1. HABERLER

  2. GUNCEL

  3. Kürtler İdlib'i bekliyor!
Kürtler İdlib'i bekliyor!

Kürtler İdlib'i bekliyor!

Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP) Genel Başkanı Sinan Çift Yürek, Rusya ve Esad rejiminin bombaladığı İdlib ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

A+A-

Çiftyürek, İdlib'te Suriye savaşının bitmesinin Suriye rejiminin Kürtlerle anlaşıp anlaşmamasına bağlı olduğunu söyledi.

Rusya ve İran desteğinde Suriye rejimi, İdlib'i vurmaya başlarken, Suriye'nin geleceğinde İdlib'in önemini ve uluslararası güçlerin Suriye topraklarındaki nüfuz mücadelelerinin geldiği boyutu,  ÖSP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek'e sorduk.

Uluslararası ve bölgesel güçlerin Suriye üzerinde süren çıkar çatışmasının bugün gelip düğümlendiği adres İdlip oldu. Rusya, İran ve Suriye rejimi İdlib'e bomba yağdırıyor. İdlib'te tırmanan Suriye savaşı yeni bir mülteci göçünü de gündeme getirirken, ÖSP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek ile İdlib üzerinden bölgesel ve uluslararası güç mücadelelerini konuştuk.

Bugünlerde Ortadoğu ve dünya gündeminde İdlib meselesi ve İdlib'e müdahale var. Suriye'nin geleceğinde İdlib nerede duruyor, nasıl bir öneme sahiptir?

İdlib meselesi nedir, niye bu kadar önem kazandı: İdlib bir bütünün parçasıdır. Bütün nedir, aslında 25 yıldır süren ve adı konulmamış bir 3. dünya savaşı var. Rusya ve Amerika'nın başını çektiği, Asya üzerinde süren bir hakimiyet savaşı. Suriye bu savaşın bir parçası, İdlib ise bunun küçük bir ayağıdır. İdlib meselesi çözülürse Suriye'de sorun çözülür mü, Suriye'de savaş biter mi, tabii bu tamamen Suriye'nin tutumuna bağlıdır. Çünkü Suriye'de esas mesele İdlib değildir. Suriye rejimi için esas mesele Rojava meselesidir. İdlib ya da Suriye'nin herhangi bir yerindeki cihadistler meselesi gelip geçici bir meseledir. Yani, bu Suriye rejiminin kendi iç muhalif meselesi sorunudur. Ama adına ne derseniz deyin Rojava meselsel köklü ve tarihsel bir meseledir. O nedenle Suriye rejimi İdlib meselesini şöyle ya da böyle biran evvel çözüp elini güçlendirerek yüzünü Kürtlere dönmek istiyor. İşte tam da burada eğer Suriye rejimi Kürtlere statüyü kabul ederse, Kürtlerin Güney benzeri bir coğrafi ve siyasi statüsünü kabul ederse Suriye'de savaş yakın vadede biter. Ama eğer Suriye Kürtlerin statüsünü tanımazsa işte o zaman Suriye'de savaşların savaşı başlar. Suriye rejimi eğer Kürtlere şunu derse; İdlib meselesini de çözdüm, siz de silahları bırakın ve sadece kültürel haklarla sınırlı bir çözümü kabul edin derse orada kıyamet kopar ve esas büyük savaş o zaman başlar. O yüzden de İdlib sonrası biter tespitleri birebir doğru değildir ve bu tamamen Suriye rejiminin tavrına bağlıdır.

Peki, İdlib neden bu kadar önemli?

İdlib, Suriye için önemli, çünkü eğer rejim İdlib meselsini çözerse beraberinde iki üç gelişme daha olacak. Birincisi, yüzünü Kürtlere dönecek ve diyecek ki, silahları bırakın masaya gelin. İkincisi, rejim yönünü Türkiye'ye dönecek ve diyecek ki, 'görev tamam' Afrin ve Şehba bölgesini boşaltın. Yine, ABD ve koalisyon güçlerine diyecek ki, Suriye'nin birliğini sağladım, savaş sona erdi ve topraklarımdan çekilin. İdlib'in Suriye açısından önemi budur. İdlib, Rusya ve İran açısından önemli çünkü ikisi de statüko savunucusu ülkeler ve bölgede statükonun değişmesini istemiyorlar. Suriye'nin birliği için İdlib önemli. Batı açısından önemi nedir İdlib'in; aslında daha önce İran ve Rusya Suriye rejimi eliyle İdlib'i kuşatmadan önce Amerika'nın kendisi YPG üzerinden İdlib'i işgal etmek istiyordu. Fakat, Rusya, İran, Türkiye ABD'nin bu hamlesini gördüler ve aralarında anlaştılar. Bunun karşısında ise ABD güneyden aşağı inmeye çalıştı, Ürdün'e doğru. Almanya ve AB için İdlib önemlidir; çünkü İdlib'e bir müdahale yeni bir göç dalgası demektir. Türkiye'nin zaten mülteci sorunuyla başı derttedir ve yeni bir mülteci akınını kaldırabilecek durumda değildir. Bu da AB'nin bir mülteci sorunu ile karşı karşıya kalması demektir. Çünkü Türkiye artık mülteciler konusunda bariyer olamayacak ve Suriyeli mülteciler Avrupa'nın kapılarına dayanacaktır. Almanya, Fransa ya da AB açısından İdlib'in önemi budur.

