1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. LÜTFİ AKAD’IN ANILARINDA SEZER SEZİN
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

LÜTFİ AKAD’IN ANILARINDA SEZER SEZİN

A+A-

" Lütfi Akad, Sezer Sezin’in kişiliğinde ilk defa soylu bir oyuncuyla karşılaştığını yazacaktır."

 

 

 Türk Sinemasının en büyük oyuncularından Sezer Sezin 88 yaşında hayata veda etti. Vurun Kahpeye, Lüküs Hayat, Üç Tekerlekli Bisiklet, Şoför Nebahat gibi önemli filmlerde oynayan Sezer Sezin, 1944 yılında 15 yaşında başladığı oyunculuğu zirvedeyken bırakmıştı.

 

 Sinema tarihimizin bu usta oyuncusunu, sinemamızın en büyük ustasının, Lütfi Akad’ın “Işıkla Karanlık Arasında” başlıklı kitabındaki anılar ışığında anlatmak istedim.

 

 Lütfi Akad, Sezer Sezin’le ilgili en somut değerlendirmesini, kitabının 438. sayfasında Hudutların Kanunu filmi ile birlikte çalışmaya başladığı Yılmaz Güney’i anlatırken yapar.

 

 “…Kimi oyuncular her söyleneni anlamaya ve yapmaya o kadar istekli ve özverilidir ki söylenecek sözün ölçüsüne çok dikkat etmek gerekir, isteneni kolaylıkla aşan bir anlam vermeye hazırdır.

 

 Yılmaz Güney’le karşı karşıya geldiğimizde, birbirimizi açık seçik gördüğümüzü duydum, öyle ki neredeyse konuşmadan çalışabileceğimize inandım. Böyle bir oyuncuyla bu ikinci karşılaşmam oluyor, ilki Sezer Sezin’di.

 

 Bu tür oyuncularla birbirimizin gözlerine bakarak anlaşıyoruz. İstenileni daha söylemeden kavrıyorlar, bir baş eğimini, kaş çatmasını anlamlandırıyorlar, bunlara aynı yolla karşılık veriyorlar…”

 

 ( Lütfi Akad & Işıkla Karanlık Arasında)

 

 ***

 

 Lütfi Akad, muhasebe elemanı olarak girdiği sinemanın en zirveye çıkan ustasıdır. Lütfi Akad, Sezer Sezin’le ilk kez yapımcı Hürrem Erman’ın evinde tanışmasını şöyle anlatır.

 

 “…Divanın köşesinde sırtını duvara dayamış, eteğini, topladığı dizlerinin altına çekmiş, kara saçları omuzlarına dökülen, kara gözleriyle bize bakan bir kız gösterdi. ” bu da Sezer” dedi. İlk gençliğine yeni adım atmış olmasına karşın hafif çıkıntılı burnuyla güçlü bir kişiliği belirleyen bir yüzü vardı…Hürrem Erman’la birlikte yaşıyorlardı…”

 

 Lütfi Akad, ilk yönetmenliğine, Sezer Sezin’in başrolünü oynadığı Damga filminin çekimleri sırasında yedi sahneyi çekerek başladığını, bir kaç yıl sonra kurulan Erman filmde çalışmaya başladığını ve Sezer Sezin’in önerisiyle Vurun Kahpeye filminin senaryosunu yazıp, Halide Edip Adıvar’la görüştüğünü sonra yine Sezer Sezin’in önerisiyle filmin yönetmenliğini yaptığını yazar.

 Aliye öğretmeni oynayan Sezer Sezin’le yıllar sürecek sinema işbirliğinin güçlü biçimde Vurun Kahpeye filmiyle başladığını söyleyen Akad, birlikte çok güçlü filmlere imza attıklarını ifade eder.

 

 Sezer Sezin’in oyunculuğuna, çalışma disiplinine, bilgisine hayranlığını şöyle anlatır:

 

 “…Vurun Kahpeye filminde Sezer Sezin’le çalıştığım ilk gün farklı bir deneyim oldu. Şurada, kameranın karşısında duran ve bana bakan insan, her zaman görüp bildiğimden, filmi konuşup tartıştığımdan farklı bir kişiydi…”

 

 Bu başkalığın meslek hayatında karşılaştığı, işe katılım, işe kendini vermek, en önemlisi yönetmenle görünmez bağları varmışçasına, düşünce alışverişi kuran az ama gerçek oyunculara özgü bir havadan kaynaklandığını söyleyen Akad, Sezer Sezin’in kişiliğinde ilk defa soylu bir oyuncuyla karşılaştığını yazacaktır.

 

 Sezer Sezin’in oyunculuğu o denli etkilidir ki, Vurun Kahpeye filminin son sahnelerinden birinde, Aliye Öğretmen taşlanırken, çekimi seyreden astsubayın kalabalığı dağıtmasıyla Sezer kurtulacaktır.

 

 Lütfi Akad, bu sahnenin başarısını şu sözlerle açıklar:

 

 “…Bütün film bu sahne içindi ve çok güzel olmuştu. Bunca yıl ve birikimden sonra bu sahneyi bir daha böyle güzel çekebileceğimi sanmıyorum, çünkü o gün orada herkeste saf bir inanç ve içtenlik vardı.”

 

 Lütfi Akad, Lüküs Hayat filminde başrolde Halide Pişkin’in oynadığını ama filmde Sezer Sezin ‘in harika bir oyunculuk çıkardığını, mimiklerinin yanına eski bir pantomim gibi vücut dilini de kattığını anlatır. Öyle ki, Halide Pişkin’in dayanamayıp Sezer Sezin’e sarılıp öptüğünü, “Bundan daha iyi oyun görmediğini ” söylediğini, dans sahnesindeki başarısının revüdeki kızlarda bile hayranlık uyandırdığını ifade eder.

 

 Lütfi Akad’le Sezer Sezin’in en önemli çalışmalarında biri, Orhan Kemal’in Hanımın Çiftliği üçlemesinin son romanı olacak, Kaçak romanından senaryosunu Vedat Türkali’nin yazdığı Türk sinemasının en başarılı filmlerinden sayılan “Üç Tekerlekli Bisiklet” olacaktır.

 

 Nusret İkbal’in sahibi olduğu Be -Ya Filmcilik Üç Tekerlekli Bisiklet’i çekmeye karar verdiğinde, Sezer Sezin filmde oynamak isteğini ortaya koyar. Lütfi Akad, kendisinin bu isteği desteklediğini, tam ona göre bir rol olduğunu düşündüğünü ancak, Sezer Sezin’in oyunculuğunu bilmeyen Vedat Türkali’nin kuşkulu, Nusret İkbal’in de tereddütlü olduğunu söyler. Yapımcı Nusret İkbal sonunda kararını verir ve film çekilmeye başlar.

 

 Lütfi Akad, Sezer Sezin’in daha ilk günden, oyun yorumuyla müthiş bir gelişme gösterdiğini söyledikten sonra ekler: “Senaryodaki Hacer işte bu kadın!”

Bu yazı toplam 4812 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.