1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Müslüman ve Hıristiyanlar için kutsal Zülküf Dağı korumaya alınmalı
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Müslüman ve Hıristiyanlar için kutsal Zülküf Dağı korumaya alınmalı

A+A-

    

Hazreti İsa’nın anası Meryem Ana’ya karşı Diyarbakır’da büyük saygı vardır. Öyle ki,  kentin Urfakapı semtindeki Meryem Ana kilisesine zaman zaman Müslümanlar da giderek ziyaret ederler. Çocuğu olmayan kadınların, hastaların sıkça ziyaret ettikleri kilisenin avlusunda bulunan ve şifalı olduğuna inanılan kuyudan su içer, dualar eder, adaklar adarlar. Burayı ziyaret eden kadınlar kız çocukları olduğunda adını mutlaka Meryem koyarlar. Bu nedenle Diyarbakır’da Müslüman kadınlar arasında Meryem adı oldukça yaygındır.

Yörede bir başka kutsal Meryem Ana mekanı da Ergani’de, bazı kayıtlarda yarı sönmüş volkan olarak gösterilen 1700 rakımlı, Zülküf Dağı’ndadır. Kentin kuzeyindeki bu dağ hem Müslümanlar, hem Hıristiyanlar tarafından kutsal sayılır ve yılın belirli aylarında ziyaret edilir.

Kur’an-i Kerim’de adı geçen 28 peygamberden biri olan Zülkefil Nebinin makamının olduğu dağın güney ucunda da Meryem Ana adına yapılmış bir manastırın kalıntıları vardır.

1612 yılında Ergani’yi ziyaret eden Polanyalı Seyyah Simeon’un, Mucizeler yaratan büyük bir mabed olarak sözünü ettiği bu manastırın 360 odalı olduğunu, ayrıca aşhane, fırın, hayvan barınakları, büyük su sarnıçları, rahip ve rahibelere ait eğitim yerleri, özel odalar ve misafirhaneler bulunduğunu belirtir.

Bakımsızlıktan ve define avcılarının tahribatı sonucu harap olan bu büyük mabede yakın yıllara kadar, her ağustos ayının ilk haftasında yurt içinden ve yurt dışından binlerce Hıristiyan gelip bir gece kaldıktan ve yarım hacı olduktan sonra Efes’e giderlerdi. Halk arasında, bu manastırın altından Diyarbakır’a kadar gizli bir yol olduğu, ancak aramalara karşın bulunamadığı söylentisi yaygındır.

Zülküf Peygamber makamı dağın kuzeybatı ucunda, boynuz şeklindeki iki sarp kayalığın arasındadır. Asıl adı Beşir olan, ancak dürüstlüğü, doğruluğu ve mertliği nedeniyle Kur’an-i Kerim’de adı geçen ve peygamber olduğu belirtilen Zülkefil, rivayet edilir ki, buraya yerleşerek hem Anadolu, hem İran, hem Arabistan halklarını Allah’ın birliğine davet etmiştir.

Bu dağın zirvesini kendine makam olarak seçen Zülkefil Nebinin mezarı tartışmalı olsa da diğer peygamberlerle birlikte Eğil’de olduğu ihtimali daha güçlüdür.

Erganililer mezarın da dağda olduğunu öne sürerken, Eğilliler mezarın kendi ilçelerinde olduğunda ısrar ederler.

Havalar güzel olduğunda her Cuma günü Müslümanlar tarafından ziyaret edilen Zülkefil Nebi makamına yakın yıllara kadar yurt dışından, özellikle Suudi Arabistan ve İran’dan çokça ziyaretçi gelirdi. Erganililer, Libya’nın kurtarıcı lideri Muhammed İdris El Sünusinin Zülküf Dağı’nı ziyaret ettiğini, buraya çokça yardımda bulunduğunu, değerli eşya bağışladığını anlatırlar.

Ne var ki, Zülkefil nebi makamı da tıpkı Meryem Ana manastırı gibi yağmacıların şerrinden kurtulamadığı biliniyor. Öyle ki, halkın var olduğunu söyledikleri birçok değerli eşya şimdilerde yerinde değiller. Tabii eğer müzelere kaldırılmamışsa… Ayrıca da yapılan bilinçsizce yapılan onarımlar sonucu, pek çok parçalanmış taş kitabe ve kabartma motifler onarımlarda gelişigüzel kullanılmış, hatta bazıları duvarlara taş niyetine yerleştirildiği görülmektedir.

Zülküf Dağı’ndaki, bir diğer önemli kutsal mekan da dağın güney ucunda, çok sarp kayalıkların üzerine inşa edilmiş olan Meryem Ana Manastırı’dır.

Polonyalı gezgin Simeon’un anlatımlarına göre 1500-1600’lü yıllarda Anadolu’nun, hatta Ortadoğu’nun en büyük ve kapsamlı mabedi olan bu manastırda her yıl yüzlerce rahip ve rahibe yetiştirilerek dünyanın dört bir yanındaki kiliselere gönderiliyordu.

1910 yılı ve sonrasında kimilerine göre, macera arayan bir gezgin, kimilerine göre ise, Kraliçe Wictorya’nın emriyle görevlendirilmiş dünyanın en sinsi kadın casusu İngiliz Gertrut Bell, Diyarbakır’ı ve bu arada Ergani’yi gezerek fotoğraflar çekmiş, bilgi toplamıştır. Zülküf Dağı’ndaki manastırı da gezen Gertrut Bell’in çektiği fotoğraf, halen bu manastırla ilgili elimizdeki tek ve önemli belgedir…

Sonuç olarak, hem Müslümanlar ve hem de Hıristiyanlar için kutsal sayılan Ergani’deki Zülküf Dağı korumaya alınmalı, ciddi bir restorasyona tabi tutulmalı ve turizme açılmalıdır…

 

Bu yazı toplam 912 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.