1. YAZARLAR

  2. Bedros Dağlıyan

  3. MUCİZE BEKLEYEN ÇOCUKLAR
Bedros Dağlıyan

Bedros Dağlıyan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

MUCİZE BEKLEYEN ÇOCUKLAR

A+A-

Her yılbaşı biz çocuklar için mucize dolu değil midir? Gelen hediye elbette değişebilir, ama her çocuk kulağı kapıda inanarak bekler ona yapılan armağanı… Büyükler değil ama çocuklar her daim mucizevi bir gece düşlerler…  Hayal kurmalarına engel hiçbir durum yoktur ki. Çocukları geleceğe taşıyan, onların sevdikleri, gözlerinde yücelttiği geleceğe dair kurduğu hayallerdir. Okuduğum kitaplar bana hep geleceğe dair umut vaat etmiştir.

Jules Verne, Victor Hugo, Vasconzelos,Antoine De Saint Exupery, Eleanor H.Porter, Hans Christian Andersen, Ferenc Molnar, Lewis Carroll, Johanna Spyri,Marc Twain,Erich Kastner,Dostoyevski, Tolstoy, Turganyev, Maksim Gorki gibi Dünya yazarları bir çırpıda aklıma gelen ve hayli kitaplarını okuduğum yazarlardandı. Her kitap benim için mucize kapısının açılışı gibiydi üstelik. Okur ve hayallere dalardım. Her yılbaşı en çok istediğim armağan hep kitaplar değil miydi?

Kıt kanaat geçinen bir aileydik, ama annem ve babam hiçbir şeyin eksikliğini bize hissettirmedi. Ya da biz çabucak sevinen mutlu çocuklardık. Sivas ’da kendimize mutlu bir yuva kurmuştuk. Masal diyarında yaşayan minicik bir aileydik işte.  Üstelik duvara yasladığımız kütüphanemiz de gittikçe büyüyordu. O yıl kendi elimizle babamla birlikte maviye boyamıştık. Her kitap geldiğinde içim sevinçle dolu annemle paylaşırken hayaller kuruyor ve onunla paylaşıyordum da… Anneciğim beni dinliyor, sevincime ortak oluyordu.

Noel akşamları bizim için neşeli bir anın başlangıcı gibiydi. Noel Babaya inanırdık. O beyaz sakallı ihtiyarın bize getireceği hediyeleri dört gözle beklerdik. Yastığımızın altında istediğimiz hediyeyi yazdığımız kâğıdı koymuştuk nasılsa ve onun okuyacağından da emindik. O çocukça sevinç içimizde nasıl da kıpır kıpır ederdi. O vakitler televizyon da yok tabi ki biz radyodan gelen seslere kulağımızı kabartmış gelecek armağanların sevinciyle güzel hayallere dalmış olurduk.

Babamın bizi eğlendirme amacıyla yaptığı portakal adamı nasıl da beklerdik. Onu yaparken başında durur bitişini sabırsızca izlerdik. Portakalın, keskin bir bıçakla adama dönüşmesi biz çocukları sevince boğardı. O portakal adam hep gülerdi. Babam, ağzına bir de sigara tutuştururdu; tüttürürken kahkahayla izlerdik. Dedemin getirdiği, bastık, ceviz, dut kurusu, kuru üzüm ve kuzinenin üzerinde pişen kestane… Tüm zevkimiz bundan ibaretti işte; ha bir de hep bir ağızdan babamın kırmızı şarabı içtikten sonraki neşesine Diyarbakır ve Sivas türküleriyle katılırdık.

Saat on ikiyi vurduğunda biz çocukların hali görmeye değerdi. Yüreğimiz kıpır kıpır kahkahalar atarak paketleri yırtarken hayallerimiz de gerçekleşmiş olurdu.

Çok sonraları çocuklarımın da Noel Babanın onlara getireceği hediyeleri beklerken ki helecanlarına tanık oldum. O an hayallerimin gerçekleştiği andı işte…

Günlerce koca koca adamların Noel hakkında konuşmalarını dinledim. Nefret içeren, içinde bir nebze olsun sevgi, bir nebze olsun hayal olmayan olumsuz konuşmalardı. Hangi din içinde bir damla sevgi olmadan çocukların içinde büyüyebilirdi ki. Oysa Noel’i kutlamak Müslüman Dinine ait bir kavram olmayabilirdi. Ancak kutlayanlara duyulan nefret ne denli insaniydi kimse düşünmedi. Sonra olan oldu, günlerce Noel Baba mankenlerine yapılan çirkin tecavüzleri izledik. Kimseler bunu görmedi, duymadı, duymak istemedi. Oysa biz birlikte yaşamayı becerebilmiş halklar topluluğuyduk. Birlik ve beraberlikten başka türlü nasıl söz edilebilirdik ki…

Gece yarısından sonra yılbaşı kutlamaları için eğlenen insanlara yapılan katliam belki bizim kendimize gelmemizi sağlayacaktır diye düşünüyorum. Teröre karşı birlik ve beraberliğimiz onu yenmemizi de sağlayacaktır mutlaka…  Terörü onu lanetlemek ve kınamakla değil, farklı dinlere, farklı dillere sevgi dağıtarak yenebileceğimizi idrak etmemiz de gerekiyor bir taraftan... Üretilen nefretle ancak savaşlar çıkarabileceğimizi de hissetmek zorundayız.

Derdimize, tasamıza ve sevincimize ortak olarak yurttaş olabiliriz. Paylaşmak nasıl da güzel bir duygudur biliyoruz; çünkü biz Anadoluluyuz!

Dün oradaki çalışanlar dâhil, eğlenenlere yapılan alçakça saldırı bizi birbirimize yaklaştırmaya yardımcı olmuştur umuyorum. Aksi takdirde hepimiz bu işin müsebbibi oluruz ki; çocuklarımıza bunu anlatamayız. Nefret de, sevgide öğretilen ve öğrenilen bir duygudur. Ancak sevgi insanı ne kadar çoğaltıyorsa, nefrette o kadar azaltıyordur.

Ben çocukluğumun güzel hayallerinde yaşamayı hep sevdim. Siz de sevin ki; kucaklamak için kollarınız hep açık kalsın… 6 Ocak günü Noel akşamı mucizevi bir şekilde barışın gerçekleşmesini, halkın kucaklaşmasını çocuk gibi bekliyor olacağım. Bu benim hayalim; sizin de hayaliniz olsun…

 

Bu yazı toplam 515 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.