1. YAZARLAR

  2. Sunay Demircan

  3. "Meşelik" konulu mahsun eser
Sunay Demircan

Sunay Demircan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

"Meşelik" konulu mahsun eser

A+A-

Tigris Haber- Geçende bir ev aldık ayıptır söylemesi.

(Ev mev almadık, haber uydurma, hemen inanma, dur bi nefes al).
Baktık yerler parke, salon parke, yatak odası parke, mutfak parke, afedersin hela parke...
"Meşe" dedi satan adam.
"Meşeymiş" dedi hanım.
"Hımmm, meşe demek" dedi oğlan.
"Meşeyse alalım" dedim.
Başka ne denir? Binayı kaptım.


Yerleşme kargaşası bitince, mübarek meşeliği ziyarete açtık.
Hanım, "halı koymayalım ki, meşe kapanmasın" dedi.
Oğlan, "sehpa koymayalım, meşe çizilmesin" dedi.
Kayınvalide "peluş terlik zorunlu olmalı" dedi.
Neyse, kurban niyetine bir muzlu pasta kesip, meşeliği açtık ziyarete.
İlk ziyaretçi Namık abi ile Necmeddin teyze geldi. (Demiştim ama, uydurma)
Hanım terlik vermedi, "çorapla basabilirsiniz, yerler doğal meşe" dedi.
Oğlan, "Necmeddin teyze ellesene, bak meşe" dedi.
Erkek muhabbetine kulvar olsun diye, "Namık bak, yaşlı bir ağaca benziyor, 100 yaşından fazla olmalı, mis gibi de kokuyor" dedim.
Namık baktı "en az 100, ama bu çok pahallı olmalı" dedi.
"Pahallı ama doğal, belki kurt bile vardır, artık katlanacağız, ne yapalım?" dedi hanım.
Oğlan, yeri yalamaya kalktı, kayınvalide zor kaldırdı.
...
Böyle böyle mahallede ünümüz yayıldı, ziyaretçi sayısı da her geçen gün arttı.
Ben diyeyim on, siz deyin yirmi gün sonra, Konya'dan hala kızı Memiş abla geldi, 12 yaşındaki oğlu Yavşan da yanında.
Yavşan, Cingöz Recai ile aynı ırktan.
İçeri girer girmez bastı yaygarayı.
"Anneeee... baksana laminata, zamk kokuyor".
Memiş abla "sus sen" diye, yavşanın yapraklarını yolmaya başladı.
"Leşşs gibi kokuyor bu sahte kaplama"
"Meşe" diye titredi hanımın sesi, "meşe".
"Laminat bu baksana, uydurma ağaç" dedi, Yavşan oğlu Yavşan.
"Bizde uydurma olmaz" dedi oğlan.


Kayınvalide koşup hanıma kolonya getirdi.
Alnına kolonya sürerken, kulağına fısıldadı "meşe, meşe...".
Yavşan bu, yapraksız kalır, sessiz kalmaz.
"Laminat işte, bal gibi laminat, odun telaşını kimyasalla karıştırıp sıkıştırmışlar, üstüne de reçine emdirilmiş kağıdı döşemişler, al sana meşe...".
"Biiiiz" diyerek, şehadet parmağımı elden geldiğince kaldırdım. "Biz ona varlığımızı armağan ettik zibidiiii, onun altındaaa... onun üstündeee, onun içindeeee ... var ettik geçmişi, geleceğiii... senden mi öğreneceğiz 100 yıllık meşeyiiiiii".
Hanım alkışladı, baktım oğlan ağlıyor.
"İstersen keselim bir yerini, görün içini, nasıl uydurmaymış sizin meşe" dedi, pislik.
Bir elinde Yavşan'a bir demet sarımsak uzatmış halde, "Meşelik bütündür, bölünmez zıpır" diye kükredi kayınvalide.
Sarımsak etkili oldu galiba, sustu.
O sırada hanım cep telefonundan bir yazı çıkardı, "dinleyin bakın ekşi sözlükte ne yazıyor, bunlar meşeymiş".
Oğlan elinde telefon havaya sıçradı "Hıncal kaç yıl önce yazmış, 'gözlerimle gördüm, meşeydi' diyor".
Ben daha ciddi makaleler peşindeyim,
"Al sana kanıt" diye bağırdım, herkes sustu.
Ingilizlerin en saygın gazetesi, The Sun, ne demiş bak "this is a masshe", yani bu bir meşedir."
Hanım gurur dolu gözlerle bana baktı, oğlan yine ağlıyordu, kayınvalide kolonya servisine devam etti.
(Baaaak? Yüreğine su serpildi di mi? Uydurma, uydurma...).
Yavşan ve anası gidince hanım, "oooo lingo da lingoooo meşeleeeeer" diye göbek atmaya başladı, kayınvalide peluş terliklerini giyip çay koymaya mutfağa gitti, o sırada bir haber daha buldum, zamanında Şüküfe Paşa demiş ki, "meşelikler ilelebet yaşayacaktır".

 

 

Bu yazı toplam 755 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.