• Diyarbakır28 °C
  • Batman29 °C
  • Mardin33 °C
  • Bingöl23 °C
  • Bitlis28 °C
  • Elazığ27 °C
  • Erzincan25 °C
  • Şanlıurfa30 °C
  • Erzurum23 °C
  • Ağrı26 °C
  • Gaziantep30 °C
  • Hakkari25 °C
  • Muş22 °C
  • Siirt30 °C
  • Van23 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt halkı 21.yy'ın utancını ortadan kaldıracak!
06 Kasım 2013 Çarşamba 09:42

Kürt halkı 21.yy'ın utancını ortadan kaldıracak!

Dünya üzerinde örülen "utanç duvarı" örnekleri insanlık tarihinde kara bir leke olarak dururken, bunlara bir yenisi de Nusaybin-Qamışlo arasında örülmek istenen duvarla eklenmek isteniyor.

Kürt halkı örülen bu duvara karşı her alanda tepkisini ortaya koyarken, 7 Kasım'da Nusaybin'e gerçekleşecek olan kitlesel yürüyüşle bu duvarının ortadan kaldırılmasını isteyecek. Binlerce kişinin katılımın hedeflendiği yürüyüş için sadece Diyarbakır merkez ilçelerinden yaklaşık 250 araçla, 7 Kasım günü saat 10.00'da yola çıkılacak. 

Dünya tarihinde egemenler tarafından halklar arasına örülen "utanç duvarı"yla doluyken, AKP hükümeti tarafından Nusaybin ve Qamışlo arasına yeni bir "utanç duvarı" örülmeye başlandı. Dünyadaki "utanç duvar"larının en bilineni olan 1961 yılında yapımı başlanan ve Almanya'yı ikiye bölen Berlin Duvarı. 28 yıl Almanya'yı ikiye bölen bu "utanç duvarı"nın yapım kararı 2. Dünya Savaşı sonrasında Doğu Almanya yöneticileri tarafından Doğu'da yaşayan Almanların Batı Almanya'ya kaçmasını engellemek amacıyla 12 Ağustos 1961 gecesi Doğu Berlin'in hemen dışındaki Döllnsee'de gerçekleştirdikleri toplantıda alındı. Kararın alındığı gece yarısı Doğu Berlin'i Batı'ya bağlayan tüm sınır geçişleri kapatıldı. Doğu Alman askerleri ve işçileri, Batı Berlin'i çevreleyen 156 kilometrelik bölgeye ve Doğu ve Batı Berlin'i ayıran 43 kilometrelik sınıra yığılarak tampon oluşturdu. Ayrıca sınıra dikenli teller yerleştirildi. 17 Ağustos günü ise, Berlin Duvarı'nın yapımı için ilk tuğla konuldu. İlerleyen haftalarda da Doğu ve Batı Berlin'i ayıran ara bölgeye kafes teller, mayınlar, otomatik ateşlenen tüfekler ve benzeri engeller yerleştirildi. Artık Berlin fiilen ikiye ayrılmış, Doğu'dan Batı'ya insanların sızması imkânsız bir hal almıştı. Yıllar sonra tamamlanan Berlin Duvarı tamamlandığında 45 bin beton bloktan oluşan ve uzunluğu 46 kilometreyi bulan bir set oldu. 


Halklar arasına örülen bu "utanç duvarı"na karşı birçok ilginç geçiş öyküsü tarihe geçerken, duvarları aşmak isteyen en az 136 kişi yaşamını yitirdi. 1989 yılının sonlarına doğru, Doğu Berlin sokakları hareketlendi. Kentte başlayan rejim karşıtı protestolar ülke çapına yayıldı. 4 Kasım 1989 günü bir milyondan fazla Doğu Alman, Doğu Berlin'de seyahat yasağını protesto eden bir gösteri yürüyüşü yaptı. 9 Kasım 1989 akşamı yüz binlerce Doğu Berlinli, Batı'ya geçmek üzere sınır kapılarına hücum etti. Doğu Alman yönetimi, Batı Almanya sınırı da olmak üzere bütün sınır kapılarının açıldığını bildirdi. Batı ve Doğu Berlinlilerin 28 yıllık hasreti sona erdi. Yaklaşık bir yıl sonra, 3 Ekim 1990 günü Berlin Duvarı'nın yıkılarak tarihe gömülmesi, Almanya'nın yeniden tek ülke haline gelişinin de ilk adımı oldu.

Utanç duvarlarına Çin Seddi ilham oldu

Halk tarafından yıkılan Berlin Duvarı halkların arasına hiçbir engelin konulamayacağını gösteren bir örnek gibi dururken, dünya üzerinde buna benzer birçok "utanç duvarı" örneği halen varlığını koruyor. Bu duvarlara ilham olduğu iddia edilen Çin Seddi, M.Ö. 200'lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen, dünyanın bilinen en eski sınır duvarı. Dönemin yöneticileri tarafından ülkenin dış saldırılardan korunması ve cezalandırılmak istenilen kişilerin en ağır işlerden biri olarak bu inşasında çalıştırılmasıyla inşa edildiği belirtilen sed, bugün turistlerin akınına uğruyor.