 

 

osp-sinan-ciftyurek-(2).jpgTürkiye İdlib'ten gelecek olası bir göç dalgasına karşı nasıl bir tutum geliştirir?

Türkiye muhtemelen İdlib'ten gelecek göç dalgasını Afrin ve Şehba üzerinden karşılayacaktır. Yani, Türkiye'ye yeni bir göç dalgasına müsaade etmeyecektir. Ama tabii buna rağmen Türkiye mülteci meselsini Avrupa'ya karşı elinde bir koz olarak da tutmak istiyor. Yalnız İdlib meselesinde Türkiye'nin derdi sadece mülteci göçü değildir. Eğer İdlib meselesi çözülür ve rejimin denetimine girerse orada bulunan cihadist gruplar nereye gidecek? Bunların hepsini imha etseler bir problem, Türkiye sınırlarından içeriye girerlerse başka bir problem. Yani, bu silahlı gruplar buharlaşamayacağına göre bunların bir yere gitmeleri lazım. Bu grupların iki sığınakları var; birincisi Reyhanlı Hatay üzerinden Türkiye sınırı, ikincisi ise Suriye rejimine teslim olacaklar. Suriye'ye teslim olmaları pek mümkün gözükmediğine göre tek bir ihtimal kalıyor, Türkiye. Türkiye ise bu grupları asla kabul etmek istemiyor. Zaten artık bu cihadist gruplardan bazıları Türkiye için terörist grup ilan edildi. Hal bu ki, şu güne kadar Türkiye'nin söz konusu bu gruplarla ciddi ilişkileri vardı. İdlib'teki gözlem kulelerini kurarken bu gruplarla birlikte çalıştılar.

Rusya, İran ve Suriye rejiminin İdlib'e müdahalesine ABD nasıl bir hamle geliştirebilir?

ABD'nin derdi, davası Esad rejiminin bugün için Suriye üzerinde siyasi hakimiyetini ve dolayısıyla Rusya'nın Akdeniz üzerindeki etkinliğinin pekişmesinin önüne geçmektir. İdlib'e ABD saldırı mı saldırabilir, veriler bunu destekliyor. Ama bu saldırı olursa burada işler çığırından çıkar ve ABD Rusya arasında bir savaşa dönüşür mü pek zannetmiyorum. Çünkü Rusya ve ABD arasında doğrudan bir savaş bugün için asla çıkmaz.

Savaşmazlarsa uzlaşacaklar ama hangi zeminde?

25 yıldır Afganistan, Mısır ve Ukrayna üçgeninde bir savaş var. Bu savaşın ağırlık merkezinde Rusya ile ABD arasında birden çok pazarlık konusu var. ABD ile Rusya arasında pazarlık konusu olan alanların derinliklerini ise bilmiyoruz. Kırım meselesi, Afganistan, Ukrayna, Gürcistan, Irak, Yemen vs. tüm bunlar ABD ile Rusya arasında zaman zaman şiddetlenen  zaman zaman dozu düşürülen pazarlık alanlarıdır. Tüm bu alanları değerlendirdiğimizde bazen İdlib üzerinde ABD geri adım atarken bazen başka alanlarda ABD üstünlük  sağlayabilir. Ayrıca şunu da vurgulamak isterim, sanki Suriye'de süren savaşta bir metal yorgunluğu oluştu. Suriye'de herkes yoruldu. ABD Suriye'de işleri uzatmak istiyor ama aktif bir savaş olarak değil. ABD'nin temel problemi Suriye ile Irak'ın yakınlaşmasıdır. Suriye ile Irak Kürtlerinin yakın bir pozisyona gelmesi...  Irak'ta coğrafik ve askeri bir federasyon var ve benzer bir statünün Suriye'de de olmasını ABD istiyor. ABD Rojava'ya o kadar silahı niye gönderdi, herhalde yarın Suriye rejimine teslim etsinler diye göndermedi.

İdlib'ten sonra Suriye meselesinin Kürtlerle devam edebileceğini söylediniz. Peki, Suriye rejimi bahsettiğiniz gibi Kürtlere Irak benzeri bir statü tanırsa böyle bir durumda Türkiye Suriye ilişkileri ya da Rusya/İran, Türkiye ilişkileri nasıl seyreder. Türkiye buna nasıl bir tepki gösterir?

Türkiye hiç bir biçimde bunu kabul etmek istemiyor, zaten Suriye rejimi ile Türkiye arasındaki asıl pazarlık da bu. Türkiye şunu biliyor; eğer Fırat'ın doğusunda Kürtler bir statü elde ederlerse kaçınılmaz olarak Afrin'e de girecekler. Dolayısıyla Türkiye bir anda bin 200 kilometrelik sınırında Kürtlerle yüz yüze kalacaklar. ABD açısından şuan esas mesele İdlib değildir, İran'ın kuşatılmasıdır. ABD açısından sorun Türkiye'nin bu kuşatmada nerede yer alacağıdır. Yani, Türkiye burada tarafsız mı kalacak, İran'ın mı yanında yer alacak, yoksa ABD'den yana mı olacak? Afrin'e müdahalede, Münbiç meselesinde  ABD mesajını verdi. Yani, İran'a karşı yanımda olursan Rojava'da bazı tavizler veririm dedi. Türkiye de bunu biliyor ve İran'a karşı ABD'nin yanında yer almak için Rojava konusunda daha büyük tavizler istiyor.

Suriye'de herkeste bir metal yorgunluğu var dediniz ama az önce de ABD'nin İran'ı kuşatmak istediğini ve Türkiye'yi ise bu meselede yanına çekmek istediğini ifade ettiniz. Hem bir metal yorgunluğu hem de bir kuşatma ikisi bir arada nasıl oluyor?

Meselenin anası neydi; 1990'lardan bu yana Afganistan savaşıyla başlayan,Irak işgaliyle yol alan, Suriye ile mesafe alan ve Asya üzerinde Rusya ve ABD'nin nüfuz mücadelesiydi. Afganistan, Mısır ve Ukrayna üçgeninde süren savaş bazen Afganistan'da şiddetleniyor, Irak'ta soğutuluyor. Irak'ta  hareketlilik başladığında Afganistan soğutuluyor. Bir bakıyorsunuz Gürcistan, Kırım meseleleri öne çıkıyor, Suriye soğuyor vs. Yani, sahanın bütününe bakmak gerekiyor. Sonuçta bu alanda süren savaş Asya'ya hakimiyet savaşıdır. Asya'ya hakim olanın dünyaya da hakim olacağını jeopolitikçiler söylüyor. Şimdi buna bir de Çin'i İngiltere'ye bağlayacak olan modern demiryolu hattı eklendi. Bu hat 67 ülkeyi birbirine bağlayacak olan bir hattır. Şimdi Asya ile Avrupa'yı doğrudan birbirine bağlayacak bir demiryolu hattı Asya'nın önemini çok daha fazla arttırmıştır. Hal böyleyken, Suriye'de süren savaşta bir metal yorgunluğu olması buradaki savaşın soğutulmasına ve İran'a karşı bir kuşatma başlatılmasına engel değildir. ABD ve İsrail, İran'ın bölgedeki etkinliğini, emperyal heveslerini bitirmek istiyor. 

ABD'nin İran'ı kuşatmasına Rusya'dan nasıl bir tepki gelir?

Rusya, Afganistan işgalinde de Irak işgalinde de mesajını verdi. Keza Suriye'ye müdahalede de Rusya rengini gösterdi.  Zaten Rusya son zamanlarda savunmadan çok saldırıya geçti. Öyle ki, Rusya artık ABD'den önce kendi çıkarlarına uygun olarak statükoları değiştirmeye başladı. Kırım'da da Ukrayna'da da olan budur. Rusya'da artık kendi savunma hattını Suriye'de kuruyor, Irak'ta kuruyor.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bölge denklemleri, Ortadoğu'daki siyasal denklemeler  Kürler olmadan kurulamıyor. Kürtler olmadan ne Irak'ta ne Suriye'de ne Türkiye ne de İran'da siyaset denklemi kurulamıyor. Kürtlerin siyaseti  Ortadoğu'daki varlığı büyük önem kazandı ancak Kürtlerin de ana problemi kendi iç bölünmeleridir. Eğer Kürtler söz konusu bu iç bölünmeyi aşabilirlerse inancımız odur ki, çok daha ileri sonuçlar elde edebilirler. Kürt siyasetinin kendi iç bölünmeleri sona ermezse, erken siyasal iktidar çatışmaları devam ederse buradan Kürtler çok şey kaybeder.

Harun Aytulun / Özel

 

 

Bu haber toplam 1069 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.