1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tulgar

  3. Masum gündelik mucizeleri kaybederken
Ahmet Tulgar

Ahmet Tulgar

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Masum gündelik mucizeleri kaybederken

A+A-

Meyveler biçim ile içeriklerinin insanın bilinçli bakışında kazandığı sarsılmaz dengeyle başından beri işlev ve estetiğin iç içe geçişinin, bireşiminin imgeleri olagelmiş, bu dengeli işlev ve estetik bileşkesini görüş – dokunuş – tadış sürecinde başından nihayetine kadar insandan esirgememiştir.

Meyve en zorlu anlarda dahi insan tarafından adeta bir şölen havasında, yaşama sevinciyle desteklenen bir törensellik içinde sadece bedene değil, estetik duyum ve metafizik bakışa da aktarılmıştır. Üstelik bu aktarma süreci hemen de tamamlanmıyor, insan meyveyi bir gıda ve lezzet toplamı olarak vücuduna aldıkta sonra da meyve bütün estetik çağrışımları ve hakkında edinilmiş bilgilerle organizmamız kadar ruhumuza da şifa sunmakta, vücudumuzda hâlâ etkiyor olduğunu biz unutana kadar hayatımıza sevinç katmaktadır. Önünde sonunda meyveyi her defasında bir armağan gibi almışızdır. Manavda, markette, tezgâhta meyve için ödenen para cebimizden çıktığı anda unutulacak kadar önemsiz bir fazlalıktır aldığımız bu büyük ve güzel armağan karşısında.
Çiçekler gibi gizemli ve işlevleri neredeyse bütünüyle estetik duyuma eklenmiş, asla sebzeler kadar olgunluklarını işlevinde ve katıldığı işleme sürecinde ispata hükümlü olmayan meyveler bir armağan olma niteliklerini işte sundukları bu; işlev ve güzelliklerini bir defada, compact olarak elde etme imkânı sayesinde edinirler, ortaya koyarlar.
Bilimin meyveye pragmatist yaklaşımının meyveler ile ilişkimize katkısını teslim ettikten sonra keyifle bakışımızı çevirdiğimiz sanatın alanında meyve masum ve gündelik ama asla mütevazı olmayan bir mucize olarak her dem sevilen ve minnet duyulan bir tema olmuştur. Masumiyet, zevk ve sevinç bir sanatsal imge olarak meyvelerde manifesttir ve bu nedenle bu imgeler naturemort değil hareketi ve hayatı sakince ve huzur içinde saklayan Stilllebenstill life‘tır bu durumda.
Tabii bütün bu saptamalar hızla geçerliliklerini yitiriyor ve bir eski zaman bilgisi olmaya aday. Kapitalizm ve sermayenin amansız kâr hırsı meyveler ile ilişkimizi toptan sabote ediyor. Artık ne formları ne işlevleri bizim için eskiden ifade ettiklerini ifade ediyor. Rast gele kusursuz bir geometriye ulaşmış bir meyve bize anında laboratuar ortamını işaret ediyor, tezgâhlardaki bereket genetik komploların alarmını veriyor, manav dükkânlarının önünden şüpheyle geçerken sevinç değil sorular doluyor zihnimize. Zevke hep bir aldatılma korkusu, ihanet burukluğu karışıyor.
Meyvelerle adlandırılan mevsimler, şenliklerle karşılanan doğa olayları, ortak zenginliğimizle edindiğimiz armağanlar yok artık. İlaç endüstrisi meyvenin yükünü kaldırmamamızı, bunun yerine cebimize bir ilaç kutusu atmamızı telkin ediyor. Zaten biz de sandıklardaki meyvelerin biçim ve içerik dengesinden çok ilaç firmalarının duyurularına inanmaya meyilliyiz. Ne biçimin kusursuzluğu ne içeriğin bolluğu bizi samimiyeti konusunda ikna ediyor. Meyve kurtlarını zirai ilaçlama ile yok ederken reklam kampanyaları ile içimize şüphe kurtları düşürdüler.
Eski sevgilinin ten kokusunu, dudaklarının dolgunluğunu özler gibi arıyoruz çocukluğumuzun meyvelerinin lezzetini, diriliğini.
Sonra vazgeçiyoruz, bakmıyoruz artık meyvelere, sadece tüketiyoruz.
Oysa kapitalizmin meyvelere bakışımızı nasıl dejenere ettiğini anladığımızda bizden ne istediğini de anlayacağız.
Mucizeden araca, yaşama sevincinden korunma telaşına, estetik duyudan iştahlı bir tüketime hızlı bir düşüş.
Ölümcül atlayış.

 

Bu yazı toplam 7334 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.