Tüm duvarlardaki gerekçe 'güvenlik'

İsrail ve Filistin arasında yıllardır süren savaşta da "utanç duvarı"yla halkların arasına duvarlar örüldü. Batı Şeria bölgesinin etrafı 2002 yılında Ariel Şaron'un kararıyla duvarla kuşatılmaya başlandı. Güvenlik gerekçesiyle örüldüğü iddia edilen duvarın ilk etabı, 110 km'den oluşurken, duvar sadece bir sınıra çekilmiş olmayıp, birçok köy ve kasabanın etrafını da çevirmekte ve üzerindeki kapılar açılmadığı takdirde bu kasabalar adeta bir hapishaneye çevrilmektedir. Batı Sahra Duvarı olarak bilinen bir başka "utanç duvarı" ise, Fas kralı İkinci Hasan tarafından 1980 yılında yaptırıldı. Duvarın yapılmasıyla Batı Sahra'da yaşayan halk birbirinden ayrılmak mecburiyetinde kaldı ve bu duvar sebebiyle birçok insan öldü, birçok hayvan da telef oldu. 4 bin kilometrelik bir uzunluğa sahip olan Hindistan ve Bangladeş sınırı da dünyadaki en kanlı sınırlardan birisi. Uluslararası İnsan Hakları örgütlerine göre yılda yaklaşık olarak bin Bangladeşli bu sınırı geçmek isterken Hindistan polisleri tarafından vurularak yaşamını yitirmekte. Hindistan, bu sınır hattında 25 yıldır süren çalışmalarla bir set çekmeyi amaçlamakta. Yine Fas topraklarında yer alan ve "Fas'ın içinde bir İspanya" olarak bilinen Septe ve Melilla şehirlerinde İspanya hükümeti tarafından kaçakçılığı önlemek amacıyla bir set örüldü. Bunların yanında 700 km'lik İran-Pakistan sınırından 300 km'lik Amerika-Meksika sınırına kadar birçok yerde sınır duvarları var.

21. yy'ın utancı Nusaybin-Qamışlo arasında örülmeye başlandı

Dünyada "utanç duvarı"na ilişkin bu örnekler varken, sınırların artık anlamsızlaşmaya başladığı bir dönemde böylesi bir "utanç duvarı"na bir örnekte Mardin'in Nusaybin ilçesi ile Rojava'nın Qamışlo kenti arasına örülmek istenen duvar eklendi. Fransa ile 1920 yılında imzalanan Ankara Antlaşması'yla çizilen Türkiye-Suriye sınır hattı, aynı aile bireylerinin bile farklı iki ülkede yaşamasına neden oldu. Suriye'de yaşanan iç savaşla birlikte Kürt halkı öncülüğünde Rojava'da gelişen süreçle birlikte halkların özgürlüğü ve eşitliği temelinde inşa edilen demokratik sisteme karşı başta Türkiye olmak üzere birçok uluslararası güç, bu devrimi boğmaya yönelik politikalar hayata geçirdi. "Utanç duvarı" ise, YPG'nin sınır hattındaki kentlerdeki denetimleri El-Nusra ve diğer çeteci gruplardan almasının ardından gündeme geldi. Duvar örme çalışmaları devam ederken, duvara karşı tepkilerde kısa sürede gelişti. Bu tepkilerden en önemlisi ise ölüm orucu eylemine başlayan Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan'ın eylemi oldu. Kürtlerin yaşandığı her alanda duvara karşı tepkiler büyürken, Kürt halkının iradesi üzerine örülen duvara karşı Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Merkezi, 7 Kasım'da Nusaybin'e binlerce kişinin katılmasının hedeflendiği büyük bir eylem planı kararı aldı. 

'Duvar Kürt halkının iradesi üzerine örülüyor'

Nusaybin'e yapılacak olan yürüyüşe en geniş katılımın yapılacağı Diyarbakır'da yurttaşlar Perşembe günü saat 10.00'da BDP İl Örgütü binası ve ilçe örgütleri binası önünde hareket edecek araçlarla Nusaybin'e gidecek. Kentte kitlesel bir katılımın hedeflendiği yürüyüşe ilişkin çalışmalar devam ederken, Diyarbakır merkez ilçelerinden yaklaşık 250 araçla Nusaybin'e gidiş hedefleniyor. BDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Eşref Mamedoğlu, hazırlıkları hakkında bilgi verdi. Suriye'de Kürt halkı öncülüğünde üçüncü bir çizgi olarak ortaya çıkan inşa süreciyle birlikte çeteciler eliyle uluslararası güçlerin Rojava'ya saldırmaya başladığı dile getiren Mamedoğlu, duvarın da halkların iradesi üzerine örülmek istenen bir duvar olduğuna dikkat çekti. Halklar arasına örülmek istenen bu duvara karşı 7 Kasım'da Nusaybin'de olacaklarını belirten Mamedoğlu, yürüyüşe katılım çağrısı yaparak, "O duvarı ortadan kaldırmak amacıyla oraya gideceğiz. Gidiş bir açıklama yapılarak dönülecek bir eylem olmayacak. O duvar oradan kaldırılıncaya kadar eylemimiz devam edecek" diye konuştu. 
 

(diha)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim