üzdü, fakat bu olaydan az bir zaman sonra gece kulübünün kurşunlanması, ölü ve yaralıların oluşu, beni en az deprem kadar endişelendirdi. Depremin ardından, sosyal medyada depremi yaşayanların kaleme aldığı yazıların içeriği genelde “Depremin Düşündürttükleri” ile ilgiliydi. Ben de silahlı saldırının bana düşündürttüklerini sizinle paylaşmak istedim.

Belki gazete de kısacık bir haber, televizyonda ise bir iki dakikalık haberden öteye geçemese de içinde çok şey sakladığını düşünüyorum.

Kavramların anlamları da, zaman içerisinde, yaşa ya da yaşanmışlıklara bağlı olarak değişebiliyor. On sekiz yaşındaki özgürlük tarifimiz, kırk yaşındaki özgürlük anlayışımız ile örtüşmeyebiliyor.

Çok sevdiğim bir arkadaşımın kızı geçtiğimiz aylarda on sekiz yaşına girdi ve ne zaman bir araya gelsek ağzından çıkan iki üç sözcükten biri, “On sekiz oldum, istediğimi yapabilirim.”

“İstediğimi yapabilirim” in açılımı, “Canım nereye isterse oraya gider eğlenirim, bana kimse karışamaz, yasalar karşısında ben reşidim!” idi. Özgürlükten anladığının bu olmasını, uzaktan tebessüm ederek izliyordum, ta ki silahlı saldırıya uğrayan gece kulübünde arkadaşları ile eğlendiğini duyana kadar. O gece Bodrum’dan Türkbükü’ne, onu biz bırakmıştık ve gece gelen telefon depremin yarattığı sarsıntıdan farksızdı. Çoğunlukla gençlerin rağbet ettiği bir kulübe gitmişlerdi ve gecenin ilerleyen saatlerinde, nedeni henüz belli olmayan bir sebepten dolayı silahlı bir saldırı olmuştu. Çok şükür onun ve arkadaşlarının bir şeyi yoktu ama yirmi yaşında gencecik komi isabet eden bir kurşun ile ölmüştü. Ateş elbette ki düştüğü yeri yakar ama o kadar çok şey düşündüm ki, benim de içimi yaktı, genç çocuğun ölümü.

Ölen gencin, televizyonda gülen fotoğrafını gördüğümde, aldığı asgari ücret ile ayın sonunu getirmeye çalıştığını düşündüm, bir ömür boyu çalışsa da yaşıtlarının bindiği ve onun alamayacağı lüks arabaları düşündüm, onun özgürlük anlayışının belki de kendi parasını kazanabilmek olduğunu ve bir kurşunla bütün her şeyin bir anda sona erdiğini düşündüm.

            Ufak şeylerin bile zaman için de önemli olmaya başladığını, bir meydana, bir eğlence merkezine bile can güvenliği ile girip çıkabilmenin artık mutluluktan sayılabileceğini düşündüm.

Bir kurşunun düşündürttükleriydi bunlar.

Benim de mutluluk ve özgürlük anlayışım da zamandan nasibini aldı ve şekilden şekle girdi. Mutluluğun tanımı ile ilgili nihai kararımı veremesem de özgürlüğün ifade ettikleri konusunda artık çok eminim.

Bunu en iyi Jean Jacques Rousseau’nun sözleri anlatıyor.

“İnsanın özgürlüğü, istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiç bir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır.”

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim