NACİ SAPAN

NACİ SAPAN

Kürtler ve CHP

Kürtler ve CHP

 

Doğu sorunu, Güney Doğu sorunu, Kürt sorunu, Kürt meselesi, Kürt konusu;

Adına her ne diyorsak, diyeceksek diyelim.

Kürtler bir gerçek, yaşananlar bir gerçek.

Ortada bir mesele, bir sorun var ve çözmek gerekiyor.

Mesele, eksik demokraside sıkışmış, gerçek bir demokrasi ile çözülecek bir sorundur.

 

Meseleyi öyle çok bilimsel, entelektüel, tumturaklı cümlelerle konuşmak ve tartışmaya da hiç gerek yok. Her şey gözlerimizin önünde cereyan ediyor. Bin yılı aşkın bir süre birlikte yaşayan iki halk açısından çözümü kolay görünen, kolay olan bir meselenin kan, kin, öfke, ölümlerle buluşarak çözümsüz bir hale gelmesinin asıl nedeni elbette ki siyasettir, buradan elde edilen siyasi ranttır.

 

Mesele; Kürtler olduğunda Türklük kavramına değinmemek, konuşmamak hemen hemen imkansızdır. Selçukluların, Şeddadi Kürt sultanıyla ilk mücadeleye başladığı dönemden günümüze kadar tarihin 950-bin yılını birlikte geçiren Kürtlerle Türkleri birbirinden ayrı yorumlamak, izaha çalışmak hem zor hem de imkansızdır.

 

Sorun, Yavuz Sultan Selimden, 2.Mahmud’a, Abdülhamit’e, Osmanlı devletinin tarih sahnesindeki müddetinin dolduğu son dönemdeki ittihat ve terakki adıyla örgütlenen siyasi akımın devlete hakim olduğu döneme ve sonrasında Mustafa Kemal Atatürk’le devam eden zaman diliminde, özerklik, öz yönetim, bağımsızlık gibi taleplerle hep gündemde olmuş. 29 yâda 30 isyan, kalkışmaya rağmen iki halkın biri birinden ‘ayrılma iradesi’ hala ciddi bir şekilde zedelenmemişse mutlaka bir şeyler yapıp bu iradeyi daha da pekiştirmek gerekir diye düşünüyorum.  

 

Osmanlının son döneminde, sadrazamın Ermenilere özerklik sözü verdiği, Kürtlerin kırgınlık içinde olduğu anlarda, Anadolu da güçlenen yeni yapılanmanın ciddi aktörü haline gelen Kuva-yı Milliye hareketinin Kürtlere yaklaşımı, Mustafa Kemal’in Kürtlere ve Kürdistan meselesine ilişkin fikirlerine, yazışmalarına baktığımızda, bugünkü Cumhuriyet Halk Partisinin bu meseleden uzak durmasına, korkmasına gerek olmadığını bize göstermektedir.

 

Uluslararası değişimler, Orta Doğu'nun yeniden dizaynı projeleri ve iç dinamikler, bu meselenin çözümünün bağımsızlıkçı mı yoksa özerklik yanlısı mı, birlikte karar verilmiş parlamenter demokratik rejim mi? Bundan sonraki süreç, bu meselenin hangi eksende yürüyeceğini belirleyecektir.

 

Son gelişmeler, yakılan yıkılan ilçeler, kentler, semtler, ölümler, sokağa çıkma yasakları, AKP iktidarının savaşçı zihniyeti ve bunda ısrarlı duruşu bölgedeki insanların yaşamını, gelecek kaygısını zirveye taşımış durumda. PKK’nin de aynı tarzda sürece dahil olması yurttaşların iki tarafa da tepkilerinin yoğunlaşmasına neden oldu. 3. Bir yol arayışının olduğu muhakkak, ancak henüz bu 3. Yol konusunda yurttaşlar ikna değil.

 

İşte Cumhuriyet Halk Partisinin tam da bu noktada ısrarcı olacağı mesele Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik şartının devreye girmesidir. Üzerinde Türkiye’nin şerhi olan bu özerklik şartı meselesinde ısrarcı olmak, tarafları buna zorlamak ülkeye ihanet değil, tersine yeniden bir yapılanmanın sıkıntısız devreye girmesini sağlamaktır.

 

Büyükşehir belediyeler yasasının bugün uygulanmış olması buna cevaz vermektedir. Özel idareler kaldırıldı, Büyükşehirlere yönetme yetkisi verildi. Bu sadece Kürtlerle ilgili değil, Türkiye’nin bütün bölgeleriyle ilgilidir. AB’ye giriş ve yerel yönetimler özerklik şartının devreye girmesi, silahlı mücadelenin önünü tıkayan, sivil siyasetin önünü açan bir yöntemdir. CHP’nin sosyal demokrat yapısına, ilkelerine, uluslar arası hukuk anlayışına da uygundur. 

 

Bu nedenle ısrarcı olunması gerektiğinin altını çiziyoruz. Sosyalist enternasyonale üye bir partinin ısrarı Avrupa’da da Dünya da destek görecek niteliktedir. Terör dalgasının bütün Dünyayı sardığı ve insanların potansiyel hedef durumuna getirildiği bu aşamada, sivil anlayışta ısrarcı olmak mutlaka sonuç getirecektir.

Belki de, boşlukta kalan, 3. bir yol arayışı içinde olan Kürtlerin, Doğu ve Güneydoğunun beklentisine hitap edecek, onları CHP’nin yanında yer almasına zemin hazırlayacak yol ve yöntem budur.

 

O nedenle; dokunulmazlıkların kaldırılması konusu ciddi bir şekilde tartışılmalı, sağlıklı bir karar verilmelidir.  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
NACİ SAPAN Arşivi
SON YAZILAR